AB Coğrafi İşarette Türkiye

GİRİŞ:
2026-01-05
saat ikonu 09:28
|
GÜNCELLEME:
2026-01-05
saat ikonu 09:28

AB coğrafyasında tescil hafızası

Bir haritaya sınırlarıyla bakmak bazen insanı yanıltabilir. Oysa coğrafya, çoğu zaman çizgilerden değil; kokulardan, tatlardan, mevsimlerden ve tekrar eden emekten oluşur. Anadolu’nun binlerce yıldır yaptığı da tam olarak budur: Toprağına sinen emeği, belleğe dönüşen tadı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiyi korumak.

Bugün bu korunan kadim hafıza,

Türkiye’de 1.806 adet coğrafi işaretli ürünle bu alanda dünyada 2. Sırada. AB’nin resmî sicillerinde ise 44 ayrı Türk ürünü kayıtlı.

Türkiye’de tescil edilen bir coğrafi işaret, tek başına Avrupa’da geçerli değil. AB’de bu ürünün koruma altına alınması için, kendi mevzuatı çerçevesinde ayrıca başvuru yapılması gerekir.

Türkiye’nin AB nezdindeki coğrafi işaret yolculuğu çoğu zaman sanıldığından çok daha teknik, daha sabırlı ve daha zorlu bir süreç. Zira coğrafi işaret, bir pazarlama etiketi değil; sınai mülkiyet hukuku kapsamında yer alan, yerle sınırlı bir koruma rejimi.

AB sicilinde Türkiye

Türkiye’nin bu alanda son yıllarda attığı adımlar dikkat çekici. AB nezdinde 44 ürünü tescillenmiş, 6 ürünü yayında olup tescil süreci devam eden ve 35 ürünü başvuru aşamasında bulunan Türkiye’nin, toplam 85 ürün işlemi var. Reddedilen bir başvuruyu saymazsak.

Bu tablo, Türkiye’nin coğrafi işaretlere bakışının kurumsallaştığını gösteriyor.

Tadın hukukla buluştuğu yer “Coğrafi İşaret”

Coğrafi işaret, en yalın tanımıyla, bir ürünün belirli bir coğrafya ile kurduğu bağın adı. Bu bağ bazen toprağın minerali, bazen suyun sertliği, bazen de insan eliyle şekillenen gelenek. Avrupa Birliği de bu bağı üç ana kategoride koruyor.

Menşe adı (PDO), mahreç işareti (PGI) ve geleneksel ürün adı (TSG).

Ancak AB sistemini asıl belirleyici kılan, korumanın ürünün dışında üretim yöntemini, denetim mekanizmasını ve kolektif yapıyı da kapsaması. 2024 yılında yürürlüğe giren 2024/1143 sayılı AB Tüzüğü, bu yaklaşımı daha da sıkılaştırmış; başvuru hakkını açık biçimde üretici gruplarıyla sınırlandırıyor. Artık ne belediyeler ne ticaret odaları ne de kamu kurumları tek başına başvuru sahibi olamıyor. Ürünü üretenler, o ürünün geleceğini de birlikte yazmak zorunda.

Aslında bu yaklaşım, Anadolu’nun kadim üretim kültürüyle şaşırtıcı biçimde örtüşüyor. Zira Antep baklavası, Ezine peyniri ya da Taşköprü sarımsağı; hiçbir zaman tek bir ustanın ya da tek bir işletmenin eseri değil. Onlar, kolektif emeğin damakta bıraktığı bir iz.

AB’deki bu tesciller Anadolu’nun ürün çeşitliliğini neredeyse bir panorama gibi gözler önüne seriyor.

Gaziantep’ten başlayalım

Antep Baklavası, AB siciline giren ilk Türk ürünü olarak sembolik bir eşik oluşturur. Ardından Gaziantep Menengiç Kahvesi, Antep Lahmacunu ve Antep Fıstık Ezmesi gelir. Bu ürünler, bir kentin mutfak bilgisinin reçeteyle değil de coğrafyayla tanımlandığını gösteriyor.

Zeytin ve Zeytinyağı

Ege’ye geçtiğimizde tablo zeytinle koyulaşır. Milas Zeytinyağı, Edremit Zeytinyağı, Mut Zeytinyağı, Aydın Memecik Zeytinyağı ve Aydın Memecik Zeytini, çeşit adı değil; lezzet kavramının Anadolu’daki karşılığıdır. Aynı şekilde Gemlik Zeytini, Milas Yağlı Zeytini ve Edremit Körfezi Yeşil Çizik Zeytini, sofralık zeytinin dahi yerle tanımlanabileceğini AB hukukuna kaydeder.

Peynirlerde ise, Ezine Peyniri ve Erzincan Tulum Peyniri hayvancılıkla iklim arasındaki hassas dengeyi temsil eder. Tatlı ve hamur işlerinde Bursa Kestane Şekeri, Hatay Kaytaz Böreği, Maraş Tarhanası ve Maraş Çöreği, yerel mutfağın yazılı olmayan bilgisini hukuki metne dönüştürür.

Tarım ürünlerinde

Malatya Kayısısı, Aydın İnciri, Bursa Siyah İnciri, Kırkağaç Kavunu, Safranbolu Safranı, İpsala Pirinci, Osmaniye Yer Fıstığı ve Suruç Narı, mikro iklimlerin ekonomik değere dönüşmesinin örnekleri. Arıcılığın hafızasını ise Bingöl Balı ve Yenice Ihlamur Balı taşır.

Afyon Pastırması, Afyon Sucuğu, Antakya Künefesi, Araban Sarımsağı, Ayaş Domatesi, Aydın Çam Fıstığı, Aydın Kestanesi, Bayramiç Beyazı, Bursa Şeftalisi, Çağlayancerit Cevizi, Giresun Tombul Fındığı, Hüyük Çileği, Manisa Mesir Macunu, Söke Pamuğu, Taşköprü Sarımsağı ve Silifke Yoğurdu ile toplam 44 ürün, AB’de “Türk ürünü” olarak hukuken korunmuş birer coğrafi kimlik.

Tescil bekleyen 6 ürün

Afyon Kaymağı, Isparta Gülyağı, Adana Şalgamı, Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümü, Kayseri Pastırması, Delice Doğal Kaynak Tuzu

35 adet başvuru

Tavas Yanık Koyun Yoğurdu, Urfa Keten Köyneği Fıstığı, Afyon Manda Yoğurdu, Ardahan Çiçek Balı, Konya Yağ Somunu, Kayseri Sucuğu, Denizli Leblebisi, Sinop Kestane Balı, Nizip Nanesi, Kütahya Pazarlar Kirazı, Fethiye Kaya İnciri, Salıpazarı Kestane Balı, Taraklı Uğut Tatlısı, Antep Bulguru, Nizip Mızar Havucu, Antep Muskası, Polatlı Soğanı, Muğla Çam Balı, Elazığ Geven Balı, Tonya Tereyağı, Oğuzeli Nar Ekşisi, Kilis Zeytinyağı, Amasya Çiçek Bamyası, Geyve Ayvası, Bilecik Şerbetçiotu, Kapıdağ Mor Soğan, Çeşme Damla Sakızı, Ağrı Geven Balı, Avşa Ada Karası Üzümü, Milas Çekişke Zeytini, Erzurum Civil Peyniri, Kale Biberi, Kayseri Mantısı, Urla Sakız Enginarı, Konya Bıçakarası

AB’ye yapılan coğrafi işaret başvurularının tamamı, eAmbrosia veri tabanında yayımlanıyor.

Özetle, bugün AB sicilinde yer alan 44 ve gelecek olanlarla beraber tüm Türk coğrafi işaretler, Anadolu’nun hâlâ anlatacak çok hikâyesi olduğunu gösteriyor.