Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın piyasasında hareketli saatler yaşanıyor. ABD'den gelen güçlü ekonomik veriler, yeniden hızlanan enflasyon ve yükselen petrol fiyatları, değerli metal üzerindeki baskıyı artırdı. Fed'in yılın ilerleyen dönemlerinde faiz artırabileceği beklentisi güçlenirken ons altın, yatırımcıların yakından takip ettiği 4 bin dolar seviyesinin altına geriledi.
30 Ekim Cuma günü TSİ 07.45 itibarıyla yüzde 0,7 düşüşle 3.992,39 dolara kadar inen spot altın, bu seviyeden gelen alımlarla yeniden yükselişe geçti. Saat 08.30'da 4.009,34 dolara çıkan ons altında günlük kayıp ise yüzde 0,30 olarak kaydedildi. Ancak sabah saatlerinde gelen toparlanma, altındaki satış baskısının sona erdiği anlamına gelmiyor. Özellikle ABD'de faizlerin yeniden yükselme ihtimali, yatırımcıların temkinli hareket etmesine neden oluyor.
Altın, ekim ayını yaklaşık yüzde 4 değer kaybıyla tamamlamaya hazırlanıyor. Böylece değerli metal, üst üste ikinci ayı da düşüşle kapatmış olacak. Eylül ayında yüzde 6,45 gerileyen altın fiyatları üzerinde Fed'in sıkı para politikasını sürdüreceği beklentisi, güçlenen dolar ve yükselen ABD tahvil getirileri etkili olmuştu.
Ekim ayında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Enflasyonun yeniden hız kazanması ve ekonomik büyümenin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, faiz indirimi umutlarını zayıflattı.
Bu gelişmelerin ardından ons altında 4 bin dolar seviyesi, yalnızca psikolojik değil, teknik açıdan da kritik bir eşik haline geldi.
KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altının 4 bin doların altına gerilemesinin bu seviyedeki desteğin gücünü tartışmaya açtığını söyledi. Waterer, önceki düşüşlerde düşük fiyatlardan gelen alımların altına destek verdiğini hatırlattı. Ancak bu kez aynı senaryonun tekrarlanıp tekrarlanmayacağı konusunda belirsizlik olduğunu belirtti.
Sabah saatlerinde fiyatların yeniden 4 bin doların üzerine çıkması, alıcıların kritik seviyede devreye girdiğini gösterdi. Buna karşın piyasalarda toparlanmanın ne kadar güçlü olacağına ilişkin soru işaretleri devam ediyor.
Waterer'a göre ABD'den hafta boyunca açıklanan ekonomik veriler, Fed'in aralık ayında faiz artırabileceği beklentisini güçlendirdi. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi de altının enflasyona karşı koruma özelliğinin mevcut koşullarda geri planda kalmasına yol açıyor.
Altın fiyatları üzerindeki baskının en önemli nedenlerinden biri, ABD'de yeniden hızlanan enflasyon. Eylül ayına ilişkin açıklanan Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi, aylık bazda yüzde 0,5 arttı. Benzin ve diğer ürünlerdeki fiyat yükselişinin etkili olduğu bu artış, mart ayından bu yana görülen en yüksek aylık artış olarak kayıtlara geçti.
Yıllık PCE enflasyonu yüzde 3,6'ya yükselirken, Fed'in özellikle yakından izlediği çekirdek PCE enflasyonu yüzde 3,1'e çıktı. Veriler, fiyat baskılarının henüz kontrol altına alınamadığına yönelik endişeleri artırdı. Ekonomistler arasında Fed'in aralık ayında faiz artırımına gidebileceği beklentisi de güç kazandı.
Enflasyon verilerinin ardından ABD ekonomisinin büyüme performansı da piyasaların gündemine oturdu. ABD ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda yüzde 3,4 büyüdü. Böylece yüzde 3,2 düzeyindeki piyasa beklentisi geride bırakıldı.
Büyümenin arkasında güçlü tüketici harcamaları ve yapay zekâ bağlantılı yatırımlar yer aldı. Ekonomik faaliyetlerin beklentilerden güçlü seyretmesi, Fed'in enflasyonla mücadelede daha sıkı bir para politikasına yönelebileceği görüşünü destekledi.
Bir tarafta yüksek enflasyon, diğer tarafta güçlü büyüme var. Bu tablo, faiz indirimine yönelik beklentileri zayıflatırken faiz getirisi bulunmayan altına olan ilgiyi de sınırlıyor.
Piyasalarda gözler artık Fed'in aralık ayında atacağı adıma çevrilmiş durumda. CME'nin FedWatch aracındaki fiyatlamalara göre yatırımcılar, aralık ayında faiz artırımı olasılığını yaklaşık yüzde 75 olarak değerlendiriyor.
Bu beklenti altın açısından oldukça önemli. Çünkü faiz oranlarının yükselmesi, yatırımcılara getiri sağlayan tahvil gibi araçların cazibesini artırırken altını elde tutmanın fırsat maliyetini de yükseltiyor. Özellikle ABD tahvil getirilerinin yüksek kalması ve doların güçlenmesi, ons altın üzerindeki satış baskısını artırabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.
Altın piyasasının üzerindeki bir diğer baskı ise petrol fiyatlarından geliyor. Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırması, petrol arzının güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Bu gelişmelerin ardından petrol fiyatları cuma günü yükselirken, enerji piyasası üst üste dördüncü aylık artışa ve temmuz ayından bu yana en güçlü yükselişine hazırlanıyor.
Petrolün pahalanması, enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Bu da merkez bankalarının faizleri yüksek tutabileceği, hatta yeni artırımlara gidebileceği beklentisini güçlendiriyor. Normal şartlarda jeopolitik gerilimlerden güvenli liman talebiyle destek bulan altın, bu kez farklı bir tabloyla karşı karşıya.
Artan enerji maliyetlerinin enflasyonu körüklemesi ve faiz beklentilerini yükseltmesi, altının güvenli liman özelliğinden yeterince yararlanmasını engelliyor.
Küresel piyasalarda yalnızca Fed değil, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) atacağı adımlar da yakından izleniyor. ECB Başkanı Christine Lagarde, faizlerin sabit tutulduğu süreçte aralık ayında yeni bir faiz artırımının daha olası olduğunu belirtti.
Lagarde'ın görev süresi dolmadan ECB'den ayrılmayı planladığını açıklaması ise Avrupa piyasalarında yeni bir belirsizlik yarattı. Açıklamaların ardından dolar endeksi ve Avrupa devlet tahvillerinde gerileme yaşandı. Avrupa'daki faiz beklentileri, küresel tahvil piyasalarının yanı sıra altın fiyatlarının yönü açısından da önem taşıyor.
Öte yandan Japonya'dan gelen veriler de küresel enflasyon endişelerinin yalnızca ABD ile sınırlı olmadığını gösterdi. Başkent Tokyo'da yıllık çekirdek enflasyon, ekim ayında Japonya Merkez Bankasının yüzde 2'lik hedefinin belirgin biçimde üzerinde kaldı.
Cuma günü açıklanan veriler, ülkede fiyat baskılarının devam ettiğine işaret ederken Japonya Merkez Bankasının para politikasına ilişkin beklentileri de yeniden gündeme taşıdı. ABD, Avrupa ve Japonya'da faiz politikalarına ilişkin gelişmeler yatırımcıların yakın takibinde. Altın piyasasında ise kısa vadeli fiyat hareketlerinde 4 bin dolar seviyesinin korunup korunamayacağı öne çıkıyor.