Otomobil pazarı, yalnızca motor gücü ve teknolojiyle değil, aynı zamanda renklerle ve malzemelerle de tüketicinin duygusal tercihlerine hitap etmeye çalışır. Bir rengin bir model üzerindeki etkisi, o aracın ikinci el değerinden, yolda bıraktığı algıya kadar birçok şeyi etkileyebilir. Avrupa'da yapılan son araştırmalar, tüketicilerin renk ve iç mekan malzeme tercihlerinde şaşırtıcı eğilimler ortaya koydu. Bu eğilimler, bir yandan rasyonel düşünce (değerini koruma), bir yandan da duygusal bağ kurma (kişisellik) arasında yaşanan ince bir dengeyi gösteriyor.
Avrupa'da yeni otomobil alımlarının yaklaşık yüzde 70'i, gri, beyaz ve siyah gibi nötr tonlarda gerçekleşiyor. Bu istatistik, tüketicilerin otomobil seçerken pratik ve rasyonel gerekçeleri ne kadar önemsediğini gösteriyor. Bu tonlar, genellikle aracın ikinci el piyasasında daha kolay alıcı bulmasına ve değerini daha iyi korumasına yardımcı olur. Mavi ve kırmızı, bu nötr tonların ardından ikinci planda tercih edilen alternatifler olurken; yeşil, sarı ve turuncu gibi daha iddialı renkler ise hala niş seçenekler arasında kalıyor.
Bu eğilimi en iyi yansıtan modellerden biri Renault Clio'dur. Reklam kampanyalarında canlı mavi tonları öne çıkarılsa da, tüketicilerin büyük çoğunluğu pratik gerekçelerle geleneksel nötr tonları tercih ediyor. Bu durum, pazarlama stratejileriyle tüketici davranışı arasında bir çelişki değil, stratejik bir denge oluşturuyor. Gösterişli renkler dikkat çekip duygusal bağ kurarken, nötr seçimler araçların ikinci el değerini koruma amacıyla öne çıkıyor.
Nötr tonların genel hakimiyetine rağmen, duygusal çekiciliği yüksek modellerde tablo tamamen değişiyor. Fiat 500 ve yeni Renault 5, sarı, altın, kırmızı ve mavi gibi canlı tonlarda pazar ortalamasının üzerinde talep görüyor. Bu durum, tüketicilerin rasyonel gerekçeler yerine duygusal tercihleri öne aldığında, markalara farklılaşma ve premium fiyatlandırma imkânı sunduğunu gösteriyor. Bu tür araçlar, bir ulaşım aracından çok, kişiliğin bir ifadesi olarak görülüyor.
Öte yandan, boya teknolojileri de markalara ek gelir fırsatları sunuyor. Özellikle metalik renkler, ortalama 700 Avro ek maliyete rağmen yüksek talep görmeye devam ediyor. Bu durum, müşterilerin estetik ve algılanan kalite için ekstra ödeme yapmaya istekli olduğunu ortaya koyuyor.
Avrupa'da sadece dış renkler değil, araç içi malzeme tercihleri de bölgesel farklılıklar gösteriyor. Kuzey Avrupa ülkelerinde, tüketiciler premium malzemelere yönelirken, Güney Avrupa'da maliyet odaklı tercihler öne çıkıyor.
Fransa ise, iç mekan renk tercihlerinde bir istisna oluşturuyor. Avrupa genelinde iç mekanlarda siyah hakimiyetini korurken, Fransız müşterilerin yaklaşık yarısı siyah dışındaki seçeneklere yöneliyor. Gri, yüzde 38 ile bu tercihlerin başında geliyor.
Türkiye de renk tercihleri konusunda Avrupa'ya benzer bir tablo çiziyor. TÜİK'in en güncel Ocak–Temmuz 2025 verilerine göre trafikte kaydedilen 614 bin 248 yeni otomobilin renk dağılımı da bu trendi doğruluyor.
Hem Avrupa hem de Türkiye verileri gösteriyor ki, otomobil renk ve iç mekan tercihleri estetik olduğu kadar ticari bir unsurdur. Nötr tonlar ana akım modellerde hakimiyetini sürdürürken, duygusal bağ kurulan yaşam tarzı odaklı araçlarda canlı renkler öne çıkıyor.