Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Başlangıcında asla dahli olmayan, sonunuysa hiç kestiremediği hayat yolculuğunda aklı bir şeylere ermeye başlayan insan, bunu sorgulamadığı gibi yılların geçişine de mani olamıyor.
Eğitim, iş, evlilik, ebeveyn olmak gibi ulvi sorumluluklarla tanışması, kendi anne-babasının neler çektiğini anlamasına yardımcı olurken yüzyıllardır bitmeyen bir dönüşümü de ortaya çıkarıyor. Bu duruma “kuşak çatışması” deniyor fakat sözde çatışmayı yaşayanlar ona bu ismi vermedikleri gibi ne yaşadıklarını da bilmiyor.
Dünya hayatının sarhoşluğuna kapılanların, bir şeylerin farkına varması için hep mi acı şeyler olması gerekiyor? İnsanlık tarihine bakıldığında bu durum pek de değişmiyor.
DAĞLARIN VE YERİN YÜKLENMEDİĞİNİ İNSAN SIRTLADI
Hazreti Kur’an’da “Pek aceleci” olarak nitelenen insanın, dağların ve yerin korku içinde kalarak kabul etmediği teklifi yüklendiğine işaret ediliyor. Bu yükün farkına varanlar, ömürden geçen her saniyenin bile ne kadar değerli olduğunu anlamak için epey bir yılı da harcamış oluyor.
Yıllar öyle müsrifçe harcanmakla kalmadığı gibi savurganlığı yapandan da çok şey götürür. Bu bedel; hastane kontrolleri, kilo problemi, aksatılmaması gereken ilaçlar ve bitmek bilmez geçmiş muhasebesi olarak yasal ve yasal olmayan faiziyle birlikte ödenir.
KENDİ DOĞUM GÜNÜ PASTASINI YİYEMEMENİN DRAMI
Yaş aldıkça doğum günü pastaları anlamını yitirmeye başladığında üflenen mumlar da hazin bir hayatın acı dolu meşalesine dönüverir.
Dağın ve yerin yüklenmediği sorumluluğu gözü kapalı sırtlayan insan artık kendisi için yapılan pastadan bir dilim bile yiyemez hâldedir. Çünkü sıkı bir şekilde takip etmesi gereken doktor perhizi bulunmaktadır.
YAPAY ZEKA TAM ZAMANINDA İMDADE YETİŞTİ
Peş çok kederin içinde derin bir ah çektikten sonra Nihâvend makamındaki Hacı Arif Bey’in Bakmıyor çeşm-i siyâh feryâde / Yetiş ey gamze yetiş imdâde şarkısını Hamiyet Yüceses’ten dinleyerek imdat dileyen insanın feryadı sonunda duyuldu.
Kim geldi? Hayır efendim, düşündüğünüz gibi şarkıda geçen sevgilinin gül yüzü değil bu “imdade” gelen. Yapay zeka hizmetleri gururla sunar!
“Mutluluğu kaçırdım.” diye üzülenlere teselli mahiyetinde, şimdilik ücretsiz hizmet veren yapay zeka teknolojisi herkesin elinin altında kullanıma hazır bekliyor.
“Hanımların dikkatine! Overlok makinesi ayağınıza geldi.” diye mahalle aralarında gezinen minibüsler gibi dolaşmasa da özellikle 2026 Dünya Kupası’nı da fırsat bilerek reklamlarıyla kendini hatırlatıyor.
Gönder bir fotoğraf, yazıver görmek istediğin hâli. Ulaşamayıp hayalini kurduğun ne varsa birkaç saniye içinde gelsin.
Şairin “Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat!” dizesiyle hayıflanıyorsanız ona da çözüm var işte! İstediğiniz kişiyle en mutlusundan aile fotoğrafınız da hemencecik hazır.
Hem bu öyle bir hizmet ki biraz para da verip üst paketlerden yararlandığınızda gerçeğinden farksız fotoğraf ve videolarla insana, erişemediği şeyler için Lewis Caroll’un “Alice Harikalar Diyarı”ndaki romanı gibi bir dünyadan fazlasını sunuyor.
YAPAY ZEKA HACI ARİF BEY ZAMANINDA OLSAYDI…
Vizontele filminde televizyonla tanışan köylülerin şaşkınlığı “Zeki Müren de bizi görecek mi?” sorusunu ortaya çıkarırken bu ihtimale asla mahal vermeyen yapay zeka, âdeta “Böyle bir hizmette mutlaka Zeki Müren de bizi görür.” dedirtiyor.
Yapay zeka teknolojisinin bu noktaya varmasında henüz sosyal medyadaki video üreticiliği, TikTok çılgınlığına erişmemişken 2017’de Zonguldak Ereğli’deki mezarlıkta temizlik yapan ablanın çiftetelli oynamasının da mutlaka katkısı vardır ama kadrini kıymetini bilen çıkmaz o başka!
“Yapay zeka hangi meslekleri tehdit ediyor?”, “Maçın sonucunu yapay zekaya sorduk, bakın ne dedi?”, “Yapay zeka hesapladı, işte alacağınız maaş” türündeki başlıklarla işleyen sürecin bir de üretim boyutuna yansıması var tabii. Bu işin hayır mı şer mi olduğu şu an tam manasıyla kestirilemiyor ama bazı kolaylıkları sağlaması ve maliyetleri düşürmesi açısından kullananların sayısı yayılıyor.
Eğer yapay zeka ve bugün kullandığımız sosyal medyayla bilumum teknolojik aparatları Hacı Arif Bey zamanında olsaydı o da “Bakmıyor çeşmi siyah” şarkısını yazıp bestelemek yerine sevdiğinin fotoğrafıyla kendi fotoğrafını yapay zekayla mutlu bir aile tablosuna çevirtir, o kadar duygulu yazamayacağı şarkıyı da YouTube üzerinden yapay zekayla kuru yavan söyletir, soranlara da “Müzikle uğraşıyorum.” derdi.
“Artık Zeki Müren de yapay zekayla bizi görecek.” noktasına geldiğimiz şu dönemi iyi ki Hacı Arif Bey görmedi. Yoksa ne Kürdilihicazkar makamı olacaktı ne de kara gözlü sevgilinin hasretinden duyulan acı bu kadar güzel ifade edilecekti.
Günümüz insanı, yapay zekanın güfte ve bestelerinden kendine teselli ararken Sezen Aksu’nun “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler” şarkısıyla hatırladığı ömrünün heba olan günlerinin hüznünü “Belki bir gün yapay zeka onu da getirir.” diye umut ederek unutmaya çalışıyor.
Ümit Yaşar Oğuzcan’dan:
Ümitlerimiz küller gibi perişan
Saadet bir sigara içimi kadar kısa
Ne tadı olurdu acaba ömrün
Hayallerimiz de olmasa
