Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Son günlerde dijitalin dünyanın koridorlarında yeni bir kısaltma kelimeyle karşılaşıyoruz. Onun adı: GEO. Evet, herkes birbirine aynı soruyu soruyor: "SEO’nun devri bitti mi, artık GEO mu konuşacağız?"
Bu soruyu soranların yüzündeki o telaşlı ifadeyi aslında tanıyorum. Onlar daha çok bir şeyi kaçırma korkusu, trenin gerisinde kalma endişesi taşıyorlar. Ama kimse meselenin teknik bir harf değişiminden çok daha derin, çok daha "insani" bir yere evrildiğini dile getirmiyor. Söz konusu bu tartışmaya ben sadece bir yayıncı veya bir yönetici olarak bakamıyorum çünkü işin vebalini ve geleceğini düşünen biri olarak bakmak zorundayım.
Bulunmanın yetmediği bir eşikteyiz!
Bakın, Avrupa’yı yıllardır izliyorum. Siyasetinden medyasına kadar her alanda müthiş bir "tanımlama" merakı var. Raporlar kusursuz, analizler derin, kavramlar pırıl pırıl. Ama iş o raporun dışına çıkıp bir irade sergilemeye gelince, koca bir hantallık başlıyor. Kimse "doğru" olanın dışına çıkıp "gerçek" olanla yüzleşmek istemiyor. İşte SEO dediğimiz o geleneksel yapı, biraz bu güvenli limana benziyor. Kuralları belli, algoritması ölçülebilir, sınırları çizilmiş... Bir nevi konfor alanı.
Peki, GEO dediğimiz bu yeni dalga bizlere ne demek istiyor?
Sadece görünür olmayı değil, "anlamlı" olmak zorundasınız diyor. Yani eskiden bir anahtar kelimeyi doğru yere yerleştirip arama motorunun kapısını çalabiliyordunuz ve o kapı size açılıyordu. Ama bugün dünya başka bir yere gidiyor. Yapay zeka motorları artık sizin "ne dediğinize" değil, "kim olduğunuza" ve "neyi temsil ettiğinize" de bakıyor. Dolayısıyla sadece bulunmak yetmiyor; referans verilmek, güvenilmek ve o bilginin sorumluluğunu taşımak gerekiyor.
Tıpkı iş dünyasındaki o meşhur tipler gibi... Hani işi alana kadar kapınızda yatan, "her şeyi hallederiz" diyen ama imza atıldıktan sonra sırra kadem basanlar var ya; işte sadece SEO odaklı içerikler de biraz onlara benzemeye başladı. Aramada en üstte çıkıyor ama içine girdiğinizde ne bir ruh var ne de bir cevap. Sorumluluktan kaçan, sadece "tıklanma" peşinde koşan bir kurnazlık.
Oysa biz TGRT Haber’den Türkiye Gazetesi’ne, Türkiye Today’den tüm dijital iştiraklerimize kadar başka bir ağırlığın peşindeyiz. Bizim için dijital varlık, sadece bir trafik verisi değil; bir toplumun hafızasına atılan imza demek.
Şimdi soruya geri dönecek olursak, SEO mu, GEO mu cevabına söyleyecek en kısa sözüm şudur: Dijitalde görünmek ayrı, ağırlık ayrı bir olaydır.. Bu sebeple cevabım da ne o, ne de öbürüdür. Zira; dijitalin bu uçucu, her an silinebilir ve her an manipüle edilebilir doğasının tam ortasına "insani bir ağırlık merkezi" koyabilmektedir bana göre... Çünkü yapay zeka sizin içeriğinizi tarayıp bir cevap oluştururken, o cevabın arkasındaki otoriteyi ve samimiyeti de bir şekilde hissetmek zorundadır. Bu da teknikle değil, ancak ve ancak tutarlılıkla mümkün olur. Olmalıdır!
Şu koca dünyamız biliyoruz ki daha da karmaşık bir yer haline öyle ya da böyle gelecek, getirilecek. Aramalar daha karmaşık, cevaplar daha kestirme olacak bu kesin. Fakat ayakta kalanlar, sadece Google’ın algoritmalarına göre hizalananlar değil, bir duruşu, bir derdi ve en önemlisi de bir mesuliyeti taşıyanlar olacaktır. Bunu yakın bir gelecekte hep birlikte göreceğiz inşallah...
Zaten bizim derdimiz de ekranlarda sadece bir yer kaplamak olmadı hiçbir zaman. Tam tersine ekranın karşısındaki topluma: "burada güvenilir bir akıl var" dedirtebilmek derdinde ve sorumluluğundayız. Gerisi zaten sadece harflerden ibaret.
Haftaya tekrar görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…
