Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Otogarda bekleyen vatandaş neden Türkiye gündemini merak etmiyor?

GİRİŞ:
2026-07-30
saat ikonu 01:11
|
GÜNCELLEME:
2026-07-30
saat ikonu 01:11

Henüz büyükşehir olamamış bir kent otogarında bekleyenler arasında ilginç biri var. Adam mı kadın mı, buna takılmayın, beklemesinin nedeni değil mi aslolan?

“Otobüsünüzün hareket saati gelmiştir.” diye anonslar geçerken bu kişi, kulak asmadığı uyarılar içinde şimdiye kadar hiçbir belediyenin asla konforuna dikkat etmediği banklardan birinde oturmayı sürdürüyor.

Ne ’nin bölünerek Yeni Partinin kurulması ne ’nde yapılan bir seçimin sonucunda Cumhurbaşkanı ile Meclis çoğunluğunun farklı partilerden olabilmesi ihtimaline kafa yoruyor. Hoş, tartışma programlarında ilkine daha çok zaman ayrılırken ikincisini konuşmaya henüz sıra gelmemiş durumda.

HAYAT BİR YOLCULUK

Şehir değiştirmenin verdiği haklı yorgunlukla önünden geçenler rahat bir evi düşleyerek adımlıyor, ya kapılarında sevgi ve eleştiri mesajlarının yer aldığı umumi tuvaletleri arıyor ya da namaz vakti kaçmasın diye bir mescit. Sıcak bir yemek ve otogarda satılan paket gıdaların peşine düşenlerin olması da şaşırtmıyor.

Bekleyen kişi, geçmiş zaman yolculuklarını anımsıyor ve hayatının hep bir yolculuk olduğu gerçeğini. İşin tuhafı bugüne kadar o da otogarlarda telaş içinde oradan oraya koştururken ilk kez hiçbir yere gitme mecburiyeti olmadan böyle bekliyor.

Beklemesinin tek nedeni var. Ama bu, asla bir yere yetişmeyi içinde barındırmıyor. Ne zaman kendiyle baş başa kalsa hep kaybettikleri gözünün önünde beliriyor. Buna karşın yıllardır tabi tutulduğu yalnızlık imtihanını bir türlü geçemiyor. Bunca zaman tek başına yaşamakla başa çıkamaması da bundan.

“EY NEREDEN GELİP NEREYE GİDECEĞİNİ BİLEMEYENLER”

Şimdi akşam haberlerinde adı geçmeyen sakin bir kentin otogarında gelen gidenler arasında kendisine bir tutunma nedeni arıyor.

yönetimi, onun dikkatini çekmek istese şöyle bir anons yapmalı: “Ey nereden gelip nereye gideceğini bilemeyen yolcular! Perona yanaşan hiçbir otobüs sizi gitmek isteyeceğiniz yere götüremeyecektir. Burada ne kadar bekleseniz de kaçırdığınız otobüsler geri gelmeyecektir! Bir süre daha bekledikten sonra olaysız bir şekilde evlerinize dağılınız.”

Ne böyle bir anons yapılıyor ne de esrarengiz kişi yerinden kıpırdıyor. Belediyelerin, konforsuzluğunu asla mesele etmediği bir bank üzerinde belini ağrıtarak oturmaya devam ediyor.

Bir süre sonra kendisini yolcular içinde şanslı sayıyor. Ne gitmek zorunda olduğu bir yer var ne de yetişmesi gereken bir zaman. Bu devirde bu da az nimet değil hani.

OTOGAR ESNAFI DURUMDAN ŞÜPHELENİYOR

Bir esnafın, saatlerdir oturan kişiyi fark etmesiyle onun yanına gidip “Kimi bekliyorsun?” diye sorması arasında neredeyse bir 4 saat var.

Esrarengiz kişi, peronlara yaklaşan otobüslere ve bu dev araçlardan inen yolculara bakarken aldığı soru karşısında şaşkınlığa düşüyor. Bir şey beklemezken neyi beklediğinin cevabını vermek kolay değil çünkü. Yine de bir şeyler söylemek istiyor:

“İnanın, buraya oturduğumdan siz sorana kadar geçen süre içinde hiçbir şey beklemiyordum. Ömrüm boyunca beklediklerim gelmediği gibi beni bekleyen birçok otobüsü de kaçırmış bulunuyorum.

İlk kez kimseyi ve hiçbir olayı beklemezken ve beni de kimsenin beklemediğine emin olmuşken herkesin bir şey beklediği ya da bir yere yetişerek onu bekleyenlere ulaşmaya çalıştığı bir otogarı kendi hayatıma kamuflaj yaptım.”

Esnaf, verilen cevabı anlamaya çalışırken kişi de doğrulup yürümeye başlıyor. Elinde ne çantası var ne de sırtında heybesi. Kimsenin onu beklemediği bir yere hiçbir şey beklemeden ilerliyor.