Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın katıldığı televizyon programında yaptığı açıklamalar, Orta Doğu’da giderek büyüyen krizin ve bölgede kurulan "yeni gerçekliğin" en net haritasıdır. Türkiye'nin bu süreçte üç temel önceliği var: Birincisi savaşın çıkmamasıydı, ikincisi çıktıktan sonra yayılmasını önlemek, üçüncüsü ve en önemlisi ise Türkiye’yi bu savaşın tamamen dışında tutmak. Biz bölgeye barış tohumları ektik ve savaş istemiyoruz. Çünkü bölgesel istikrarsızlık, farklı ülkeler ve toplumlar arasında on yıllarca sürecek uzun vadeli çatışmalara yol açıyor.
Şu an barışın önündeki en büyük engel açıkça İsrail'dir. Bölge, adım adım İsrail’in kurguladığı karanlık bir oyunun içine çekiliyor. Türkiye olarak Körfez ülkelerine en büyük uyarımız, İsrail’in bu oyununa gelmemeleridir. Körfez başkentleri Ankara'nın sağduyulu sözlerini dinliyor; ancak tepelerine yağan füzeler karşısında haklı olarak, “Size 50 tane füze gelse ne yapacaksınız?” diyerek kendi derin güvenlik endişelerini de dile getiriyorlar. Eğer bu kriz uzar ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması gibi sorunlar sürerse, bölgede İran karşıtı daha geniş bir koalisyonun oluşması Orta Doğu'nun yeni gerçekliği olarak karşımıza çıkacak.
Yaşanan bu çatışmaların arka planında çok daha tehlikeli bir sosyolojik yıkım hedefleniyor. Müslümanların bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecek bir "fitne tohumunun" maalesef bölgeye atıldığını görüyoruz. Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz işte bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemektir. Bu kaotik ortamda, bölgedeki Kürt kardeşlerimizin de bu oyuna alet edilmek istendiği, bizim asla görmek istemediğimiz bir durum var; ancak Milli İstihbarat Teşkilatımız (MİT) sahadaki bu karanlık senaryoları çok yakından takip ederek geçit vermiyor.
Krizin küresel boyutunda ise Amerika'nın büyük bir çıkmazı var. ABD, eğer İran'la masaya oturup bir müzakereye varacaksa, kendi müttefiki İsrail üzerinde çok ciddi bir etki kurmayı, ona baskı yapmayı göze almalıdır. Bakan Fidan’ın deyimiyle; "Burada kim kimin bileğini bükecek onu göreceğiz." Tüm bu gerilimin uzaması, ilerleyen zamanlarda bölgede nükleer silahlara doğru tehlikeli bir kayışı hızlandıracağını öngörmek de maalesef masadaki yeni gerçekliklerden biri.
Oysa Türkiye'nin öncülük ettiği Kalkınma Yolu Projesi'nin belli bir etabı tamamlanmış olsaydı, bölge bugün bu kadar derin krizlere savrulmayacaktı. Geldiğimiz noktada, ABD-İsrail ve İran arasındaki bu ateş çemberini kırmak için hem Cumhurbaşkanımız hem de Dışişleri Bakanlığımız taraflarla çok yoğun bir temas halinde, canla başla çalışıyor. Bu diplomatik mekik dokumasında Pakistan da merkezi bir rol oynamaya devam ediyor.
