Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Küresel siyasette isimler ve tanımlamalar sadece coğrafi bir yer bildirmez; aynı zamanda devletlerin o bölgeye dair vizyonunu, stratejik aklını ve nihai hedefini ortaya koyar. Uluslararası ilişkilerde bir coğrafyaya veya bir projeye verdiğiniz isim, aslında sizin oradaki nihai hedefinizi, stratejik derinliğinizi ve vizyonunuzu ele verir. Son dönemde Kafkasya ekseninde dönen koridor tartışmalarına tam da bu stratejik vizyonla, o sarsılmaz "devlet aklı" penceresinden bakmak mecburiyetindeyiz.
Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, o hayati güzergâhı sadece 30-40 kilometrelik dar bir alana hapsedip "Zengezur Koridoru" olarak adlandıranlara karşı yaptığı tarihi çıkış, sıradan bir terminolojik itiraz değildir. Bu, Türk devletinin masaya vurduğu stratejik bir yumruktur! Bahçeli’nin bu uyarısı, meselenin sadece yerel bir sınır geçişi olmadığını, hedefin Kafkaslardan Çin Seddi'ne uzanan devasa bir hat olduğunu dünyaya ilan etmesidir.
Emperyalistlerin ve bölgedeki bazı aktörlerin bu projeyi inatla "Zengezur" ismiyle anması tesadüf değildir. Hedef, bu muazzam küresel entegrasyonu, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki yerel bir ihtilafın veya basit bir sınır kapısı meselesinin dar kalıplarına hapsetmektir. Oysa Zengezur, o büyük kapının sadece kilit taşıdır; ardına kadar açılacak olan o kapının ve geçeceğimiz ana güzergâhın yegâne adı "Turan Koridoru"dur!
Turan kelimesi, bazılarının zihninde yanlış kodlandığı gibi ulaşılamaz bir ütopya, hamasi bir slogan veya sadece romantik bir tarihi terim değildir. Bugün Turan; 21. yüzyılın en somut, en gerçekçi ve haritaları yeniden çizen devasa bir jeopolitik gerçektir.
Meseleyi sadece Türk dünyasının fiziki olarak birleşmesi şeklinde okumak da resmi eksik görmektir. Karşımızda muazzam bir küresel satranç tahtası var. Turan Koridoru, Asya'nın yükselen gücü Çin’in dünyayı saran "Bir Kuşak Bir Yol" (Kuşak ve Yol İnisiyatifi) projesinin kalbini oluşturan "Orta Kuşak" veya "Orta Koridor" vizyonuyla birebir örtüşmektedir.
Dünyanın ağırlık merkezinin Atlantik'ten Pasifik'e kaydığı, tedarik zincirlerinin yeniden yazıldığı bu devirde Sayın Bahçeli'nin; Türkiye, Rusya ve Çin eksenli yeni stratejik denklemlerin tartışılabileceğini işaret etmesi, işte bu büyük küresel okumanın bir sonucudur. Kuzey koridoru Ukrayna-Rusya savaşıyla felç olmuşken, Güney koridoru Ortadoğu'daki ve Kızıldeniz'deki ateş çemberiyle kavrulurken; Pekin'den çıkıp Londra'ya uzanacak en güvenli, en kısa ve en istikrarlı hat Turan Koridoru'dur. Bu hat, Asya'nın devasa üretim ve enerji zenginliğini Batı'ya taşırken, Türkiye'yi de küresel tedarik zincirinin vazgeçilmez "merkez ülkesi" yapmaktadır.
Peki, haritaları yeniden şekillendiren, küresel dengeleri altüst eden bu devasa stratejiyi sahada kim işletecek? Bu vizyonu kurumsal bir çatı altında koruyacak siyasi mekanizma nedir? Karşımızda, emperyal aklın endişeyle takip ettiği o büyük ve kararlı yapı duruyor: Türk Devletleri Teşkilatı.
Türkiye ve Azerbaycan’ın sarsılmaz lokomotifliğinde; Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan'ın omuz verdiği bu teşkilat, artık sadece dilde ve fikirde birliği temsil etmiyor. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı; ekonomide, enerjide, savunma sanayisinde ve kritik lojistik altyapılarda "tek yürek, tek bilek" olmayı başarmış bir jeopolitik güç merkezidir.
Turan Koridoru, işte bu 300 milyonluk devasa potansiyelin şahdamarıdır. Bu koridor tam kapasite açıldığında, Türk devletleri birbirine sadece tarihi gönül bağıyla değil; demirağlarla, devasa otoyollarla, fiber optik kablolarla ve milyarlarca dolarlık enerji boru hatlarıyla, bir daha asla koparılamaz şekilde kenetlenecektir.
Özetle; devlet aklı, meseleye günübirlik siyasi polemiklerin sığlığında değil, asırları kucaklayan bir vizyonla yaklaşmaktadır. Türkiye, turan koridoru hamlesiyle sadece aradaki suni sınırları ortadan kaldırmıyor; Hazar'ın iki yakasını, büyük Türkistan coğrafyasını ve nihayetinde tarihi vizyonunu birleştiriyor. Dar ve vizyonsuz bakış açılarının Zengezur'a sıkıştırmaya çalıştığı bu büyük stratejik hamlenin adı, dünden bugüne ve yarına şüphesiz ki "Turan Koridoru"dur!
