Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Halep’teki PKK/YPG varlığının sona ermesi, basit bir askerî yenilgi gibi değerlendirilemez; bu başarı, bir dönemin kapanması, bir stratejik yanılsamanın çökmesi ve Ortadoğu denkleminde sessiz ama derin bir kırılmadır.
Bu gelişme ne anlık bir kararın ne de sadece sahadaki güç dengesinin sonucudur. Aksine; uzun süre beklenmiş, doğru zaman kollanmış, diplomasiyle örülmüş ve psikolojik boyutu iyi hesaplanmış bir sürecin ürünüdür.
Süreci doğru okuyabilmek için sahayı, aktörleri ve niyetleri birlikte görmek gerekir.
Şeyh Maksud’dan Başlayan Hikâye
PKK’nın Suriye’deki ilk güçlü örgütlenme alanlarından biri Halep’teki Şeyh Maksud mahallesiydi. Esad rejimi bu yapıya yıllarca Türkiye’ye karşı bir baskı unsuru olarak göz yumdu. Savaş başladığında ise bu “göz yummanın” yerini fiilî iş birliği aldı.
Rejim-muhalif çatışmasının açtığı boşluk, PKK/YPG’ye benzersiz bir fırsat sundu. Örgüt Esad–Rusya–İran ekseniyle anlaşarak muhaliflerin kuşatılmasına destek verdi; karşılığında Halep’in bazı mahallelerinin fiilî kontrolünü aldı.
Halep böylece bir şehrin değil, bir stratejik pazarlığın nesnesi hâline geldi.
Geçici Uzlaşma, Kalıcı Gerilim
2024 Aralık ayında muhalifler Halep’e girdiğinde YPG’ye saldırılmayacağı mesajı verildi. Açılan koridorla bazı unsurlar çıktı.
1 Nisan’da YPG ile Şam arasında Halep mahallelerine ilişkin özel bir mutabakat yapıldı; 10 Mart’ta ise Suriye geneline dair daha geniş bir anlaşma imzalandı.
Ancak bu uzlaşma baştan itibaren kırılgandı.
Çünkü sahada YPG:
Gizli mühimmat sevkiyatı yaptı,
Militan transferini sürdürdü,
Mutabakatların güvenlik maddelerini fiilen ihlal etti,
Halep’i bir istikrar alanı değil, bir ileri karakol gibi kullandı.
2025 sonlarına gelindiğinde bu durum Şam açısından artık taşınamaz hâle geldi.
Halep Neden Önemliydi?
Şeyh Maksud ve Eşrefiye’nin nüfusu yaklaşık 180–220 bin aralığındaydı. Halep Valiliği’nin açıkladığı 142 bin kişilik tahliye, bu büyüklüğü teyit ediyor. Bu, Rakka’nın nüfusunun üçte birine yakın bir insan kitlesi demektir.
Yani mesele birkaç mahalle değil; bir şehir içinde ikinci bir şehir meselesiydi.
Askerî açıdan YPG’nin Halep yapılanması sınırlıydı:
Ağır silah yoktu
Gelişmiş tünel ağı yoktu
Zırhlı birlik yoktu
FPV kapasitesi düşüktü
Tecrübeli birlik sayısı sınırlıydı
Avantajı ise meskûn mahal ve yüksek sivil yoğunluktu. Stratejileri “sert karşılık vererek caydırmak” üzerine kuruluydu. Ama bu, Şam açısından sadece krizi erteleyen bir tabloydu.
Şam’ın Öğrendiği Ders: Süveyda
Şam, Süveyda tecrübesinden önemli bir ders çıkarmıştı:
Ani ve sert saldırılar istikrarsızlık üretir; kademeli ve diplomasiyle uyumlu baskı sonuç üretir.
Bu yüzden Halep’te şu strateji izlendi:
Kuşatma
Kademeli askerî baskı
Sivil tahliyeye öncelik
Medya ve diplomasiyle eş zamanlı hareket
Uluslararası tepkiyi minimize edecek tempo
Bu döngü birkaç kez tekrarlandı ve YPG’nin savunma hattı çöktü. Bir haftadan kısa sürede çekilmek zorunda kaldılar.
Psikolojik ve Diplomatik Yıkım
YPG açısından bu sadece toprak kaybı değildi.
Talepler karşılık bulmadı
Destek gelmedi
Çekilme geç kaldığı için kayıplar arttı
Örgüt içi ayrışma görünür oldu
PKK kadroları ile yerel Kürt unsurlar arasındaki gerilim açığa çıktı
Bu, bir örgütün askerî yenilgisinden çok meşruiyet ve gelecek kriziydi.
Şam ise ciddi bir uluslararası bedel ödemeden en büyük askerî başarısını elde etti ve iç meşruiyetini güçlendirdi.
Türkiye Açısından
Türkiye açısından süreç sessiz ama stratejik olarak olumlu ilerledi. Ancak bazı resmî açıklamalarda kullanılan “YPG ılımlı davrandı” söylemi sahayı yansıtmıyordu. YPG savaşı yayma blöfü yaptı, destek aradı ve sertleşti.
Halep’in temizlenmesiyle birlikte en önemli sonuç şudur:
Şam’ın “YPG ile anlaşarak hem Türkiye’den hem ABD’den kurtulma” stratejisi şimdilik çökmüştür.
Bu, Türkiye açısından sessiz ama çok değerli bir kazanımdır.
Sonuç: Bir Şehirden Fazlası
Halep’te olan biten bir şehrin el değiştirmesi değil;
Bir denklemin değişmesi, bir stratejinin iflası ve bir dönemin kapanmasıdır.
YPG’nin “yerel aktör”, “kalıcı yapı”, “zorunlu muhatap” iddiaları Halep’te çökmüştür.
Şam ise hem sahada hem diplomaside nadir görülen bir senkron yakalamıştır.
Ve belki de en önemlisi:
Ortadoğu’da bazen en büyük dönüşümler beklenmedik ama önemli yol ayrımında olur.
Halep de Ortadoğu’da o dönüşümlere büyük bir yelpaze açmıştır.
