Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Ufukta seçim yok, neden herkes seçim konuşuyor?

GİRİŞ:
2026-08-24
saat ikonu 09:01
|
GÜNCELLEME:
2026-08-24
saat ikonu 09:01

Türkiye yine aynı tartışmanın içine çekiliyor:

“Baskın seçim mi geliyor?”

Genel Başkanı ’nin siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini söylemesinin ardından muhalefet cephesinde adeta bir alarm düğmesine basıldı.

Bahçeli’nin açıklaması, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ruhuna uygun şekilde siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden ele alınması gerektiğine ilişkin bir siyasi değerlendirmeydi.

Fakat açıklamanın üzerinden çok geçmeden bazı haberlerde bunun anlamı değiştirildi:

“Yeni Parti’ye operasyon hazırlığı. Seçim sistemi değişiyor. Baskın seçim geliyor…”

Burada haber ile yorum arasındaki çizgi kayboluyor.

Çünkü ortada henüz MHP ve tarafından sunulmuş somut bir kanun teklifi yok. Buna rağmen kamuoyuna sanki bütün bunlar olmuş gibi bir “baskın seçim” atmosferi pompalanıyor.

Peki gerçekten öyle mi?

Cumhur İttifakı açısından seçim hesabı neden farklı?

Öncelikle Cumhur İttifakı’nın bugünkü siyasi pozisyonuna bakalım.

AK Parti’nin bugüne kadar yaptığı açıklamalar, seçimin 2028’de zamanında yapılacağı yönünde. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 2026 ve 2027’de erken seçim olmayacağını, seçimin 2028’de yapılacağını açıkça ifade ettiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığı açısından birkaç aylık bir tarih ayarlamasının ayrıca değerlendirilebileceğini söylemişlerdi. 

Yani iktidarın önünde şu anda “hemen sandığa gidelim” şeklinde bir siyasi zorunluluk görünmüyor.

Tam tersine zaman iktidarın lehine çalışabilecek bir değişken.

Terörsüz Türkiye süreci henüz yeni başlıyor. PKK’nın silah bırakması ve örgütsel tasfiyenin devlet tarafından teyit edilmesi bekleniyor.

Ekonomide uygulanan istikrar programının sonuçlarının daha belirgin hale gelmesi için zamana ihtiyaç var.

Türkiye’nin bölgesel ve ekonomik kazanımlarının seçmen davranışına nasıl yansıyacağı henüz tam olarak görülmüş değil. Böyle bir tabloda, iktidarın bütün bu süreçlerin sonuçları ortaya çıkmadan baskın seçime gitmesi neden rasyonel olsun?

Erdoğan’ın siyaset tarzı da bunu işaret etmiyor

Bir başka önemli nokta da Cumhurbaşkanı ’ın siyaset yapma tarzı.

Erdoğan, bugüne kadar kritik siyasi süreçlerde çoğu zaman kısa vadeli heyecanlardan ziyade sonuç almayı, şartların olgunlaşmasını ve doğru zamanı beklemeyi tercih eden bir siyasi aktör oldu. Bugün önünde de tamamlanmayı bekleyen büyük bir siyasi proje var:

Terörsüz Türkiye.

Meclis’ten 467 oyla geçen çerçeve yasa, bu sürecin hukuki zeminlerinden biri olarak kabul edildi. Başkanı Numan Kurtulmuş, 467 oyla kabul edilmesini, Terörsüz Türkiye’ye yönelik geniş siyasi desteğin yansıması olarak değerlendirdi. 

Şimdi süreç yeni bir aşamaya giriyor. PKK’nın silah bırakması ihtimali gündemde. Örgütün tasfiyesinin devlet tarafından teyit edilmesi bekleniyor.

Böylesine kritik bir dönüşümün siyasi sonuçları henüz ortaya çıkmamışken Türkiye’yi seçime götürmek, iktidar açısından oldukça yüksek maliyetli ve gereksiz bir risk olur.

Dolayısıyla bugün için “baskın seçim geliyor” iddiasının siyasi mantığı zayıf.

Peki Bahçeli ne söyledi?

Bahçeli’nin açıklamasını da yok sayamayız. Tam tersine, siyasi partiler ve seçim sistemi konusunda yeni bir tartışmanın kapısını açtığı açık.

Fakat bir siyasi liderin “sistem yeniden düzenlenmeli” demesiyle, bunun hemen “Yeni Parti’yi hedef alan seçim yasası geliyor” şeklinde yorumlanması arasında ciddi bir fark var.

Elbette Meclis açıldığında siyasi partiler yasası, seçim sistemi, ittifaklar, ortak liste, Hazine yardımı ve benzeri başlıklar tartışılabilir. Bunların hepsi siyasetin doğal gündemidir. Ama henüz ortada olmayan bir düzenlemenin sonuçlarını bugünden ilan etmek, gazetecilikten çok siyasi pozisyon almaya dönüşüyor.

Yeni Parti meselesi neden hemen işin içine sokuluyor?

Yukarıda anlattığım balıklara bakıldığında “Yeni Parti’yi engellemek için seçim yasası değiştirilecek.” demek için henüz yeterli veri yok.

Anayasa değişikliği olursa tablo değişebilir

Bir başka önemli başlık ise anayasa. Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının 467 oyla kabul edilmesi çok geniş bir Meclis desteğine işaret ediyor. Ancak bu tabloyu doğrudan anayasa değişikliği konusunda oluşmuş bir uzlaşı olarak okumak mümkün değil. 

Eğer ilerleyen süreçte anayasa konusunda geniş bir siyasi mutabakat oluşursa, o zaman seçim takvimi ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi başlıkların da yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

Fakat bugün böyle bir uzlaşı yok. Dolayısıyla bugünden seçim tarihinin değişeceğini söylemek de doğru değil.

Yolsuzluk soruşturmaları ve dokunulmazlık tartışmaları

Üstelik Türkiye’de siyasi gündem yalnızca seçim yasasından ibaret değil. Yolsuzluk soruşturmaları devam ediyor. Yeni Parti milletvekilleriyle ilgili dokunulmazlık tartışmaları ve yargı süreçleri gündemde.

CHP içindeki siyasi ve hukuki tartışmalar sürüyor. Yeni siyasi dengeler henüz tam olarak oluşmuş değil.

Bütün bu tablo içerisinde seçim mevzuatında yapılabilecek bir değişikliğin hangi amaca hizmet edeceğini bugünden kesin biçimde söylemek mümkün değil.

İktidarın da muhalefetin de önce somut teklifleri görmesi gerekiyor.

Şimdilik gerçek daha basit

Türkiye’nin önünde şu anda siyasi partiler ve seçim yasası tartışması olabilir. Bunların tamamı siyasetin doğal alanıdır. Fakat bunların hiçbirisi tek başına “baskın seçim geliyor”anlamına gelmez.

Hele ki Terörsüz Türkiye sürecinin sonucu henüz ortaya çıkmamışken, ekonomik istikrar programının sonuçları henüz tam olarak görülmemişken, Anayasa konusunda siyasi uzlaşı henüz oluşmamışken baskın seçimin şu aşamada rasyonel bir tercih olduğunu söylemek oldukça güç.

Meclis açıldığında tartışma başlayabilir. Somut teklifler ortaya çıkabilir. O zaman kim ne istiyor, hangi parti neyi hedefliyor, hangi değişiklik kimin işine yarıyor daha net konuşulur.

Peki Yeni Parti ve ona yakın medya organları bu algıyı neden oluşturuyor? Duruşmalardaki yüzleşmelerde anlatılan rüşvet diyaloglarına, yolsuzluk iddialarına cevap veremedikleri için olabilir mi? Belki de söyleyecek söz kalmadığı ve Ekrem İmamoğlu’na müteahhitlerin söylediklerini gündemden düşürmek için… 

Ama bugün için tablo şudur:

Seçim yasası tartışması var ama ortada seçim yok. Reform ihtimali var ama baskın seçim kararı yok. Siyasi hesaplar var. Ama sandığın erkene alınacağına dair somut bir karar yok.

Dolayısıyla “baskın seçim geliyor” söyleminin bugün için taşıdığı ağırlık, siyasi gerçeklikten çok muhalefetin tabanı diri tutmak için kurguladığı seçim söyleminden kaynaklanıyor …