Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Bir süredir yazılarımı aksatıyorum. Bunu fark etmiş olanlar vardır, olmayanlar da vardır; hiç sorun değil.
Ama ben farkındayım.
Ve şunu en baştan söyleyeyim: Ben bilmiyor muyum dakikada altı aylık köşe yazısı yazdırabileceğimi?
Elbette biliyorum.
İstersem bir tuşa basarım, önümüzdeki yılın tüm başlıkları hazır olur. Hatta kelime sayısı tutar, imla hatası olmaz, trend kelimeler bolca serpiştirilir.
Ama işte…
İçimden gelmedi. Elim gitmedi. Açıkçası yazamadım.
Bu yüzden TGRT Haber’e sabırları için teşekkür ederim. Sabretmeye de bilirlerdi!
Bir de abidik, gubudik gibi başlıklara katlandıkları için. Her editörün kaderi değildir böyle yazarlarla yaşamak.
Ama galiba aslolan da burası değil mi? Son zamanlarda kendime şunu soruyorum: Köşe yazarlığı, yapay zekadan sonra gereksiz bir şey mi oldu?
Düşünün…
Haber siteleri artık haber yazmak zorunda değil. Veri var, algoritma var, otomasyon var. Kim ne dedi, nerede oldu, kaç kişi etkilendi…
Hepsi makine için çocuk oyuncağı. Analiz mi? Yapar. Özet mi? Anında. Karşılaştırma mı? Excel’den hızlı.
O zaman, biz neden hala yazı yazıyoruz?
Daha doğrusu… Bizden neden yazı bekleniyor?
Belki de cevap şu: Yazının kendisi için değil, yazamama hali için.
Makine yazabilir. Ama yazmak istememeyi anlayamaz. İçinden gelmemesini taklit edemez. Ruh hali "bugün olmaz” demez.
Yapay zeka hiç “elim gitmedi” demez. Hiç “bugün susmak daha doğru” demez. Hiç “yanlış hissettiğim bir şeyi doğruymuş gibi yazmayayım” demez.
İşte köşe yazısını hala değerli kılan yer burası galiba.
Köşe yazarlığı belki de artık bilgi verme işi değil. Çünkü bilgi bol. Hatta fazla bol. Taşmış durumda.
Köşe yazarlığı artık insan halini gösterme işi olabilir. Tereddüdü, kararsızlığı, çelişkiyi, duyguyu, hatayı…
Yani algoritmanın sevmediği her şeyi.
Ben bugün yazamadım. Çünkü duygularım net değildi. Çünkü söyleyeceğim şeyin doğru olmasından çok, samimi olması gerekiyordu.
Ve samimiyet bazen susmayı gerektirir. Makine bunu bilmez. Çünkü makine kusursuz olmaya programlıdır.
İnsan ise kusurlarıyla var olur.
Belki de köşe yazısı dediğimiz şey, form değiştirmeli, haftada üç yazı değil, ayda bir dürüst metin olmalı.
Belki fikirden çok hal anlatmalı, sonuç vermemeli, soru bırakmalı. Belki de köşe yazarlığı yerini başka bir şeye bırakacak: Düşünce günlüğüne.
Zihinsel notlara. Yarım kalmış cümlelere.
Yapay zeka çağında herkes pürüzsüz. Herkes tutarlı, mantıklı, herkes doğru.
Ama insan doğru olmak zorunda değil. İnsan bazen dağınık olur bazen fikri değişir, bazen dün savunduğunu bugün sorgular.
Bu bir zayıflık değil. Sadece insanlık...
Belki de bu yüzden bu köşe hala var. Ben yazabildiğim günlerde yazıyorum, yazamadığım günlerde susuyorum.
Ve galiba bu köşeyi değerli yapan şey de bu. Sonuçta bir algoritma gibi davranmamam. Ya da bir makine gibi üretmemem.
Duygularımın olması. Hatalarımın ve kusurlarımın olması gerekmez mi?
Ancak artık kusursuzluk çağını geçtik. Şimdi kusurlarla güzel olabilen bir döneme giriyoruz. Yapay zeka bize her şeyi daha iyi yapmayı öğretecek belki,
ama neden yaptığımızı hatırlatamayacak.
O yüzden yazı yazıyorum. Bazen aksatarak, saçma başlıklar atarak, bazen de içimden gelmediği için susarak.
Ve sanırım bu çağda en devrimci şey şu: İnsan kalabilmek.
TGRT Haber’e bir kez daha teşekkürler.
Sabırları, alan açtıkları ve hala bizden makine olmayan bir şey bekledikleri için.
Belki de mesele yazı değil.
Belki mesele hala insan olmamız.
