Düsseldorf’ta Dijitali Konuştuk, İnsanı Düşündük

GİRİŞ:
2026-01-31
saat ikonu 20:10
|
GÜNCELLEME:
2026-01-31
saat ikonu 20:13

Düsseldorf sokaklarında yürürken insan ister istemez bir saatin dişlileri arasında dolaşıyormuş gibi hissediyor. Her şey tıkır tıkır, her şey olması gerektiği gibi. Ama bu sistem daha ne kadar böyle devam edebilir bunu kestirmek çok zor. Görüyorum ki Avrupa dijitalleşme trenini kaçırmak üzere. Sistem var ama dijitalleşen bu dünyada çok da yavaş işliyor. Bu yüzden Türkiye’de İş Dünyası dergimiz bu yıl temasını Dijitalleşme üzerine belirledi. Gerçekleştirdiğimiz bu zirvede istedik ki Almanya’da masanın etrafına Türk İş insanları olsun, dijitalleşen dünyada Türk gençleri daha fazla yer bulsun. Bu yüzden dijitali bir dil olarak belirledik: “Dijitalleşme: Yeni Çağın Dili.”

Güzel bir başlık, peki ama bu dilin alfabesinde "insan" nerede?

Zirve boyunca iş dünyasının kıymetli isimlerini dinlerken şunu fark ettim; biz dijitalleşmeyi hala sadece bir "cihaz" ya da "yazılım" meselesi sanıyoruz. Oysa o masada gördüğüm tablo bana başka bir şey anlattı. Alman dostlarımız işi aşılması zor bir "sistem ve hukuk" kalesi gibi inşa ediyorlar. Öyle ki, bazen o kalenin duvarları arasında kayboluyor, üç ayda bir şirket kuramamanın yavaşlığına takılıyorlar. Biz ise tam tersiyiz; kanımız kaynıyor, yerimizde duramıyoruz. Bir günde şirket kurup, ikinci haftada dünyayı fethetmeye niyetleniyoruz.

Hız mı, Hazım mı?

İşte bu nedenle dergimiz yurt dışı organizasyonları ile Türk iş insanlarını sadece Türkiye sınırlarında değil, sınırımızın dışında ki başarıları daha geniş kitlelere duyurma stratejisinin bir parçası olan Almanya Zirvesi, bu yıl geçmişteki tüm organizasyonlardan çok daha fazla ses getirdi. Bu süreçte büyük emeği olan İhlas Medya Yöneticilerinden Sn. Tuba Gençay’ın dergimize verdiği destek ise yatsınamaz. Türkiye’de İş Dünyası dergisinin o samimi atmosferinde, dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Sn. Celal Toprak’ın açılışta vurguladığı "yeni çağın dili" meselesi aslında bir tercüme meselesi. Onlar "güven" diyor, biz "çeviklik". Onlar "sürdürülebilirlik" diyor, biz "başarı". İhlas Medya olarak bizim durduğumuz yer tam da bu iki dünyanın kesişim kümesi. Aylık 2,5 milyar görüntülenmeye ulaşan devasa bir dijital gücü yönetirken şunu öğrendik: Eğer yaptığınız işin içinde bir "ruh" yoksa, o sadece ekrandaki soğuk bir rakamdan ibarettir.

Yapay zeka ile çalışan kendi yazılımlarımızı geliştiriyoruz, yazılımlarımız okuru, izleyiciyi, yani insanı anlasın diye gece gündüz kafa patlatıyoruz. Ama amacımız insanı devre dışı bırakmak değil; insanın o eşsiz ferasetini, teknolojinin hızıyla kanatlandırmak. Zirvede de üzerine basa basa söyledim: Gelecek, sadece kod yazanların değil, o kodun içine "vicdan" ve "hikâye" yerleştirenlerin olacak.

Masa Başı Notlarım

Düsseldorf Başkonsolosumuz Ali İhsan İzbul'un ticaret hedeflerini dinlerken son dönemde Almanya’ya gelen gençlerimizin hem eğitimli hem de girişimci ruhları ile fark oluşturduklarını, ATİAD Başkanı Sn. Aziz Sarıyar’ın "Almanya’da bürokrasi hala kağıt üstünde" serzenişine hak vermemek elde değil. Dünyanın teknoloji devlerinden biri, milyarlarca Euroyu hala "evrak işi" için harcıyor. İşte Türkiye’nin, bizim ve pırlanta gibi yazılımcılarımızın fırsatı tam burada yatıyor. Biz o yavaşlığı
delip geçecek dijital kaslara sahibiz.

Kıymetli iş insanı Sn. Adil Üstündağ gençliğinde şu an birçok insanın yapmak istemediği işleri yaptığını, bugüne uzanan o müthiş yolculuğunu bize anlatırken şunu düşündüm; dijitalleşme dediğimiz şey aslında bir "imkan" kapısıdır. Malatya’dan çıkan o çocuk, bugün olsaydı teknoloji çağında kim bilir neler yapardı? Şu anda da isteği eğitimli gençlerimizim girişimci olmaları ve Türkiye’ye önemli kazanımlar getirmeleri yönündeydi.

Hollanda’da büyük işler yapan ayrıca DTİK Hollanda ve Avrupa Başkanı Sn. Turgut Torunoğulları konuşmasında Avrupa’da bulunan Türklerin hizmet sektöründe çok iyi olduklarını ama bunu daha fazla teknoloji alanına kaymasını gerektiğini Avrupalıların ise bu alanda Türklerin güçlü olmalarını istemediğini, bu yüzden de Avrupa'da çalışan eğitimli beyaz yaka geçlere girişimci olmaları konusunda yol gösterici olduklarını belirtti.

Gelelim Bize...

Almanya gezisinden cebimde kalan en kıymetli not şu: Dünya artık sadece "akıllı" sistemler değil, "anlayan" sistemler bekliyor. Dijital Varlıklar olarak küresel pazara açılma hazırlığımızın kalbinde de bu var. Teknolojimiz yerli, ufkumuz küresel ama dilimiz her zaman insan odaklı kalacak.

Düsseldorf’un o düzenli sessizliğinden, Türkiye’nin o bereketli hareketliliğine dönerken içim rahat. Biz hızımızı, onların sistem disipliniyle birleştirdiğimizde; sadece dijitalleşmiş olmayacağız, bu yeniçağın kitabını bizzat biz yazacağız.

Unutmayalım; ekran ne kadar parlak olursa olsun, ona bakan bir göz, o gözün arkasında atan bir kalp yoksa hepsi karanlıktır.
Haftaya yeni gözlemlerde, yeni yollarda buluşmak üzere.
Kalın sağlıcakla.