Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere Almanya’yı ziyaret etti. Almanya merkezli bir yayın kuruluşuna açıklamalarda bulunan Fidan, bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmeler paylaştı.
Rusya-Ukrayna savaşı tarafları büyük maliyete sürüklediğini ifade eden Bakan Fidan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in belirli koşullar oluşması halinde ateşkes ve kapsamlı bir barış anlaşmasını kabul etmeye hazır olduğunu dile getirdi.

NATO askerlerinin Ukrayna’da bulunmasına yönelik tartışmalar hatırlatılarak Kiev için gerekli güvenlik garantileri sorulan Bakan Fidan, uluslararası gözlemci güç ile NATO birliklerinin farklı olduğunu vurguladı.
Bakan Fidan, "Halihazırda tartışılan en önemli unsur, 5. maddeye benzer şekilde ABD’nin Ukrayna’ya vereceği güvenlik garantisidir" dedi.
Fidan, Ukrayna’nın NATO’ya üye olmadan da ABD’nin bir saldırı durumunda yardım taahhüdü üstlenmesinin gündemde olduğunu; ayrıca Ukrayna ordusunun kapasitesinin de güvenlik mimarisinin önemli bir unsuru sayıldığını ifade etti.

Rusya’ya duyulan güvensizlikle ilgili soruya cevap veren Bakan Fidan, barış anlaşmasının hiçbir tarafın kendi güvenlik önlemlerinden vazgeçmesi anlamına gelmediğini söyledi.
Fidan, "Böyle bir anlaşma, bir tarafın hangi nedenle olursa olsun diğerine saldırmayacağına dair sarih taahhütler içermelidir. Bu sayede bölgede 50, 60, hatta 70 yıl barış mümkün olabilir" dedi.

Rusya’nın Avrupa’ya yönelik hibrit saldırılarının hatırlatılması üzerine Fidan, Türkiye’nin Suriye ve Libya gibi birçok yerde Rusya ile karşı karşıya geldiğini belirtti.
Türkiye’nin komşularıyla sürekli gerilim içinde olmayı göze alamayacağını söyleyen Fidan, "Çıkarlarımız ihlal edildiğinde tepki gösteriyoruz. Ancak komşularımızla dostane ilişkileri sürdürmek istiyoruz" diye konuştu.

Avrupa’nın güvenlik politikası alanında yeniden yapılanma sürecinde olduğunu belirten Fidan, "Avrupa’yla muhtemel senaryoları ve iş bölümünü ele alıyoruz. Üç husus önemlidir. Birincisi, Avrupa güvenlik yapısı. Bu yapı NATO yapılarına dayanmaktadır ve bence Avrupa devlet ve hükümet başkanları bunu bu şekilde sürdürmek istemektedir. İkincisi, savunma sanayii. Ukrayna savaşı bu sanayinin zayıf yönlerini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle, önümüzdeki 10 yıl içinde Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesi için çok büyük bir bütçeden söz ediyoruz. Türkiye bu süreçlere katılmaya çalışıyor. Üçüncüsü ise, Amerikalıların Avrupa'nın güvenliğine ilişkin angajmanının geleceği ile ilgili senaryolar hakkında informel tartışmalar var" şeklinde konuştu.

Türkiye-AB ilişkileri ve hukukun üstünlüğü konularına ilişkin eleştirilerle ilgili bir soruyu cevaplayan Bakan Fidan, AB sürecinin objektif kriterlere dayandığını, fasıllar açılmadan ilerleme değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB üyeliği iradesini açıkça ortaya koyduğunu belirterek, "Bizim için önemlisi, Avrupa’da Türkiye’nin üyeliğine yönelik siyasi iradenin geri dönmesidir. AB adım atmalıdır" diye konuştu.

Suriye’de Baas rejiminin devrilmesinden sonraki süreci değerlendiren Fidan, ülkenin yavaş yavaş toparlandığını ve son bir yılda Türkiye’den Suriye’ye yaklaşık 500 bin kişinin döndüğüne dikkati çekti.
Fidan, "Durum bir-iki yıl olumlu seyretmeye devam ederse, ekonomik fırsatlar da oluşacağından dönüşlerin daha da artmasını bekliyoruz" dedi.
Sürece yönelik en büyük riskin İsrail olduğunu söyleyen Fidan, "Güvenlik endişelerini iletmelerini söylüyoruz ancak saldırılar farklı bir mesaj veriyor" ifadelerini kullandı.