Çin ve Ötesi: İran'a saldırının gerçek sebebi

GİRİŞ:
2026-04-03
saat ikonu 11:49
|
GÜNCELLEME:
2026-04-03
saat ikonu 11:49

Çin'in yarın bir karar alıp buğdayı, çipleri veya denizcilik sigortalarını sadece Yuan ile satacağını açıkladığını hayal edin. Küresel medya anında "Çin dünyayı rehin alıyor", "Gıda silah olarak kullanılıyor" manşetleri atar; Birleşmiş Milletler acil toplanır, NATO masaya oturur ve 48 saat içinde Çin "diktatör devlet" ilan edilirdi. İtaat etmeyenlerin küresel finans sisteminden kesileceği böyle bir tekelcilik, haklı olarak ekonomik terör ve savaş nedeni sayılırdı. Ancak ortada devasa bir çifte standart var: Amerika Birleşik Devletleri bunu tam 50 yıldır yapıyor ve kimse bu sisteme diktatörlük demiyor.

Altından Petrodolara Geçiş

Bu sistemin kökleri, bütün paraların dolara, doların ise altına bağlandığı 1944 yılına dayanıyor. O dönem doların arkasında altın vardı ve sistem güvenliydi. Ancak 1971'de Başkan Nixon, kimseye sormadan doların altınla olan bağını "geçici bir tedbir" bahanesiyle tek taraflı olarak kopardı. Aradan geçen 55 yıla rağmen bu geçici durum kalıcılaştı ve dolar hiçbir maddi değere bağlı olmamasına rağmen gücünü korudu. Peki dolar bu değeri nereden alıyor? Cevap çok net: Petrodolar. 1974 yılında ABD ile Suudi Arabistan arasında yapılan anlaşmayla petrolün sadece dolar ile satılması karara bağlandı. Karşılığında Suudi Arabistan'a askeri koruma sağlandı. Böylece Japonya'dan Almanya'ya, Hindistan'dan Brezilya'ya kadar, dünya nüfusunun yüzde 95'ini oluşturan petrol alıcıları, önce dolar almak zorunda bırakıldı. Dolara 50 yıldır trilyonlarca dolarlık yapay bir talep işte böyle yaratıldı.

Kurallara Uymayanların Bedeli: Irak, Libya, İran

Küresel sistemde petrol ve enerjiye erişmek isteyen dolara, dolara erişmek isteyen ise doğrudan Amerika'nın kurallarına uymak zorundadır. Bu kurallara uymayanların sonu ise her zaman kanlı oldu. 2000 yılında petrolü Euro ile satmaya başlayan Saddam Hüseyin, "kitle imha silahları" yalanıyla işgal edilen Irak'ta idam edildi. 2011'de Afrika kıtasını dolardan bağımsız kılacak altın destekli "Afrika Dinarı" planlayan Kaddafi, "insan hakları" bahanesiyle sokak ortasında öldürüldü ve Libya üçe bölündü. Bugün petrolünü Yuan ve Rupi ile satarak doları reddeden İran, dünyanın en ağır yaptırımlarına maruz kalıyor, SWIFT sisteminden çıkarılıyor ve bombalanıyor. Benzer şekilde petrolünü Çin'e Yuan ile satan Venezuela'da Maduro hedef tahtasına oturtuluyor. Bunların hiçbirisi tesadüf değildir; hepsinin tek ortak noktası dolar hegemonyasını reddetmeleridir.

Sistemin Asıl Güvencesi: 11 Uçak Gemisi

Bu küresel sistem, mahallenin kabadayısının herkese kendi jetonunu zorla satmasına ve "jetonu olmayan alışveriş yapamaz" dayatmasına benzer. Amerika bugün dünya üretiminin yalnızca yüzde 16'sını gerçekleştirirken, dünya ticaretinin yüzde 88'i dolar ile yapılıyor. Matematiksel olarak tutmayan bu tablonun tek bir açıklaması var: Doların değeri üretimden değil; savaştan, petrol anlaşmalarından ve küresel finans (SWIFT) tekelinden geliyor.
Doların arkasındaki asıl güvence altın değil; 11 uçak gemisi, 750 askeri üs ve 170 ülkeye yayılan devasa ABD ordusudur. "Petrol dolar ile satılacak" sözü bozulduğu an dolara talep düşecek ve bu sömürü sistemi çökecektir. İşte bugün İran'a yönelik saldırıların ve Ortadoğu'daki bitmek bilmeyen kaosun asıl sebebi, bu sistemi ne pahasına olursa olsun ayakta tutma çabasıdır.