Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Filmlerimizde olmayan sahne ve Kıbrıs’taki feribot kazasında yitenlerin hikâyesi

GİRİŞ:
2026-09-03
saat ikonu 01:22
|
GÜNCELLEME:
2026-09-03
saat ikonu 01:22

Bir şeyleri değiştirip dönüştürmesi gerektiğini bilen biri, sanki bu süreçten onu selamete çıkaracak planı cebindeymiş gibi kendinden emin yaşarken “Tebdilimekanda ferahlık vardır.” diyerek bulunduğu yerden biraz uzaklaşıyor.

Çok geçmeden kendi derdini aklına getirtmeyecek şeyler görmeye başlıyor:

- Markette şirin mi şirin bir kız çocuğu sesleniyor: “Baba lütfen buraya gel, bak neler var?” Yetişkinlerin “Bugün markette hiçbir indirim yokmuş” ya da “Alacaklarımın hiçbirini bulamıyorum.” demelerine inat detaydaki güzellikleri fark ediyor.

- Bir kadın hastanenin açık otoparkından çıkışa doğru dalgın yürüyor. Bir otomobilin de onun gittiği yönde ilerlediğini fark etmiyor. Kadın, otomobilin önüne çıkacak ve araç sürücüsü de ona çarpacak mıdır?

- Yakınlarda insanlar bir çay ocağında kıvamsız çaylar içip küçük mutluluklar çıkarmaya çalışıyorlar.

- Dükkân sahipleri ticaretlerinin peşinde, yollarda araçlar seyrüfeser ediyor, yayalar bir yerden bir başka yere gidiyor.

Bir şeyleri değiştirmesi gerektiğini bilen biri, son fark ettiğiyle otoparkında bir araca doğru yürüyen kadını hatırlıyor.

Kadın dalgındır, otomobilse kadını fark etmiş ama kadın motor sesine karşın araca dikkat etmediği gibi başını bile çevirip bakmamaktadır. Peki bu gidiş bir kaza mı getirecektir?

Otomobil sürücüsü de hastaneden çıkmıştır ve dalgın yürüyen kadının farkındadır. Evet, o, aracının önüne doğru yürüyen kadına çarpmamak için frene basmış, kadın geçtikten sonra da yoluna devam etmiştir.

TEYZENİN DEDİKLERİNE KULAK VERİN

Tam bu sırada bir şeyleri değiştirip dönüştürmesi gerektiğini bilen biri, bu süreçten onu selamete çıkaracak planın cebine konmadığını anladı. Anladı ama az önce hastane önünde rastladığı olay için de şöyle bir yorum yaptı:

“Neyse ki bir kaza olmadı. Sürücünün suratını astığını, kadına âdeta ‘Dikkat etsene!’ der gibi baktığını gördüm. Böyle bir sahne şöyle orijinal bir şeyler anlatmaya çalışan ve mayası bu yurdun kültürel özellikleriyle yoğrulan bir filmimizde yer alsa ne iyi olurdu.

Tam böyle bir olay yaşanacakken gün görmüş geçirmiş bir teyze çıkıp araç sürücüsüne şöyle deseydi: ‘Evladım, haklısın. Kadın az daha senin aracının önüne kendini atıyordu ama ya düşünmediğin bir şey varsa?.. Mesela bu kadıncağız az önce yoğun bakımdaki yakınını kaybettiyse ya da kendisiyle ilgili amansız bir hastalığın haberini aldıysa?.. Olamaz mı ya? Ya senin de bir gün bir yakının benzer bir ruh hâliyle bir hastanenin açık otoparkından hiçbir şeye dikkat etmeden yürüse… Ya işte böyle! Hadi evladım, şimdi git yoluna…’

İnsan, kötü giden bir şeyleri böyle değiştirmez mi?”

Sorusuyla sustu. Ah, şu bir şeyler ve onları değiştirip dönüştürme istekleri… Ve her şeye rağmen olan güzel şeyler.

YETİŞKİNLER ÇOCUK NEŞESİNİ YİTİRELİ NE KADAR OLDU?

Marketteki çocuğu hatırladı. Ne kadar da istekli babasına seslenmişti öyle. Demek bir şey istiyordu ve onu heyecanlandırmıştı. O çocuk gibi olamayan büyükler, fiyatlara ve ihtiyaç listesine bakmaktan bir çocuk neşesini yitireli çok olmuştu. Üstelik yitirdiklerini de aramıyorlardı.

Dükkân sahipleri ticaretinde, araçlar yollarda seyrüsefer ederken yayalar da zihinlerinde farklı düşüncelerle yürüyorlardı.

Çay ocağında yine kıvamsız ve asla fiyatını hak etmeyen çaylar demlenip içiliyordu.

KIBRIS’TA DENİZDE YİTENLER İÇİN

Keder ve tasa hep var ama ince detaylarda da güzellikler yüklü fark etmesini bilene. “Bendeki gam da çile de kimse de yok.” diyenlerse sözlerinin ne kadar yanlış olduğunu kendinden de dertlileri, gamlıları görünce anlıyor. Buradaysa farkında olanlar için insan hikâyeleri kendini belli ediyor.

Pazar günü ’taki feribot kazasında hayatını kaybedenler ve kaybolanların da bir hikâyesi vardı. Şimdi hikâyeleri, sevdiklerine ve acı bir şekilde sonlanan bu hayatlardan haber çıkarmaya çalışan medyaya kaldı.

Bir yolculuğa çıkarken onun son yolculuğumuz olacağını bilmemenin adıdır belki iyimserlik ve umut. Ama burada adını vermek istemeyen ama pek de esrarengiz olmayan bir kişi itiraz ediyor:

“Umut da iyimserlik de iyidir lakin tedbir her şeyden önce gelir. Tedbirsizliğin sonu ise hiç suçu günahı olmayanların canına bile mal olabilir.”

Onun sözü bitince “Şimdilik yaşıyoruz ama belki biz de bir gün kötü bir habere konu olabiliriz.” dedi bir şeyleri değiştirip dönüştürmesi gerektiğini bilen biri.

Sonra hiçbir şeyin garanti olmadığı bu hayatta bankaların sunduğu uzun vadeli, yüksek geri ödemeli kredileri düşündü. Böyle düşününce her şey ve özellikle dünya hırsı ne kadar da saçmaydı.

Sanki herkes hastanenin açık otoparkında sağına soluna bakmadan yürüyen birinin ruh hâli içindeydi. Ama yazımızın başında geçen örneğin aksine gidilen istikametten araçlar vızır vızır geçiyordu. Kalabalıksa uyarı kornalarına bile aldırmadan dikkatsizce yürüyordu. Çünkü az önce ya kendisi ya da bir yakını için kötü bir haber almıştı. İşte o an yaşamanın manasında bir sarsıntı hissetmişti.

Sayıları hiç de az olmayan bu insanların, savrukluk içinden çıkabilmesi için marketteki çocuğun babasına seslenip “Lütfen buraya gel. Bak neler var?” dediği gibi sevimli bir hatırlatıcıya ihtiyacı vardı.

Kahramanımız olan ve bir şeyleri değiştirip dönüştürmesi gerektiğini bilmesiyle tanınan kişi bu detayı fark edince “Güzel değişimler ve yeni sayfalar için aradığım tam olarak bu!” deyip gözlerden kayboldu.