Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Türkiye’yi yönetmeye talip olan bir ekip düşünün…
Daha parti kurulurken partinin adının başına ne geleceğini bile hesaplamamış.
“Yeni Parti” adıyla yola çıkan Özgür Özel ve ekibi, Yargıtay sicilinde bulunan Yenilik Partisi ile isim benzerliği sorunuyla karşı karşıya.
İddiaya göre Yargıtay cephesinden yapılan uyarılara rağmen konu yeterince ciddiye alınmadı. Hukuk kurmaylarının “sorun olmaz” değerlendirmesiyle yola devam edildi.
Partinin isminin ne olacağı da tartışılmıştı. Yol ismi sol bir imaj yarattığı için; yürüyüş ismi ise yolsuzluk davaları nedeniyle çarpıtılır endişesiyle, yeni isminde karar kılınmıştı. Değişim ismi de gündeme gelmişti.
Ancak isim sorunu meğerse çözülememiş ve halen ciddi bir biçimde tartışılıyor. Öztürk Yılmaz'ın Yenilik Partisi ile olan benzerlik nedeniyle parti kurmayları uyarılıyor. Ancak Özel'e yakın hukukçu kadro bunun bir sorun yaratmayacağını söylüyor. Yeni Parti isminde karar kılınıyor. Ama sorun çözülememiş.
Yargıtay ve ardından Anayasa Mahkemesi sürecinde “Yeni Parti” adının değiştirilmesi gündeme gelirse, ortaya siyasi açıdan büyük bir skandal çıkacak.
Parti kurmayı becerdiklerini söyleyenler, daha ilk aşamada kendi partilerinin adını bile koruyamamış olacak. Yine unutmamak gerekir ki üyelerle seçim konusunda direnmeye devam etmeleri durumunda siyasi partiler kanunu gereği kongreleri de iptal tehlikesi ile karşı karşıya kalınabilir. İlçe seçimlerini bile henüz yapamadılar.
Üstelik mesele sadece isimden ibaret değil.
Yeni bir isimle yeniden yapılanma gerekiyorsa, özellikle erken seçim tartışmalarının sürdüğü bir ortamda zaman faktörü de devreye girecek. Erken seçim baskın seçim söyleminin sahibi bizzat Özgür Özel. Ancak Özel kendi tezine uygun olmayan bir yapılanma içinde. İsim yok örgütlenme belirsiz. Seçimlere katılabilmek için siyasi partilerin en az 41 ilde teşkilatlanma ve diğer yasal şartları zamanında tamamlanması gerekiyor.
Yani erken seçim isteyen bir parti, isim krizinin ardından yeniden yapılanmak zorunda kalırsa, kendi erken seçim hesabını kendisi bozabilir.
Asıl soru da burada:
Türkiye’yi yönetmeye talip olan bir ekip, daha kendi partisinin adını bile yönetemiyor mu?
Yeni Parti için daha ilk sınavda ortaya çıkan tablo gerçekten düşündürücü:
Parti var.
Genel başkan var.
Teşkilat BELİRSİZ.
Ama partinin adı yok.
O zaman insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Yeni Parti gerçekten yeni mi, yoksa daha doğarken eski bir hukuki sorunun içine mi doğdu?
Bir de şu soruyu sormak gerekiyor:
Yeni Parti yönetimi kendi beceriksizlikleri nedeniyle karşılaşacakları her soruna "Bize siyasi baskı yapılıyor" diyerek geçiştirebilir mi? Yani bu da siyasi?
