Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Siyasette bazen bir parti kurarsınız, sonra da kendi koyduğunuz kurallarla kendi ayağınıza dolanırsınız. Yeni Parti’de yaşanan tam olarak bu…
Genel Başkan Özgür Özel çıkıp, “İl başkanını, ilçe başkanını, parti yöneticilerini üyeler seçecek” dedi.
Ardından daha büyük bir iddia geldi:
“Doğrudan demokrasiyi getireceğiz.”
Güzel sözler…
Ama bir sorun var… Slogan başka, hukuk başka.
Yeni Parti online üyelik sistemi başlattığını açıkladı. Ekrem İmamoğlu da ilk üyeliği bu sistem üzerinden yaptı ve vatandaşları online üye olmaya çağırdı. Hatta ardından 600 bin üyeye ulaşıldığı açıklandı. Peki gerçekten 600 bin üye var mı?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Siyasi partilerde internet üzerinden üyelik başvurusu yapılabilir. Ancak bir kişinin internet üzerinden form doldurması, o kişiyi kendiliğinden siyasi parti üyesi yapmıyor.
Başvurunun parti tarafından işleme alınması, gerekli kontrollerin yapılması ve üyeliğin ilgili sistemde hukuken geçerli hale gelmesi gerekiyor. Bunu ise Yargıtay bizzat kontrol ederek yapıyor. Partilerin sisteme girdiği üyelik başvurularını kontrol edip kesinleştirme görevi Yargıtay’da..Ve henüz sisteme işlenmiş üye görünmüyor.. Tüm siyasi partilerin üyelik durumunu Yargıtay Başsavcılığının yıl sonunda yapacağı açıklamayla öğrenebileceğiz ..
Dolayısıyla ortada 600 bin kişinin başvuru yapması varsa bile, buna 600 bin kesinleşmiş parti üyesi demek başka bir şey.
Başvuru ile üyeliği birbirine karıştırırsanız, ortaya siyasi iletişim açısından büyük bir rakam çıkar ama hukuken aynı şeyi ifade etmez.
Şimdi gelelim asıl büyük probleme…
Yeni Parti, üyelerin doğrudan genel başkanı ve parti yöneticilerini seçmesini öngören bir sistem anlatıyor.
Oysa siyasi partilerin kongre ve teşkilat yapısı kanunla belirlenmiş durumda.
“Biz doğrudan demokrasiyi getirdik” diyerek kanunda bulunmayan bir seçim yöntemi icat edemezsiniz.
Parti tüzüğü kanunun üzerinde değildir.
Üyelerin doğrudan oy kullanacağı bir sistem, mevcut siyasi partiler mevzuatıyla çelişiyorsa, bunu sadece bir kongre kararıyla hayata geçiremezsiniz.
İşte Yeni Parti’nin önündeki kritik soru da burada:
Üyelerin doğrudan genel başkanı seçtiği bir kongre yapılırsa, bu kongrenin hukuki geçerliliği ne olacak?
Eğer mevcut sistem buna izin vermiyorsa, cevap çok açık:
O kongre yapılmadan önce durdurulmak zorunda kalabilir. Daha açık ifadeyle böyle bir kongre yapılamaz.
Zaten kulislerde de Yeni Parti’nin açıkladığı kongre takvimini bu nedenle yeniden değerlendirdiği, üyelerin doğrudan seçiminden vazgeçilerek yeniden delege sistemine dönülebileceği konuşuluyor.
Eğer doğruysa, ortada ciddi bir siyasi ironi var. Daha kongre yapılmadan “doğrudan demokrasi” sloganı çöpe, klasik delege sistemi yeniden sahnede…
Özgür Özel, partisinin oy oranı potansiyelini yüzde 60-70 seviyesinde olduğu gibi iddialı cümleler kursa da seçimlere girmek istiyor mu emin değilim.
Çünkü bir partinin seçime girmesi için en az 41 il ve ilçelerinde örgütlü olma şartı var.
Ayrıca büyük kongrenin yapılması zorunlu. Ve bunun süresi 6 ayla sınırlı.
Yani Yeni Parti’nin kanun tanımaz tutumundan bir an önce vazgeçmesi gerekiyor. Yoksa Özel’in dahiyane planı “Bakın iktidar bizi şimdiden engelliyor” diyerek mağduriyet oluşturma çabası mı?
Eğer böyleyse unutulan bir detay tüm siyasi partiler aynı yasaya tabi ve bu kuralı uyguluyorlar.
Bu, Özgür Özel açısından da ilk çelişki değil. Daha önce “seçim” ve “ön seçim” konusunda iddialı açıklamalar yapıldı. Ama uygulamada aynı ölçüde iddialı bir tablo ortaya çıkmadı.
Şimdi de parti yöneticilerini üyelerin seçeceği söyleniyor. Fakat iş hukuki zemine gelince, bu modelin uygulanabilirliği mümkün görünmüyor.
Siyasette vatandaşın önüne büyük rakamlar koymak mümkündür. “600 bin üyemiz var. Doğrudan demokrasiyi getiriyoruz” demek kolaydır.
Zor olan ise, söylediğiniz şeyi hukuken ve fiilen gerçekleştirmektir. Çünkü siyaset, sosyal medya paylaşımıyla yönetilmiyor. Parti üyeliği bir internet formundan ibaret değil kongre ise bir tanıtım toplantısı değil.
Ve siyasi partiler, kendi kurallarını yazarken Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlarını yok sayamaz.
Şimdi Yeni Parti yönetiminin yapması gereken çok basit:
600 bin rakamının kaçının gerçek ve kesinleşmiş üye olduğunu açıklamak. Online başvurularla hukuken tamamlanmış üyelikleri birbirinden ayırmak.
Çünkü aksi halde ortaya çok tuhaf bir tablo çıkıyor. Önce “üyeler seçecek” deyip sonra hukuk hatırlanıp delege sistemine geri dönülecek. Bu durum tabanı ve örgütü yanıltmak değilse nedir? Madem yine delegeler seçecekti, bunca gürültü neden çıkarıldı?
Yeni Parti yönetiminin artık seçmenine slogan değil, hukuki cevap verme zamanı.
Çünkü bir kongrenin daha tartışmalı hale gelmesi, özellikle daha yolun başındaki bir parti için ciddi bir siyasi maliyet yaratır.
Bu nedenle mesele artık “Yeni Parti’nin kongresi yapılacak mı?” sorusu değil.
Asıl soru şu: Yapılacak kongre hukuken geçerli olacak mı?
Yoksa bunun için de yeni bir parti daha mı kuracaklar?
