Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Akıllı telefonların ve sosyal medya platformlarının günlük hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte, masum görünen pek çok dijital alışkanlık hukuki birer kabusa dönüşebiliyor. Çanakkale’de arkadaşlarının fotoğrafını şaka amacıyla otobüs durağına yapıştıran iki üniversite öğrencisinin 1 yıl 8 ay hapis cezası alması, "Sosyal medyada şakanın sınırı nerede bitiyor?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Konuyla ilgili Tgrthaber.com’dan Şenay Yurtalan’a özel açıklamalarda bulunan Avukat Bilal Alyar, ceza hukukunda "şaka yapıyordum" şeklinde bir savunmanın geçerliliği olmadığını vurguladı. Kişisel verilerin korunmasından mesaj ifşasına, telefon numarası paylaşımından gizli ses kaydına kadar günlük hayatta sıkça yapılan ancak TCK kapsamında hapis cezası gerektiren kritik detayları aktardı.

Çanakkale'deki karar çok konuşuldu. İki üniversite öğrencisi, arkadaşlarının fotoğrafını şaka olsun diye otobüs durağına yapıştırdı ve 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Bir şaka gerçekten hapisle sonuçlanabilir mi?
Av. Bilal Alyar: Evet, sonuçlanabilir ve bu karar sürpriz değil. Ceza hukukunda "şaka yapıyordum" diye bir savunma yok. Fotoğraf, kişiyi tanınır kılan bir bilgi olduğu için kanun önünde kişisel veri sayılıyor. Birinin fotoğrafını izni olmadan alıp başkalarının göreceği bir yere koyduğunuzda, Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesindeki "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçunu işlemiş oluyorsunuz. Bu suçun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis. Gençlerin aldığı 1 yıl 8 ay da zaten bu 2 yıllık alt sınırdan iyi hal indirimi düşülünce ortaya çıkan sonuç ceza. Yargıtay yıllardır bu çizgide; ben de meslek hayatımda "şakaydı" diye başlayıp ceza mahkemesinde ceza ile biten çok dosya gördüm.

Gündelik hayatta sık yaptığımız ama aslında suç olan davranışlar neler?
Av. Bilal Alyar: Aslında liste düşündüğünüzden uzun. Birkaç örnek vereyim: Size gelen bir WhatsApp mesajının ekran görüntüsünü alıp başka gruplara atmak. Birinin Instagram'daki fotoğrafını kaydedip izinsiz başka yerde paylaşmak. Bir tanıdığınızın telefon numarasını, ondan habersiz üçüncü kişilere ya da gruplara vermek. Eşinizin, sevgilinizin telefonunu karıştırıp yazışmalarını okumak. Bir tartışma anında karşı tarafı gizlice ses kaydına almak. Apartman grubunda komşunun borç listesini ismiyle paylaşmak. Bunların her biri günlük hayatta "ne var bunda" denilen ama ceza kanununda karşılığı hapis olan davranışlar.

İki kişi arasındaki mesajların üçüncü kişilerle paylaşılması suç mu?
Av. Bilal Alyar: Burada ikili bir ayrım var. Eğer size ait olmayan, iki başka kişi arasındaki yazışmayı ele geçirip ifşa ederseniz bu TCK 132'ye göre 2 yıldan 5 yıla kadar hapis gerektiren bir suç. Kendi yazışmanızı, yani sizinle karşı taraf arasındaki mesajları onun rızası olmadan herkese açık şekilde paylaşırsanız da yine aynı maddeden 1 yıldan 3 yıla kadar hapis söz konusu. Yargıtay burada "aleniyet" şartı arıyor; yani paylaşımın herkesin görebileceği bir ortamda yapılması gerekiyor. Nitekim geçen yıl verilen bir kararda, öğretmenle yaptığı yazışmayı sınırlı sayıda velinin olduğu kapalı bir gruba atan veli için bu şartın oluşmadığına hükmedildi; ama aynı paylaşım sosyal medyada herkese açık yapılsaydı sonuç farklı olurdu. Şunu da ekleyeyim: mesajın içeriği özel hayata dairse, örneğin mahrem bir konuysa, kapalı grupta paylaşmak bile başka suçlardan sorumluluk doğurabilir. Yani "küçük gruptu, bir şey olmaz" diye rahat hareket etmemek lazım.

Peki birinin sosyal medyada zaten herkese açık paylaştığı fotoğrafını almak ve paylaşmak? "Kendisi paylaşmış zaten" savunması geçerli değil mi?
Av. Bilal Alyar: Değil ve bu, vatandaşın en çok yanıldığı nokta. Kişinin fotoğrafını kendi hesabında paylaşması, o fotoğrafın herkes tarafından her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Yargıtay bunu net biçimde karara bağladı: Bir kadının kendi Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafları, husumetli olduğu bir kişi alıp kendi hesabından yorumlarla birlikte paylaşınca yerel mahkeme "zaten herkese açıktı" diyerek beraat vermişti. Yargıtay bu beraati bozdu ve eylemin TCK 136'daki suçu oluşturduğunu, kişinin mahkum edilmesi gerektiğini söyledi. Yani fotoğrafı paylaşma yetkisi fotoğrafın sahibine aittir, sizin ona ulaşabiliyor olmanıza değil.

Telefon numarası paylaşmak da mı suç? WhatsApp gruplarında sürekli yapılıyor bu.
Av. Bilal Alyar: Maalesef evet, çünkü telefon numarası da kişisel veri. Yargıtay kararlarında kişisel veri sayılan bilgiler tek tek sayılıyor: kimlik bilgileri, adres, banka hesap bilgileri, telefon numarası, e-posta adresi ve benzerleri. Bir kişinin numarasını, onun rızası olmadan tanımadığı kişilerin ulaşacağı şekilde paylaşırsanız TCK 136 devreye girer ve karşılığı yine 2 ila 4 yıl hapistir. Yakın tarihli bir dosyada sahte bir sosyal medya hesabından mağdurun fotoğrafıyla birlikte cep numarasını paylaşan sanığa verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası geçen yıl Yargıtay'dan geçti. Elbette her numara paylaşımı otomatik suç olmaz; işi gereği numarasını zaten herkese açan bir esnafın numarasını iletmekle, bir kadının numarasını ondan habersiz yabancılara dağıtmak aynı şey değildir. Mahkemeler somut olaya bakar. Ama temel kural şu: numara size emanet edilmiştir, dağıtma hakkınız yoktur.

Toparlarsak; hangi davranış hangi suça giriyor, cezaları ne kadar?
Av. Bilal Alyar: Basitçe şöyle özetleyebilirim. Başkasının yazışmasını, mesajını ele geçirmek veya yaymak: haberleşmenin gizliliğini ihlal, 1 yıldan başlayıp ifşa halinde 5 yıla kadar çıkan hapis. Birini gizlice dinlemek, ses kaydı almak: 2 yıldan 5 yıla kadar hapis. Kişinin özel hayatına dair görüntü ve sesleri yaymak: özel hayatın gizliliğini ihlal, ifşa halinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis. Fotoğraf, numara, adres gibi kişisel verileri izinsiz kaydetmek: 1 yıldan 3 yıla kadar; bunları başkasına vermek, yaymak: 2 yıldan 4 yıla kadar hapis. Görüldüğü gibi rakamlar hiç küçük değil. Üstelik bu suçların bir kısmında, örneğin kişisel verileri yayma suçunda, mağdur şikayetçi olmasa bile savcılık kendiliğinden soruşturma açabiliyor. Yani "barıştık, şikayetimi çekiyorum" demek her zaman dosyayı kapatmıyor.

KVKK'nın sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor? Herkes her paylaşımdan ceza mı alacak?
Av. Bilal Alyar: Hayır, kanun günlük hayatı yaşanmaz kılmak için çıkmadı. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun kendi istisnası var: Verileri tamamen kendinizle veya aynı evde yaşadığınız aile fertlerinizle ilgili işler için tutuyorsanız, mesela telefon rehberiniz, aile fotoğraf arşiviniz, KVKK buna karışmaz. Sınır, o verinin üçüncü kişilere gitmesiyle aşılır. Rehberinizdeki numara sizde durduğu sürece sorun yok; onu başkalarına dağıttığınız an hukuk devreye girer. Bir de şunu ayırmak lazım: KVKK'nın milyonlarca lirayı bulan idari para cezaları esas olarak şirketleri, kurumları, yani veri sorumlularını hedefler. Bizim gibi sıradan vatandaşlar içinse asıl risk idari ceza değil, az önce saydığım hapis cezalarıdır. KVKK da zaten kişisel verilere ilişkin suçlarda doğrudan Türk Ceza Kanunu'na atıf yapar.

Vatandaş olarak ben hangi durumlarda dava açma, şikayet etme hakkına sahibim?
Av. Bilal Alyar: Fotoğrafınız, mesajlarınız, numaranız ya da herhangi bir bilginiz izinsiz paylaşıldıysa bunun için üç ayrı başvuru yolu var. Birincisi ceza yolu: savcılığa suç duyurusunda bulunursunuz; şikayete bağlı suçlarda süre, faili ve fiili öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 aydır, bu süreyi kaçırmamak gerekir. İkincisi tazminat yolu: kişilik haklarınız ihlal edildiği için hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açabilirsiniz; ceza dosyasından bağımsız yürür. Üçüncüsü de idari yol: verinizi hukuka aykırı kullanan bir şirket veya kurumsa önce ona yazılı başvurur, sonuç alamazsanız Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na şikayet edersiniz. Bu arada delil toplamayı ihmal etmeyin; paylaşımın ekran görüntüsünü tarih görünecek şekilde alın, mümkünse silinmeden noterden veya e-tespit yoluyla tespit ettirin. Çünkü bu içerikler bir tıkla siliniyor ve delilsiz kalan dosya yürümüyor.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Av. Bilal Alyar: Vatandaşa tek cümlelik bir ölçü bırakayım: Bir bilgi size ait değilse, paylaşma kararı da size ait değildir. Elinize gelen mesajı, gördüğünüz fotoğrafı, bildiğiniz numarayı iletmeden önce "sahibi buna evet der miydi" diye sorun; cevap net bir evet değilse paylaşmayın. Çanakkale'deki gençler muhtemelen hayatlarında karakola bile gitmemişti, bir şaka yüzünden ceza aldılar. Dijital dünyada iz kalıcıdır, silseniz bile ekran görüntüsü bir yerlerde durur. Bugün eğlence amaçlı yapılan bir paylaşım, yarın karşınıza iddianame olarak çıkabilir. Paylaşmadan önce bir saniye durmak, düşünmek; yıllarca mahkeme koridoru aşındırmaktan her zaman sağlıklı ve ucuzdur.