Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Toprağın hafızası ve dijital eşik
Rivayete göre toprağa düşen ilk tohumla başlamış olan insanlık tarihi veya medeniyet, o tohumun fazlasını takas etme arzusuyla ticari olarak şekillenerek bugüne kadar geliyor.
Hep dediğimiz gibi gastronomi, karın doyurmaktan ibaret değil; bir coğrafyanın ruhunu, iklimini ve insanının karakterini bir tabağa sığdırmak demek. İşte o tabağın yerel sofralarda kalması, toprağa ve üreticiye yapılan en büyük haksızlık bence
Yerel üretimin küresel yolculuğu
Köylümüzün, çiftçimizin, butik üreticimizin alın teri; o eşsiz zeytinyağları, kurutulmuş meyveler veya yüzlerce coğrafi işaretli lezzetler neden sınırları aşmakta tereddüt ediyor?
E-Ticaret güvenli mi, yoksa gelecek mi?
Birçok yerel üretici için e-ticaret siteleri, uçsuz bucaksız ve tekinsiz bir okyanus gibi görünebilir. "Ürünümü gönderirsem paramı alabilir miyim?", "Müşteri beni bulur mu?", "Verilerim güvende mi?" gibi sorular, Anadolu insanının temkinli doğasının bir yansıması.
Ancak modern dünya, bu soruların yanıtlarını teknolojik protokollerle veriyor. Bugün e-ticaret siteleri, birer pazar yeri olmaktan çok aynı zamanda güvenin dijital kalkanları. SSL sertifikaları, 3D Secure ödeme sistemleri ve blokzincir tabanlı lojistik takip sistemleri, ticareti eskisinden çok daha şeffaf kılıyor.
Bir vizyonun doğuşu: “İhracatın Kahramanları”
Türkiye’nin üretim potansiyelini dijital dünyaya entegre etmek bir tercih değil, bir mecburiyet. Bu mecburiyeti anlatmaya çalışan Güvenilir Ürün Platformu, Başkanı Celal Toprak ve Genel Sekreteri Elif Aşlamacı Attepe önderliğinde muazzam bir devrim gerçekleştiriyor.
Celal Toprak, yılların getirdiği tecrübe ve bitmek bilmeyen enerjisiyle, her zaman "güvenilir ürünün" ülkenin en büyük yumuşak bir gücü olduğunu savunuyor. Elif Aşlamacı Attepe ise bu vizyonu stratejik bir planla birleştirerek, Anadolu’nun en ücra köşesindeki üreticiyi bile birer "ihracat kahramanına" dönüştürmeyi hedefliyor.
Bu yürüyüşte yalnız da değiller. Türkiye’nin e-ticaret devlerinden Hepsiburada ve küresel ticaretin kapısı Alibaba.com gibi birçok şirket bu projeye omuz vererek yerel üreticinin arkasında devasa lojistik ve teknolojik bir güç oluyorlar.
Bursa’da bugün üretici, BTSO çatısı altında buluşuyor
Bugün, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Yüzyıllar boyu İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olmuş bir şehir olan Bursa, "Dijital İpek Yolu"nun merkezi olmaya aday.
Toplantının açılışını yapacak olan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, her fırsatta vurguladığı "Bursa büyürse Türkiye büyür" mottosunu, bugün e-ihracat özelinde yeniden şekillendiriyor. Burkay’ın vizyonu, geleneksel sanayiyi dijital dönüşümle birleştirmek üzerine.
BTSO, Güvenilir Ürün Platformu ve Alibaba.com iş birliğiyle düzenlenen bu etkinlikte; çiftçimize, yerel üreticimize şu mesaj veriliyor: "Yalnız değilsiniz. Arkanızda koskoca bir ekosistem var."
Toplantıda teorik bilgilerin yanında "Nasıl e-ihracat yapılır?", "Ürün optimizasyonu nedir?", "Yurtdışı pazarlarda nasıl öne çıkılır?" gibi can alıcı sorular da bizzat uzmanlar tarafından yanıtlanıyor.
Bir başarı manifestosu: Hacı Ali Küçüksakarya ve AYSELIZA
Sözün bittiği yerde örnekler başlar. İhracatın Kahramanları projesinin en somut ve ilham verici figürlerinden biri, Alibaba.com deki ticari başarısıyla Hacı Ali Küçüksakarya. Onun hikâyesi, bir şirketin ticari büyümesinden ziyade e-ticaret zihniyetinin bir zaferi sanki.
AYSELIZA İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin kurucusu olan Küçüksakarya, e-ticareti bir "kalıcı değer üretme" platformu olarak görüyor. Akademik başarısını (Selçuk ve Dokuz Eylül Üniversiteleri’ndeki üstün başarısı ve kredisini erken tamamlayarak bir yıl erken mezun olması) iş hayatına disiplin olarak yansıttı. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki eğitimi, ona küresel pazarların dilini ve kültürünü öğretti.
Bugün bir Alibaba Gold Supplier (AGS) Eğitmeni ve E-ticaret Uzmanı olarak, kendi markasını büyütmekle kalmıyor; diğer firmalara da dijital pazarlarda nasıl konumlanacaklarını öğretiyor.
Hacı Ali Bey’in stratejisinde üç temel var.
1. Veriye Dayalı Strateji: Hislerle değil, pazar analiziyle hareket etmek.
2. Sürdürülebilirlik: Bir kez satmak değil, markayı kalıcı kılmak.
3. Güven: Müşterinin beklentisini doğru analiz ederek sadakat oluşturmak.
İngilizce, Türkçe ve Almanca dillerinde kurduğu akıcı iletişimle, Anadolu’nun ruhunu Avrupa’dan Amerika’ya kadar taşıyan Küçüksakarya, Konya’daki toplantıda da yeni girişimcilere en büyük sermayenin "disiplin ve doğru rehberlik" olduğunu bizzat anlattı.
Gastronomi ve çiftçimiz için yeni bir şafak
Yerel üreticilerimiz için artık "Kabuğunu kırma" vakti. Bir zeytin üreticisi, kendi ilçesindeki markete bağımlı kalmamalı. E-ihracat sayesinde, Bursa’nın dağ köylerinden toplanan bir ürün, üç gün sonra Berlin’de veya New York’ta bir gurmenin sofrasında yer alabilir.
Güvenilir Ürün Platformu, BTSO ve İhracatın Kahramanları projesi işte bu köprüyü kuruyor. Çiftçimizin yapması gereken tek şey, ürününün kalitesine güvenmek ve bu dijital dönüşümün bir parçası olmaya cesaret etmek.
Unutmayın; toprak cömerttir, ama dijital dünya o cömertliği tüm dünyaya duyuracak kadar güçlü. Bursa’da bugün yakılan bu meşale, sadece Bursa’yı değil, tüm Anadolu’yu aydınlatacak bir e-ihracat devriminin ateşleyicisi olabilir.
