Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Ailesinin düğün kasetiyle dalga geçen gençlik ve Eyüp Sultan

GİRİŞ:
2026-06-04
saat ikonu 01:36
|
GÜNCELLEME:
2026-06-04
saat ikonu 01:36

2017’de Zonguldak Ereğli’deki mezarlıkta müzik eşliğinde çiftetelli oynayan belediyenin geçici temizlik işçisi abla, henüz TikTok’la tanışmamış olan Türkiye’ye “Tehlikenin farkında mısınız?” mesajını vermiş fakat hem oyun havasının sesinin çok çıkmasından hem de mezar taşlarının arasındaki dans figürlerinden ötürü ne toplum ne de belediye tarafından anlaşılmıştı.

Mezarlıkta oyun oynayan ve onu çeken abla, işlerinden olurken onların bu özgün çalışmasından 1 yıl sonra TikTok Türkiye’yi de zehirlemeye başladı.

Koca koca adamlar, kadınlar ve daha ergenlikteki çocuklar kendilerine hiç yakışmayacak hareketlerle video çekip paylaşma furyasına kapıldı.

Şarküterideki içi et ürünleriyle dolu camlı vitrin buzdolabının içine giren çırak da fabrikadaki süt kazanında yıkanan işçi de videolarıyla böyle zuhur etti.

Bu ponçik sosyal medya eylemlerinin sonunda birçok insan, birkaç dakikalığına meşhur olma pahasına işlerini kaybetti. Fenomenliğin de göründüğü gibi kolay olmadığını anlayınca tekrar iş ilanlarına bakındılar.

Herkesin video çılgınlığına kapıldığı dönem para da platformun içine girince işin rengi değişti, canlı yayın açmalar, eşini-çocuğunu zorla oynatanlar, müstehcenlik derken orası günden güne âdeta bir gayya kuyusuna döndü.

ANNE-BABANIN DÜĞÜNÜNÜ HAYVAN BELGESELİNE ÇEVİRMEK

Andy Warhol’un 1968’de söylediği “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.” sözü, o yıl pek anlaşılamasa da bugün sosyal medyanın asosyal kullanıcılarıyla daha da iyi kavranıyor.

İşte böyle bir ortamda şimdi TikTok’un yolunu izleyen Instagram da videolar üzerinden kullanıcılarını oyalıyor.

Şimdi bu video furyasına henüz “akımlaşmamış” bir şey daha dâhil olmaya başladı: Anne babalarının 90’lı yıllardaki düğün kasetleri üzerinden o yılları da onları da alaya almak.

O yıllarda ülkenin emekçi kesimi, yine bugünkü gibi çok çalışıp modayı günümüzdekinin yarısı kadar bile takip edemediğinden bol elbiseler giyip düğünlerde kötü oynuyor, gelir dağılımındaki çarpıklık da gittikçe daha da berbatlaşıyordu.

Enflasyon zaman zaman 3 haneli oranlara ulaşıyor, terör tırmanışa geçiyor ve hükümetler uzun süre yerinde durmuyordu. Yine de apartmanlarla sitelerde bile henüz komşuluk ölmemiş, kadınlar kısır yaparak çeyrek altın topladıkları günlerini tüm hızıyla sürdürüyordu.

Günümüzde anne babalarının düğünlerindeki görüntüleri kendilerine hayli tuhaf gelen gençlik, onların oyunlarına, birbirlerine bakışlarına, hayvan belgesellerinin anlatımını montajlayıp gülüp güldürmeye çalışıyor. Tabii “özür dilerim anne-baba” notunu eklemeyi de ihmal etmiyorlar.

AİLE ALBÜMÜ HER MİSAFİRE GÖSTERİLİR Mİ?

Dijital çağa direnen ama şimdiden bir nostaljik değere dönen aile albümlerine uzun yıllardır artık yeni fotoğraflar eklenmez oldu. Çünkü fotoğraflar soğuk ekranlara sığdırıldı, eski makinelerin tek seferde yakaladığı o anlamlı duruşlar onlarca pozun sonunda anca tutturulabiliyor şimdi.

Bazı gençlerimizin alay ettiği 90’lı yıllarda aile albümleri, her misafire gösterilmez, bu albümün çıkarıldığı misafirlikler daha bir anlam kazanırdı. Aynı şekilde düğün kasetleri de fotoğrafçıdan emanet alınan video oynatıcıyla aile ve akrabaların seçilmiş bireyleri arasında izlenirdi.

Şimdi sosyal medya, bu mahrem-namahrem ayrımını altüst ederek “Sana ait tüm özeli paylaş.” sloganıyla tüm kitlelerin afyonu haline geldi.

FOTOĞRAFI EMOJİYLE KAPATAN YÜCE İNSANLAR

“Tüm özelini herkesle paylaş.” çılgınlığı henüz bu aşamaya ulaşmamışken bebeklerin-çocukların fotoğrafları da eve gelen misafirler tarafından çekilir, kimse bundan huylanmazdı. Sonra o çekilen fotoğraflar ailelerden izin alınmadan sosyal medyada paylaşılmaya başladı.

İlk başlarda bunu da hoşgördü aileler ama Facebook kurucusu Mark Zuckerberg’in aile fotoğrafına bakınca şaşırıp kaldı. Çünkü herkesin her şeyi paylaştığı platformun kurucusu çocuklarının yüzünü emojiyle kapatmıştı.

Zuckerberg’in ortaya çıkan bu fotoğrafı hayrın kapısını açtı ve aileler çocuklarının fotoğrafını hoyratça paylaşmamayı öğrendi.

Henüz pedofiliden ve Epstein’ın bir adayı sapıklık emelleri için kullandığından haberi olmayanlar, geçmiş yıllardaki saf hislerin hâlâ yaşadığını sanıyor, tanımadığı bir çocuğun başını okşamanın kötü bir çağrışım yapmadığını kabul ediyordu.

Ama Özdemir Asaf’ın Bütün renkler hızla kirleniyordu / Birinciliği beyaza verdiler dediği gibi tüm beyazlar karaya dönmeye başlamıştı.

İşte tüm bu olanlardan sonra çocuk sahibi ana babalar, yavrularının fotoğraflarını emojiyle kapatmaya başladılar.

Konunun uzmanları, fotoğrafın orijinali platforma yüklendiği için emojili tedbirin de yetersiz olduğunu söyleyince işi sıkıya alanlar bundan da vazgeçip iyi bir iş yaptılar.

90’INDAKİ EYÜP SULTAN’I MEDİNE’DEN İSTANBUL’A GÖTÜREN AŞK NEYDİ?

Biz buraya kadar Ereğli’de mezarlıkta çiftetelli oynayan abladan başlayıp ailesinin düğün videosunu hayvan belgeseliyle montajlayan gençlerle geldik.

Bu gençlerimiz, hep aynı yaşta kalıp hiç yaşlanmayacaklarını düşünerek yarın kendilerinin de çocukları tarafından alaya alınma ihtimalini şimdilik hesap etmiyorlar.

Ondandır, kendilerinden yaşça büyük kim varsa “Azrail’in unuttuğu kişi” diye dalga geçip “Eğer takva sahibi gençler, beli bükülmüş yaşlılar, süt emen çocuklar, yayılan hayvanlar olmasaydı, belalar sel gibi üstünüze dökülecekti.” hadisinden habersiz yaşıyorlar.

Nerede kendilerinden yaşça büyük birini görseler “EYT, EYT’li” diye dalga geçmeleri de bundan. Neyse ki 14 asır önce böyle zevzekler yoktu da Eyüp Sultan hazretleri 90’lı yaşlarında Medine’den İstanbul’un fethi için hasta hâliyle yola çıkma aşkını asla sorgulamadı.

Sevgili peygamberimiz, Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde herkes onu konuk etmek isteyince mübarek devesinin çöktüğü yere en yakın olan evin sahibi Ebu Eyyub el-Ensari’ye de İstanbul’u fetih yolundayken “Sana EYT vurmadı mı dede?” diyenler olabilirdi yoksa!

GENÇLERİ MEB DE YÖK DE ARAMADI

“Gençler bilse ihtiyarlar yapabilse.” sözü gençlikte anlaşılsa insan hayatındaki pişmanlıklar da bugünkü kadar olmazdı.

Sosyal medya videolarıyla uğraşırken ailesinin düğün videosundan çerezlik bir çalışma çıkaran gençlik de haklı bir bakıma.

Biraz onlarla konuştuğunuzda “Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz?” diye çıkışacaktır. İyi ama ona soruyu soranın neler çektiğini de onlar bilmiyor ki! Kimse kimsenin ne çektiğini bilmeden video çekip paylaştıkça da aynı döngüyü yaşayıp duruyoruz işte.

Gençlerimiz liseden mezun oldu, Milli Eğitim Bakanlığının herhangi bir görevlisi onları arayarak “Ne yaptınız sayın genç! Üniversitede misiniz, iş hayatına mı atıldınız?” diye sormadı.

Uğraştı, didindi, 4-5 senesini üniversitede harcadı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) yetkilisi onu arayıp “Ne yaptınız üniversite mezunu gencimiz, bir iş buldunuz mu?” diye sormadı.

Bakanlığın YÖK’ten, YÖK’ün de bakanlıktan haberi olmadan nice genç mezun oldu, tutunamadı, yurt dışına umut besledi, “Bu ülkede yaşanamaz arkadaş.” dedi ve yine suçlanan o oldu. Ondan sonra da gelsin sosyal medya rehabilitasyonu sürecindeki video çalışmaları…

Bize farklı bir şeyler lazım artık. Ama bir türlü kimsenin demeye ya dili varmıyor ya da akıllı telefonlara gömüldüklerinden bunu anlatmaya fırsatları yok.

Bugün her şeyden çok ihtiyacımız olanlar ne mi? Birkaçı için şunları sıralayabiliriz:

- Eyüp Sultan’ın 90’lı yaşlarda Medine’den İstanbul yollarına düşmesini sağlayan imanıyla inancına,

- Bişr-i Hafi’nin kız kardeşinin “İplik eğirirken evimizi, devletin askerlerinin meşaleleri aydınlatıyor. Bu ışıkla çalışmamız doğru olur mu?” sorusundaki helal-haram hassasiyetine,

- Hazreti Hacer’in çölün ortasında suyu aramasıyla imkânsızlıktan imkân çıkarmanın umuduna,

- Bir asır önce “Savaşıp yenemeyiz, manda yönetimini kabul edelim.” diyenlere karşı Milli Mücadele kahramanlarının zafer getiren gayretine.

Cahit Sıtkı Tarancı’dan:

Yalnız kendi başın mı dertli sanırsın,

Gölgesi yeryüzünde avare insan?

Taş da istemezdi yosun tuttuğunu;

Solmakta her çiçek kokusu uçunca.

Tasadır ağaca rüzgârda yaprağı;

Her kuş yanar az çok ölen yavrusuna;

Sivrisinek de halinden memnun değil;

Vızıltısı şikâyet makamındadır.