Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

15 Temmuz, Haluk ve öteki gündem

GİRİŞ:
2026-07-16
saat ikonu 01:32
|
GÜNCELLEME:
2026-07-16
saat ikonu 01:32

Ülkede ve dünyada olanları takip edip en ince detayına kadar konulara vakıf olmak çok iyi bir şey olsaydı öyle herkese bu hakkı tanımazlardı.

Haber kanallarında her akşam kurulan siyaset ve gündem masalarında “önemli” konular tartışılırken bu yayınlara maruz kalan izleyiciler de haklı olarak “Bu gündem benim mi?” ya da “Tartışma programlarındaki konuları takip etmem bana ne kazandıracak?” gibi soruları sorduğunda ansızın bir kumanda hamlesi yaparak ya kanal değiştiriyor ya da “Sessizlik gibisi var mı?” deyip televizyonu kapatabiliyor. Bilinçli izleyici olmak kolay değil tabii!

50’li 60’lı yaşlarında olan vatandaşlarımız siyasi buhranlardan sokak terörüne, etnik çatışma kışkırtıcılığından bir türlü dizginlenemeyen enflasyona kadar her şeyi görüp geçirdi.

Bu kuşak için Türkiye’de ve dünyada yaşanan hiçbir olay pek de şaşırtıcı gelmiyor, yeni yeni “yetişkin” olanlarsa hâlâ olanlara alışmış değil.

SEN DE Mİ HALUK?

Son birkaç gündür sevgili ülkemin gündemi, “Bu ’nin durumu ne olacak?” sorusundan “Meğer de sağlam pabuç değilmiş.” tespitine geçiş yaptı.

Birinci gündemdeki belirsizlik, kendisini soruyla belli ederken ikincisinde soruşturmasıyla ilgili geçen kesin hüküm, hem ünlülerin “Ben demiştim.” minvalindeki açıklamaları hem de medyanın “iddialar” adı altında peş peşe geçtiği haberlerle de fazlaca destekleniyor.

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren kendisini belli eden ve en son bir projesi olduğu artık tescillenen Ergenekon yargılamalarında yok sayılmasıyla bilinen hukuki bir kavram var. Bunun adı masumiyet karinesidir.

Yazılışı da okunuşu da çok fiyakalı duran bu kavram, hakkındaki iddialardan ötürü soruşturması olan kişilerin mahkeme, hüküm verinceye kadar suçlu sayılmamasına yarar ki aslolan da budur.

Adalet Bakanı’nın, yurt dışına kaçma şüphesinin gözaltındaki etkisini açıklaması ve sanatçının, bir rulet masasında kumar oynadığı görüntülerin ortaya çıkmasıyla iddia konusu olan paraların kumarda hiç edildiği gibi bir izlenim de kendiliğinden belirmiş durumda.

Soruşturmanın iddianameye dönüşmesi ve yapılacak yargılama sonucunda Haluk Levent gerçekten suçlu çıktığında Türkiye’de artık yardım konularıyla ilgili özel teşebbüslere de büyük bir güvensizlik de ortaya çıkacaktır.

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu / Birinciliği beyaza verdiler diye şairin işaret ettiği gibi bir durumla bir kez daha karşılaşmayız umarım.

15 TEMMUZ’UN KAHRAMANI KİM?

2016’da atlatılan darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milleti meydanlara davet etmesi ve vatandaşın ülkesi ve bağımsızlığı için alanlara inmesi kadar önemli bir an var ki o da ihanet planının bozulmasında çok ciddi bir rol oynadı.

Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’in, darbeci Semih Terzi’yi Özel Kuvvetler Komutanlığını ele geçirmeye çalışırken etkisiz hâle getirmesi ve bu uğurda şehadete ermesi, ihanet gecesinin en önemli kırılma noktası oldu.

253 şehidin, 2 bin 737 gazinin olduğu gece için bir kahraman ilan edeceksek ülkeye, bayrağa ve demokrasiye sahip çıkma mücadelesinin kendisini gösterebiliriz ancak.

İhanet gecesiyle ilgili özellikle darbenin başarılı olması hâlinde yönetimde görev alacak isimlerin listesi gibi karanlıkta kalan şeylerin ortaya ne zaman çıkacağı merak edilirken olayda büyük etkisi olan FETÖ’nün en kritik ismi Adil Öksüz’ün hâlâ yakalanmamış olması da soru işaretlerinin giderilmesini zorlaştırıyor.

Şairin Bozgunlardan çıktım kan içindeyim. Yeni bir savaşa kuşandır beni dediği süreçlerden geçtik, acı da olsa dersler aldık. Demokrasi şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anarken “Mevla ülkeye bir daha böyle bir gün yaşatmasın.” duası da kalbimizin en temiz köşesindedir.

ÜLKENİN ÖTEKİ GÜNDEMİ

“Gündemin takibi sevimli bir şey olsaydı önüne gelenin bunu yapmasına izin verilmezdi.” dedik ya işte can yakıcı bir konumuz da ülkemizdeki iş kazası ya da bir başka tabirle iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin sayısıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisinin açıkladığı son raporda haziran ayında 228 insanımız iş kazalarında hayatını kaybetti. Senenin ilk 6 ayında da benzer olaylarda can verenlerin sayısı 1063 oldu.

Böyle bir konu tartışma programlarında da haberlerde de kendine pek bir yer bulmuyor. Hayatını kaybeden çalışanlarımızın en çok olduğu iş kolları ise İnşaat, yol ve tarım.

“Çok çalışmalıyız.” derken tedbiri ihmal mi ediyoruz, yoksa hızlılık adına candan mı geçiyoruz? Daha fazla insanımızı benzer olaylarda yitirmemek için bu soruya da acil bir cevap bulup bir şeyleri değiştirmek zorundayız.

GRAND KARTAL OTEL YANGINI İÇİN ADALET YÜRÜYÜŞÜ

2025’te Bolu’daki Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını yitirenler, Bolu Adliyesi önünden Ankara’ya “78 Can İçin Adalet Yürüyüşü” başlattı.

Acılı aileler, yangınla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin de yargılanmasını istiyor.

Telaşımız o kadar çok ve takibine daldığımız gündem o kadar yoğun ki bu insanları görmüyor, belki de görmezden geliyoruz. Anayasanın daha 2. maddesinde bir hukuk devleti vurgusu yapılırken yıllardan beri hep bir adalet arayışı süregelir.

Yasalarımız vardır ama yardım yapması gereken dernekte usulsüzlük çıkar, tedbir alınması gereken çalışmalarda işçiler ölür, ihmallerin sonucunda otelde tatil yapan vatandaşlar yangında göz göre göre can verir.

Karamsarlığa düşmeden adalet için yürüyenlere ne mutlu! Yolda olmasa da yolun sonunda olsun adaleti bulmaları tek umudumuzdur.