Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İnternetin o ilk, duru zamanlarını çoğunuz hatırlar. Yani arama çubuğuna gelir, bir soru sorardık ve önümüze serilen o uçsuz bucaksız kütüphanede adeta bir keşif yolculuğuna çıkardık. Bulduğumuz o site de bir yazının derinliğine iner, bazen bir muhabirin heyecanına, bazen usta bir gazetecinin tecrübesiyle küçük dilimizi yutardık. O zamanlar arama yapmak demek herhangi bir sonuca ulaşmak için değil de daha çok insanın kendi merakıyla çıktığı yolculuğun ta kendisiydi…
Şimdi bu kadim alışkanlık gizlice, sessizce hatta bir el çabukluğuna kurban ediliyor dostlar. Nasıl mı? İşte, "Overview" adı verilen bu yeni sistemle yapılıyor! Bu sistemle birlikte, artık kullanıcıların sayfalardan sayfalara geçmesine pek gerek kalmıyor! Zira bu sistem, kapının ardındaki odanın içinden kendine göre seçtiği birkaç bilgiyi vitrine koyup "ben senin için bunu uygun gördüm” ya da “görebileceğin şeyin hepsi bu" diyor. Cevap, bir özet tabelası gibi ekranın en tepesine asılıyor. İlk bakışta “e daha iyi değil mi?”, “büyük bir hız ve kolaylık” diye düşünebilirsiniz ama bu süratin bedelinin, verilen o bilginin haysiyeti olduğunu düşünmezsiniz. Yani size rehberlik etmekle, yolun tamamını kullanıcının yerine yürümek arasında hayati bir fark vardır. Bugün arama motorları artık bize yol göstermekle yetinmiyor; bizim harcımızla, bizim emeğimizle kendi binalarını inşa ediyorlar. Google bilgiye ulaşmada aracı olmaktan çıkıp, cevabın asıl sahibi gibi kendisiymiş gibi tavır takınıyor.
Peki bu hak mı? Adalet mi?
Elbette değil. Ne hak, ne hukuk ne de adalet… Ancak karşımızdaki platform tekel! Ve biz Dijital Varlıklar olarak, bu yeni düzende sadece veri sağlayan kurumlar olarak bulunmak istemiyoruz. Bir haberin, bir makalenin arkasında; sahaya inen muhabirin yuttuğu tozu, editörün kılı kırk yararak yazdığı metni ve kurumun o bilgiyi doğrulamak için harcadığı zamanı ve çabayı görmezden gelinmesini içimize sindiremiyoruz. Eğer bir yazılım, o binbir zahmetle pişmiş yemeğin sadece tadımlık bir kısmını alıp kendi tabağında sunuyorsa; orada mutfağın asıl sahibi olanları kim bilecek, kim görecek? Kullanıcı için pratik görünen bu süreç, yayıncılık için bilginin kaynağından koparılıp anonim bir söze dönüştürülmesi demektir ki bu haksızlığın daniskasıdır.
Bakın, elimizin altındaki tüm makineler bizim verdiğimiz bilgiyi biriktirir, ancak o bilginin neye tekabül ettiğini de ancak o çileyi çeken insan anlatabilir. Bugün coğrafyamızın enerji yolları için verilen o büyük mücadele neyse, dijital evrende bilginin akış yolları için verilen mücadele de bizim için o dur. Bizler gökyüzünü bekleyen yerli ve milli irademizle sahada nasıl varsak, dijital dünyada da kendi mülkiyetimizi ve kalemimizi korumaktan geri durmayacağız.
Biz bu yeni düzende sadece birer içerik ambarı olmayacağız. Bilgiyi yorumlayan, ona can suyu veren ve güven inşa eden genç kalemlerimizle, o ruhsuz sistemlerin sığlığını her defasında aşmayı başaracak sabır, bilgi ve tecrübeye sahibiz hamdolsun. Onlar sıradan her bilgiyi her yerden bulabilirler. Hatta bunu hızla çoğalta da bilirler ama o bilginin ardındaki hikâyeyi, sorumluluğu ve vicdanı bizden başka kimse bilemez.
İnanıyorum ki internetin o bitmek bilmeyen yorucu karmaşasında, insanların hâlâ güvenebilecekleri samimi bir limana ihtiyacı var. Ve aradıkları şey, karşılarında kendilerini anlayan, nefes alan bir ses bulabilmektir. O ses, hiçbir zaman bir kod dizininden ibaret olmayacaktır.
Yarınlarda, bilginin sadece özetini değil, hakikatini kucakladığımız günlerde buluşmak dileğiyle...
Sağlıcakla kalın.
