Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
- İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yönelen füze Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Herhangi bir can kaybı olmamıştır.
-Türkiye açısından mesele münferit bir füze parçası değil; sınır güvenliği, bölgesel istikrar ve caydırıcılıktır. Hava sahamıza yönelik her ihlal, kaynağı ve gerekçesi ne olursa olsun, ulusal güvenliğimize yönelmiş bir tehdittir ve bu çerçevede değerlendirilir.
-İran’da son dönemde yaşanan gelişmeler dikkatle izlenmektedir. Ali Hamaney’in ölümü sonrasında devlet yönetiminde belirgin bir otorite boşluğu ve koordinasyon zafiyeti ortaya çıkmıştır. Karar alma mekanizmalarında çok başlılık, güvenlik birimlerinde dağınıklık ve komuta zincirinde belirsizlik söz konusudur. Bu tablo, sahadaki askeri unsurların kontrolsüz hamleler yapabilme riskini artırmakta; bölgesel güvenliği doğrudan etkilemektedir.
-“12 Gün Savaşı” sonrasında İran içindeki kaotik atmosfer derinleşmiş; merkezi devlet aklının zayıfladığı yönünde güçlü emareler oluşmuştur. Bu durum, öngörülemezlik riskini büyütmekte ve komşu ülkeler açısından güvenlik tehdidi üretmektedir. Türkiye, sınırlarına ve hava sahasına yönelebilecek her türlü kontrolsüz eylemi en net biçimde karşılıksız bırakmayacağını muhataplarına açıkça göstermiştir.
-Türkiye’nin pozisyonu ilkeseldir: Gerilimi artıran değil, yöneten ve dengeleyen bir aktör. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, kriz başlamadan önce yürüttüğü diplomatik temaslarda açık biçimde sükûnet ve diyalog çağrısı yapmış; çatışmalar başladıktan sonra da lider diplomasisiyle ateşkes ve istikrarı önceleyen bir hat izlemiştir. Türkiye, sahada güçlü; masada etkin bir ülkedir. Diplomasi önceliğimizdir; ancak caydırıcılığımız tartışma konusu değildir.
-Önceliğimiz saldırıların durdurulması ve kalıcı ateşkesin tesis edilmesidir. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti; askeri kapasitesi, istihbarat derinliği ve kriz yönetim kabiliyetiyle her türlü senaryoya hazırlıklıdır. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden hiçbir girişim karşılıksız kalmaz.
-Bu süreçte en kritik başlıklardan biri bilgi güvenliğidir. Teyide dayanmayan içerikler, manipülatif yayınlar ve kasıtlı dezenformasyon faaliyetleri yalnızca kamuoyunu yanıltmakla kalmaz; doğrudan ulusal güvenliği hedef alır. Özellikle sosyal medya üzerinden yürütülebilecek psikolojik harekât unsurlarına karşı dikkatli olunmalıdır. Resmî makamlar dışındaki spekülatif değerlendirmelere itibar edilmemesi önem arz etmektedir.
-Türkiye tehdit karşısında savrulan değil, kenetlenen bir devlettir. Devletimiz tüm kurumlarıyla sahadadır. Güvenlik güçlerimizin kapasitesi ve ordumuzun teknolojik üstünlüğü bölgesel ölçekte tartışmasızdır. Caydırıcılığımız sözle değil, kabiliyetle inşa edilmiştir.
-Bu dönem; ayrışma değil milli birlik, polemik değil stratejik akıl zamanıdır. Türkiye soğukkanlıdır, hazırlıklıdır ve kararlıdır. Hiçbir kaotik ortamın, hiçbir kontrolsüz hamlenin ve hiçbir karanlık hesabın Türkiye’yi zayıflatmasına izin verilmeyecektir.
-Türkiye ABD ile İsrail ve İran arasındaki gerilimin başından beri meselenin barışçıl ve diplomatik yöntemlerle ele alınmasını desteklemiş ve çatışmaların tarafı olmayacağını ilan etmiştir.
- Türkiye devlet tecrübesiyle provokasyonlara ve dezenformasyonlara prim vermemektedir. Savaşın bir parçası haline gelmemekte, aksine bütün tarafları yeniden müzakere masasına dönmeye teşvik etmektedir.
-Türkiye bölgenin en etkin güçlerinden biridir, yapılana sessiz kalmaz ancak kendisini tuzağa çekmeye çalışanların oyunlarına da gelmez.
-Türkiye’nin önceliği milli güvenliğimizin korunmasıdır. Bölgemizi ateşe atma gayretlerini engelleme girişimlerimizin de temelinde kendi güvenliğimiz yatmaktadır.
-Bölgemizde huzur ve istikrarı koruma gayretlerimizden rahatsız olanların Türkiye’yi bu amacından uzaklaştırmak için kötü niyetli çabalarıyla karşı karşıyayız.
-Türkiye köklü bir devlet geleneğine ve güçlü bir orduya sahiptir. Saldırılara boyun eğmez, hadsizliğe asla prim vermez. Milletimiz, devletimize ve ordumuza güvenmelidir.
-Bölgemizde yaşananlar Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin iç cephemizi sağlamlaştırma çağrısının önemini bir kez daha ortaya koymuştur.
