Kazakistan’da Dost Eli

GİRİŞ:
2025-08-30
saat ikonu 10:58
|
GÜNCELLEME:
2025-08-30
saat ikonu 10:58

Geçen hafta ailemle kısa bir nefes almak için ’daydım. Ege kıyılarında, masmavi suların kıyısında yürürken oğlumun gözlerindeki ışığı, eşimin tebessümünü izledim. Bir zeytin ağacının gölgesinde oturan yaşlı bir çiftçiyi gördüm; kendi toprağımızdaki manzarayı hatırladım. O an anladım ki, mavi her yerde aynı mavi, yeşil de aynı yeşil… Farkı oluşturan biz insanların bakışı, ilgisi ve emeğinden başka bir şeyi değil...

Bu hafta ise rotam ’a çevrildi. İhlas Medya olarak geldiğimiz bu topraklarda, Türkiye’de İş Dünyası ve Türkiye Today’in ortak organizasyonunda Kazakistan’da faaliyet gösteren başarılı iş insanlarımızla buluştum. Açıkçası, gördüklerim gurur vericiydi.

Ülker Gıda orta asya Genel Müdürü Fatih Bey’le yaptığımız sohbette, grubun Kazakistan’daki etkinliklerini, Türk markalarının burada nasıl güçlü bir yer edindiğini konuştuk. Yıllar önce yola çıkan, alın teriyle kazanan iş insanlarımız, bu ülkenin ekonomisine gerçekten çok büyük değerler katmışlar. Onların başarısının ardında, sadece sermaye değil; emek, sabır ve güven inşa etme gayreti olduğunu net bir şekilde söyleyebilirim.

Yine burada Kazakistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği günlerden bu yana ülkeye ilk “Ankara Oteli”ni kazandıran Ahmet Bey’le tanışma fırsatım oldu. Onun anlattıkları, aslında bir girişim hikâyesinden daha fazlasıydı; iki milletin kaderini birbirine bağlayan, güven ve dostlukla büyüyen bu yolculuğu ilgiyle dinledim kendime notlar aldım. Ahmet Bey’in dediği gibi: Türk iş insanlarının bu ülkenin kalkınmasında ciddi katkıları olmuş, hâlâ da oluyor, olmaya da devam edecek.

Kazakistan’ı gezince insan hiç yabancılık çekmiyor. Ülkede sadece büyük yatırımlar değil, gündelik hayatın içinde de Türk izlerini, Türk markalarını ve işletmelerini görmek mümkün. Örneğin, Flo, Bigsheff, Mado, LC Waikiki, Abdi İbrahim Marmaris Büfe ve daha nice firmalar… Şu an Kazakistan’ta dötbinin üzerinde Türk Markası olduğunu duyunca ayrıçça gururlandım. Bu isimler Türkiye’de herkese tanıdık gelebilir, ama Almatı sokaklarında Kazak gençlerinin uğrak yerleri haline gelmiş durumda. Kültürümüz, damak tadımız, modamız burada da alabildiğine yaşıyor.

tarafında da dikkat çekici gelişmeler var. Son 30 yılda Kazakistan’ın kişi başı milli geliri 15 bin dolarlara yaklaşmış durumda. Teknolojiye yaptıkları yatırımlar ise oldukça ileri seviyede. Belki inanmayacaksınız ama buradaki halk pazarlarda bile QR kodla ödeme yapılabiliyor. Evet, üstelik bu altyapıyı, Hepsiburada’yı satın alan Kaspi sağlamış. Kaspi’nin dijital ödeme platformunun ne kadar hızlı ve güvenli çalıştığına bizzat şahit oldum ve bundan da oldukça etkilendim. İşte bu örnek bile ülkenin teknoloji alanında ne kadar hızlı büyüdüğünü göstermeye yetiyor.

Yaptığımız onca toplantı, ikili görüşmeler, toplantılar sonrası şunu düşündüm: Bizim bu coğrafyaya kayıtsız kalmamız mümkün değil. Türk iş dünyasının buradaki başarıları sadece ticaret değil; aynı zamanda bir güven göstergesi, bir köprüdür. Özellikle Selçuk Yüce’nin öncülük ettiği Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) çalışmaları da bu iş birliğini daha güçlü ve kavi hale getiriyor. Selçuk Bey’e de hassaten bize gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür etmek isterim.

Evet, baş döndüren insanın zihninde milyonlarca nöronun çalışmasını sağlayan bu gezilerde mavi ve yeşilin sınır tanımadığını, ancak onların korunması, paylaşılması, daha da çoğaltılması insan emeğiyle olduğunu gördüm. Yunanistan kıyılarında gördüğüm manzarayla, Kazakistan’daki iş insanlarımızın azmi arasında ince bir bağ var aslında: Biri doğanın hediyesi, diğeri insanın el emeği, göz nuru alın teri… Bunlar birleşince ortaya da geleceğe dair umut verici bir tablo çıkıyor.
Öyleyse bize düşen, bu dost elini uzatmaya devam etmek olmalı. Hem doğaya, hem ekonomiye, hem de öz kardeşlerimize…
Haftaya cumaya tekrar görüşmek üzere.
Sağlıkla ve esenlikle kalın…