Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kendini kaybedercesine çalışıp yine de ay sonunu zor getiren insana sanki yeni bir sayfa açtıracakmış gibi gelen ses, müstekbir bir edayla “Tatile çık.” der.
Kahrolası kapitalizmin keskin çarkları arasında çalıştıkça yerinde sayan kişi, sözde ucuzluk reklamlarına maruz kalıp kendisine sunulan tüm ürünleri bugüne kadar asla “İhtiyacım var mı?” diye sormadan alırken tatil seçeneğini de sorgulamadan yerine getirme isteğiyle harekete geçer.
Hele kişi bir de yalnızsa ve bugüne kadar pek çok konuda yanılmasıyla nam salmışsa izlediği filmlerde, okuduğu kitaplarda “Aradığın aşkı çıktığın tatilde bulacaksın.” mesajını aldığından ötürü bu işe daha da bir anlam yükleyecektir.
TATİL DİNLENME YERİNE MAĞDURİYET GETİRİRSE…
Yüklediği anlam içinde ya tek başına ya da hemcinsi olan arkadaşıyla çıktığı tatilin bitimine doğru tam dinlenemediğinden hafiften şüphelenerek “Aradığım sevgi sahi bu tatilde mi?” sorusunun peşine düşen kahramanımız, tatilin sonunda da “Ne aradığım aşkı buldum ne de dinlenebildim, ben mağdur oldum a dostlar.” diye feryat ettiğinde bu yakarış, tatil reklamlarının arasında kaynayıp gidecektir.
Tatillerin hiç kimse için değişmeyen tarafıysa bıkıp terk ettiği evine dönüşlerde “Evim, evim güzel evim, senden daha rahat nerede edebilirim?” manasına gelen “Oh be ev gibisi yok.” sözüdür.
Her tatil sonrası bu duruma düşenler rahat olsunlar, pansiyonda ya da kötü bir otelde kaldıkları için üzülmesinler. Bilsinler ki 5 yıldızlı oteli tercih edecek refah seviyesine sahip olanlar da aynı şeyi hissediyor.
Turistik işletmelerin kahvaltı ve öğün yemeklerinde açık büfeyi fır fır gezerek gözü doymazcasına her şeyi ellerindeki tabaklara doldurup masaya gelince de o kadar şeyi yiyemeyeceğini anlayanlar nasıl ki o gürültülü yemek salonlarında masasındaki kişileri duyamıyorsa onların pişmanlıkla tatminsizlik arasında gidip gelen iç seslerini de sabahın 6’sında güne başlamak zorunda olan ve havanın sıcaklığına aldırmadan akşam mesai bitimini bekleyenler duyamıyor.
SİTEDE YAŞAYANLA GECEKONDUDA OLANIN FARK ETMEDİĞİ
Gelir dağılımı adaletsizliği içinde en zenginle en yoksul kesimin ne çektikleri konusunda birbirlerini anlamamaları, farklı hayatlara sahip olanlara imrenerek bakmalarını engellemiyor.
Gecekonduda yaşayan, bir apartman ya da site hayali kuruyor. Apartman veya siteden daire alıp hâlâ kredi borçlarını ödeyen de müstakil bir ev hayaliyle mutlu oluyor, hatta “Bir gecekonduda otursam bundan daha rahat ederdim.” diyor.
Sahip olduğunun kıymetini bilene rastlanmadığı ortamda da ekonomi haberleri cinayet ve siyaset haberlerinden daha fazla okunuyor. “Emeklilere zam yapılacak mı”, “Asgari ücret ne kadar olacak”, “Altın 7 bini görecek mi”, “Gümüş yatırımı için doğru zaman mı?” başlıklarıyla gün içinde her dakika para düşünen bir kitle, ülkenin siyasetinden ekonomisine her alanını etkilerken yeni nesil ve diğer suç örgütleriyle mücadele için Adalet ve İçişleri bakanlıkları özel bir çaba göstermek zorunda kalıyor.
Tabii bu durumların birbiriyle ilgisi olmamakla birlikte toplumun fotoğrafı çekildiğinde hepsi aynı karede görünüyor!
TATİLİNİ SOSYAL MEDYAYA YANSITANA NASIL DAVRANMALI?
Ne para ne de zaman bulamadığından tatile çıkamayanlar, akraba ve arkadaşlarının tatilden attıkları sosyal medya paylaşımlarıyla “Hayat size güzel.” yorumunu da gayriihtiyari yapabiliyor.
Elbette imkân bulup kendine zaman ayırma adı altında tatile çıkanlar, büyük bir iş başarmanın verdiği hisle nasıl davranacaklarını bazen şaşırabiliyor.
Dalgaların anlam yüklü seslerini seyredip dinlemek yerine onu videoya alıp “Ben tatildeyim, yapamayanlar çatlasın e mi?” dercesine paylaşıma heves etmek, bu çağın insanının içine düştüğü fakat farkında olmadığı çıkmazlardan biri.
Her yaptığı farklı davranış illaki kaydedilip el âleme yansıtılacak, böylece yansıtan da mutlu olacak. Paylaşıma maruz kalan ise iç geçirip tez zamanda bir tatil paketi satın alacak, o da paylaşımını yapma seviyesine ulaştığında döngü tamamlanacak.
Paylaşım zincirini başlatan ve devam ettirenler de aslında haklı bir bakıma. Hayatının en güzel günlerini SSK primini tamamlamak ve ay sonunu getirebilmek için harcamak zorunda kalıyor, yıllık izne çıkma başarısını yakaladığında da fena hâlde iç sıkıntısıyla kendiyle baş başa kalmaktan korkuyorlar.
Yaşadıklarını dinlediğinizde haklılıkları biraz daha artıyor gibi. Travmaları, endişeleri, tedirginlikleri, hayal kırıklıkları tek bir pakete sığdırılsa kaldırmaya hiçbir beşerin gücü yetmeyecek.
DENİZ BULAMAYAN TOPRAĞIN SESİNİ DİNLESİN
Gecekonduda olan, apartmanda yaşayana; yaz sıcağında çalışmak zorunda kalan da tatilde sosyal medya hesabını alevlendirenlere imrenmeye devam ettikçe kredi kartlarının limitleri zorlayan taksitleri bitecek gibi görünmüyor.
Bundan sonrası ağustosun da hoyratça harcanarak eylüle umut bağlanmasıyla devam edecek gibi görünüyor.
Malum ya geçen gün ömürden. Deniz kenarında dalgaların sesiyle tüm kederlerinden uzaklaşmak isteyen insan, bu imkânı bulamayınca kentlerin keşmekeşinden uzak kırlara gidiyor. Yeni sürülmüş bir toprağa yalın ayak basarak yürüyor. Yürüdükçe de bir şeyi öğreniyor: Hiçbir şey düşünmemeyi!
