Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Restorana oturduğumuzda önümüze gelen her bir yemek, uzun bir emeğin, bir kültürün, bir geleneğin ve görünmez bir alın terinin karşılığı. Bu mekanlarda yıllardır süregelen “servis ücreti”, “masa ücreti” ve “kuver bedeli” tartışmaları da işte tam bu görünmez emeğin etrafında dönüp duruyor.
Ticaret Bakanlığı’nın geçen hafta 30 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı yeni düzenlemeye göre, restoran, lokanta, kafe ve benzeri işletmeler, servis bedeli, masa ücreti ya da kuver talep edemeyecekler.
Bu düzenleme bahşişe kapı mı aralıyor?
Evet, tüketici sipariş ettiği yiyecek ve içeceğin dışında başkaca ödemeyi tamamen gönüllü yapabilecek. Yani sahne yeniden gönülden verilen bahşişe açılıyor.
Bu karar, ilk bakışta sade bir mevzuat düzenlemesi gibi görünebilir. Oysa derinlerine inildiğinde, Türkiye’de yeme içme kültürünün, tüketici haklarının ve hizmet sektöründeki çalışma düzeninin kalbine dokunan önemli bir dönüşümün habercisi bence.
Küçük ama maliyetli sürprizler
Yıllardır birçok restoranda, menüyü eline alan misafirler küçük yazılarla karşılaşırdı: “Servis ücreti yüzde 10’dur”, “Kuver ücreti kişi başı şu kadardır”, “Masa hizmet bedeli ayrıca alınır.” Bazen sipariş verilmeden masaya bırakılan birkaç zeytin, biraz zeytinyağı, tulumpeyniri, tereyağı, bir sepet ekmek ya da bir şişe su vs. hesap geldiğinde küçük ikramlar bir sürprize dönüşürdü.
Bu uygulamalar bazı işletmeler için meşru bir gelir kalemi gibi görünse de bazı müşteriler içinse can sıkıcı. Çünkü çoğu zaman tüketici hangi hizmet karşılığında bu ek ücreti ödediğini tam olarak bilmiyordu. Yeni düzenlemede artık tüketici sipariş etmediği hiçbir şeyin bedelini ödemeyecek.
Peki ama madalyonun öteki yüzünde ne var?
Bir restoranı ayakta tutan lezzetli yemeklerin ötesinde o yemekleri mutfakta hazırlayan aşçılar, tabakları masaya taşıyan garsonlar, masayı toplayan komiler, bulaşıkhanede çalışan emekçiler, gün boyu ayakta koşturan onlarca insan var.
Bu kişilere “Hizmet sektörünün görünmez kahramanları” diyebiliriz.
Servis ücreti ve kuver bedeli, çoğu işletmede bu çalışanların gelirine dolaylı yoldan bir katkı sağlıyor. Şimdi bu kalemler kalkınca, hizmet sektörünün gelir dengesinde kaçınılmaz bir boşluk oluşacak.
Yeni düzenin muhtemel etkileri
Servis ücreti ve kuverin kaldırılması, kısa vadede tüketicinin lehine gibi görünse de uzun vadede işletmeler farklı çözümler üretmek zorunda kalabilir.
Muhtemelen birçok restoran, artan maliyeti menüye yansıtacak. Bu da bazı ürünlerin görünürde daha pahalı hale gelmesine yol açabilir. Ancak en azından ödenen bedelin ne için ödendiği daha net olacak, sürpriz hesaplar tarihe karışacak.
İşte tam bu noktada, kültürümüzün en zarif geleneklerinden biri yeniden önem kazanıyor: bahşiş.
Bahşişin Zarafeti
Bahşiş, memnuniyetin bir ifadesi. “Beni iyi ağırladın, emeğine teşekkür ederim” cümlesinin sessiz bir hali.
Gastronominin büyülü dünyasında her tabak bir eser; ama o eseri gerçek anlamda tamamlayan, sunumun nezaketidir. Kibar bir selam, zamanında gelen bir servis, güler yüzlü bir karşılama… Tüm bunların ardından verilen bahşiş, adeta sahnenin sonunda sanatçıya uzatılan bir buket çiçek gibi.
Ne var ki, ideal olan her zaman pratikte kolay gerçekleşmiyor. Hayat pahalılığı, alım gücünün düşmesi vs. Bugün restoran hesapları zaten kabarık. Yeme içme fiyatlarındaki artış, tüketiciyi temkinli davranmaya itiyor.
Birçok müşteri artık cebinde nakit dahi taşımıyor. Kartla ödenen hesapların ardından bahşiş bırakmak artık eskisi kadar kolay değil. Bir zamanlar masalarda bırakılan cömert teşekkürler, yerini daha mütevazı jestlere bırakıyor.
Bahşiş kültürünü yeniden hatırlamak
Türkiye’de bahşiş verme alışkanlığı geçmişten beri var olsa da hiçbir zaman sistematik bir düzene kavuşmadı. Bu dönem çalışanlar açısından bahşişin önemi hiç olmadığı kadar artacak. Bu durum hizmet kalitesini yükseltebilir. Yeni dönem, belki de bu kültürümüzü yeniden canlandırmak için bir fırsat olabilir. İşletmeler, kartla ödeme sırasında bahşiş seçeneği dahi sunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın düzenlemesi son derece yerinde bir adım. Fakat adalet, tüketiciyle birlikte hizmeti üreten emekçilerin de korunmasıyla tamamlanır. Bu nedenle toplum olarak bahşişi bir lütuf değil, kaliteli hizmetin doğal bir karşılığı olarak görmemiz gerekir.
Restoran masalarında buluşmalar yaşanır, dostluklar kurulur, anılar birikir. Her hesap fişi, aslında o anların küçük bir belgesi niteliğinde. Şimdi ise bu tablonun en zarif tamamlayıcısı ise bahşiş olacak gibi.
Bahşiş, gastronomi dünyasının görünmez bir alkışı bence, gönüllülükle verildiğinde anlam kazanıyor. Güzel bir yemeğin sonunda, masaya bırakılan minik bir teşekkür, çok kıymetli bence.
