Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Eskişehir’deki kömür madenindeki çalışmalarında alamadıkları hakları için mücadele eden 110 işçinin Ankara’ya yürüyüşü ve açlık grevine başlaması günlerdir konuşuluyor.
Konuşuluyor ama konuşanlar daha çok muhalif cenahtan. İyi de hak aramanın, hak gaspının iktidarı-muhalefeti olur mu?
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması açılan CHP’li belediyelerdeki iddiaların en ince ayrıntısı; ekranlarda, haberlerde, köşe yazılarında kendisine geniş yer bulurken haklı bir işçi eylemi nasıl görmezden gelinir? Çalışanın hakkının verilmemesi de bir yolsuzluk değil mi?

Peki bu olayı bu kadar önemli bulmayıp yok saymanın gerekçesi ne olabilir?
- İşçilerin çalıştığı Doruk Madencilik’in 2016’da FETÖ soruşturması kapsamında TMSF’ye geçmesi mi?
- Yıldızlar SSS Holding’in AK Parti’nin eski milletvekili Sebahattin Yıldız’a ait olması mı?
- Yoksa olayı normal sayan kurum ve kişilerin de benzer hak gaspları yapması mı?
ALIŞVERİŞ LİSTESİNİ GÖSTERİP “RIZKIMI İSTİYORUM” DİYEN İŞÇİ
İşçiler hem holdingden hem de TMSF’den haklarını ödemesini beklerken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na da durumu anlattı.
Hak mücadelesindeki işçilerden birinin, küçük bir alışveriş listesini göstererek “Ben bunu param olmadığı için alamadım, bu ülkenin ayıbı. Çoluğumun çocuğumun rızkını istiyorum.” sözleriyle ettiği feryat, durumun ciddiyetini yakından gösterdi.
İçişleri Bakanlığı’nda işçilerin bağlı olduğu Bağımsız Maden-İş Sendikası yetkilileri ve işveren arasında bakan yardımcılarının da katıldığı salı günkü toplantıda uzlaşmaya varılınca işçilerin eylemi de sona erdi.

“İŞÇİNİN ÜCRETİNİ VE TAZMİNATINI VERMEMEYİ ALIŞKANLIK EDİNMİŞ”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar “Ben bu şirkete asla ruhsat vermem, yükümlülüklerini yerine getirmeyene maden ruhsatı yok.” diyerek kitabın ortasından net konuştu.
Bayraktar, ayrıca “Doruk Madencilik maalesef Türkiye’nin neresine gittiyse problem üretti. Her gittiği yerde işçinin alacakları var, kıdem tazminatı problem. Hep alacaklar gecikiyor. Biz müdahale ediyoruz ama bunu alışkanlık haline getirmiş artık.” diyerek firmanın neden olduğu mağduriyeti özetledi.
Firma bu derece sabıkalıyken keşke müdahalede bulunmak için haksızlığa uğrayan işçilerin yürüyüş ve açlık grevi yapmasına kadar beklenmeseydi yine de!

Bakan bu konuda şirketin çalışma ruhsatını iptal etmenin çok da doğru olmadığını belirtiyor. Çünkü bu durumda işçilerin haklarını almanın daha da çıkmaza gireceği fikrinde. Bakan’ın ayrıca firmayla ilgili de şöyle bir eleştirisi var: “Enerji Bakanlığı’nın önünde eylem yapmalarını onlar da istiyor. Hükümete baskı yapılsın ki devlet bize teşviklerimizi ödemeye devam etsin…”
SENDİKA, HAK ARAMA VE İŞÇİ MÜCADELESİ AYIP MI?
Sevgili peygamberimizin “İki birden, üç ikiden, dört de üçten iyidir.” sözü, bir araya gelmenin önemine işaret ederken bunun adaleti sağlama ve hak aramadaki önemine pek dikkat etmedik. Bu açıdan yasal bir sendikaya üye olmak da gayet normal bir davranıştır. Ama bu üyelikten ötürü işinden olanların durumu, iş mahkemelerindeki dosya sayılarını artırır. Çünkü işveren, sendika üyeliğinden ötürü pek çok işçiyi işinden ediverir.
İşçinin alnının teri kurumadan ücretinin verilmesinin, yıllık izin ve mazeret izni kullanmasının, çalışanın kıdem tazminatını ve kullanmadığı izinlerin parasını istemesinin, kanuna göre 11 saatten fazla çalışma yapılamayacağının yanlış ve ayıp olmadığını anlaması gereken şirket ve patron sayısı hiç de az değil sevgili ülkemizde.

Galiba biraz da bu sebeple madencilerin hak araması herkesin görüp desteklemesi gereken bir durumken sanki yanlış bir şeymiş gibi şüpheyle bakıldı ve sessizce izlendi. Ne yazık ki biz aynı şeyi 2024’te Manisa Soma’daki Fernas Maden olayında da gördük.
Benzer haksızlıklara tekrar rastlamamak için bir kurumun sahibinin kim olduğuna bakmadan, hak arayanların kültürel kimliklerini araştırmadan var olan hukuksuzluğa karşı durmayı öğrenmek artık 2026 Türkiye’sinde bu kadar zor olmamalı değil mi?
Nuri Pakdil’den:
Amelenin alın teri kıvrılıp
Da dolansa kulağına patronun
