Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın ve gümüş yatırımcısı için 3 Kasım tarihi önem arz ediyor. Ekonomist Tuna Kaya, altın ve gümüşte kritik seviyelere, Borsa İstanbul’daki sert düşüşe ve Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Altında 4.000 dolar, gümüşte 56 dolar seviyesine işaret eden Kaya, Borsa İstanbul’da ise 11.600 puan desteğinin önemine dikkat çekti. Kaya, küresel piyasalar için 3 Kasım tarihinin kritik bir dönüm noktası olabileceğini belirtti.
Youtube kanalında çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Kaya, "Ons altın cuma günü bir ara 4.200 dolar seviyesine kadar yükseldi. Ancak bu seviyelerde satışlar yaşandı. Özellikle Trump’ın açıklamalarının ardından ons altında geri çekilme görüldü. Ons gümüş de 58 dolar seviyelerine kadar yükselmişti ancak burada da bir miktar gevşeme yaşandı ve fiyat 56,97 dolara geriledi. Gram altın haftayı 6.628 TL seviyesinden, gram gümüş ise 90,58 TL seviyesinden kapattı" diyerek haftayı özetledi.
"Şimdi son 7 yıldaki kahve fiyatları yüzde 124, doğal gaz fiyatları yüzde 64, petrol fiyatları ise yüzde 60’ın üzerinde artış gösterdi. Bunlar ABD’deki fiyat artışları. Peki, ABD’de enflasyon ne kadar? Yüzde 3,7. Bu verileri de bir kenara not edelim." diyen Kaya emtia piyasalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Bir de 2000 yılından bu yana önemli para birimlerinin enflasyon karşısında yaşadığı değer kaybına dikkat çeken Kaya, "Burada bizim için iki önemli para birimi var. Bunlardan biri dolar. Dolar, ABD enflasyonuna göre yüzde 47 değer kaybetmiş durumda. Eurodaki değer kaybı ise yüzde 44 seviyesinde. Peki, bu para birimleri değer kaybederken altın nasıl bir performans sergiledi?
2000 yılında altının ons fiyatı 248 dolar seviyesindeydi. Bugün ise 4.165 dolar seviyesinde bulunuyor. Altın, bu süreçte yaklaşık yüzde 1.500, daha net ifadeyle yüzde 1.523 oranında artış kaydetti. Yani 2000 yılından bu yana altın tutanların varlıkları yüzde 1.523 artarken dolar ve euro tutanların satın alma gücü yaklaşık yarı yarıya eridi. Bu nedenle döviz tutmak yerine döviz bazlı varlıklara yönelmenin önemini vurguluyoruz. Son 26 yılda altının elde ettiği kazanç, bu tabloda açıkça görülüyor" dedi.
Altının teknik görünümü hakkında konuşan uzman isim, "Ons altında 4.100 dolar ara destek, 4.000 dolar ise ana destek seviyesi olarak öne çıkıyor. Altın daha önce de 4.000-4.100 dolar bandına gerilemiş ve bu bölgeden güçlü tepki alımlarıyla karşılaşmıştı. Özellikle Çin Merkez Bankası'nın bu dönemde ciddi miktarda altın alımı yapması dikkat çekmişti.
Yukarı yönlü hareketlerde ise 4.250 ve 4.300 dolar seviyeleri takip ediliyor. Ons altında 4.300 dolar önemli bir direnç noktası. Bu seviyenin aşılması durumunda altın yeniden yönünü yukarı çevirebilir. Ancak 4.000 dolar seviyesi psikolojik açıdan da kritik önem taşıyor. Bu seviyenin kırılması halinde altında daha aşağı seviyeler gündeme gelebilir. Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde bu bölgelerin satıştan ziyade alım açısından önemli fırsatlar oluşturabileceğini düşünüyorum" dedi.
Gümüş tarafında ise 56 dolar seviyesi daha önce test edilen ve yeniden gündeme gelen önemli bir destek bölgesi. Gümüş haftayı 57 doların üzerinde kapattı. Yukarı yönlü hareketin güç kazanabilmesi için 60,22 dolar seviyesinin aşılması gerekiyor. Orta ve uzun vadede mevcut seviyeler gümüş açısından önemli alım fırsatları sunabilir.
Ancak 56 dolar seviyesinin kaybedilmesi durumunda gümüşün 50 dolar seviyelerine kadar gerilemesi de mümkün. Bu nedenle 56 dolar kritik bir eşik olarak takip edilmeli. Yine de orta ve uzun vadeli görünüm açısından bu düşüşlerin ardından gümüşte satış yapmak yerine fırsatları değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Gümüşün zirve seviyesinin 120 dolar olduğunu hatırlayalım. Bu seviyeden yaklaşık yüzde 50 oranında gerileme yaşandı. Fiyatlar 100 doların üzerindeyken yatırımcıların gümüşe yoğun ilgi gösterdiğini gördük. Ancak fiyatlar gerilediğinde ilgi azaldı" diyerek yatırımcıların bu tür dönemlerde yalnızca yükselişlere odaklanmaması, fiyat hareketlerini daha geniş bir perspektiften değerlendirmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kaya, "Burada Çin'in altın alımları da önemli bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor. Çin, altın fiyatlarında belirli seviyeleri destekleyen önemli bir alıcı konumunda. Mart ayında yaklaşık 4,5 ton altın alırken ons altın 5.400 dolar seviyesindeydi. Nisan ayında 8 ton alım yaptı ve altının ons fiyatı 4.600 dolar seviyesindeydi. Mayıs ayında alım miktarı 10 tona yaklaştı ve altın 4.400 dolar seviyesinde bulunuyordu. Haziran ayında 15 ton altın alındı ve ons fiyatı 4.200 dolara geriledi.
Temmuz ayında yaklaşık 20 ton altın alımı yapılırken ons altın 4.100 dolar seviyesindeydi. Ağustos ayında da yaklaşık 20 ton alım gerçekleştirildi ve fiyat 4.300 dolar seviyesinde bulundu. Eylül ayında ise alım miktarı 23 tona ulaştı; ons altın yine 4.300 dolar seviyesindeydi.
Bu verilere baktığımızda altın fiyatları geriledikçe Çin'in alımlarını artırdığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde altın fiyatlarında yeni bir geri çekilme yaşanması durumunda Çin'in agresif alımlarını sürdürüp sürdürmeyeceği önemli olacak. Benim beklentim, Çin'in altın alımlarına devam edeceği yönünde." dedi.
Kripto para piyasasına ilişkin değerlendirmede bulunan Kaya, "Bitcoin için 82.000 dolar seviyesi kritik önem taşıyor. Bitcoin bu seviyenin altına gerilerse 75.000 dolara kadar bir geri çekilme yaşanabilir. Bunun öncesinde 80.000 dolar bölgesi ara destek olarak öne çıkıyor. Bitcoin'in bu seviyeyi koruması gerekiyor. 80.000 doların kaybedilmesi durumunda 75.000 dolar seviyesi gündeme gelebilir. Bu bölgeler, Bitcoin almayı düşünen yatırımcılar açısından takip edilebilecek seviyeler olarak öne çıkıyor.
Daha önce de hem kripto para piyasasında hem de ABD hisse senetlerinde varlıklarımızı azaltıp nakit pozisyonumuzu artırdığımızı ifade etmiştik. Piyasalardaki gelişmelere göre bu stratejiyi değerlendirmeye devam ediyoruz" dedi.
Kaya, "İç piyasada ise önümüzdeki hafta perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz kararı açıklanacak. Piyasa, TCMB'den 100 baz puanlık faiz indirimi bekliyor. Ancak bana göre, özellikle fon piyasasında yaşanan kriz sonrasında böyle bir indirim yapılması hatalı bir yaklaşım olabilir. Bununla birlikte piyasaya moral vermek amacıyla faiz indirimi kararı da alınabilir.
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde seyrettiği bir ortamda faiz indirimi yapılmasını ise son derece riskli buluyorum. Böyle bir adım, ekonomik dengeler açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Borsa İstanbul'da ise cuma günü sert bir düşüş yaşandı ve endeks kritik destek seviyesini kaybederek 12.000 puanın altına geriledi. Bu düşüşte MSCI tarafından yapılan önemli açıklama etkili oldu. MSCI, Türkiye hisse senetlerine ilişkin bazı endeks değişikliklerini derhal ve ikinci bir duyuruya kadar dondurduğunu açıkladı.
Bu kararın gerekçesi olarak fon sektöründe yaşanan kriz sonrasında küçük ölçekli şirketlerle bağlantılı olası koordineli işlemler ve fiili dolaşım oranlarına ilişkin endişeler gösterildi. Haziran 2027'ye kadar bir süre tanındığı belirtilirken bu süre boyunca ilgili MSCI endekslerinde herhangi bir değişiklik yapılmayacağı ifade edildi.
Burada olumlu taraf, sorunların çözümü için zaman tanınmış olması. Ancak asıl önemli soru, bu süre içerisinde Borsa İstanbul'daki mevcut sorunların giderilip giderilemeyeceği. Özellikle fon piyasasında yaşanan krizin ardından ödemelerin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği, hisse senetlerindeki spekülatif hareketlerin ve olası manipülasyonların önlenip önlenemeyeceği yakından takip edilecek.
Bu sorunların çözülememesi halinde piyasaları daha tehlikeli bir sürecin beklemesi mümkün.
Borsa İstanbul'da daha önce 12.000 puan seviyesinin önemine dikkat çekmiş, bu desteğin kaybedilmesi durumunda 11.600 puanın ara destek, 11.126 puanın ise sonraki destek seviyesi olabileceğini belirtmiştik. Nitekim 12.000 puanın altına inilmesiyle birlikte satış baskısı devam etti. Önümüzdeki hafta 11.600 puan seviyesi kritik önem taşıyor. Bu seviyenin de kaybedilmesi halinde endeksin 11.000 puanlı seviyelere gerilemesi gündeme gelebilir" şeklinde konuştu.
Kaya, "Önümüzdeki haftanın ekonomik takviminde küresel ölçekte piyasaları doğrudan etkileyecek önemli bir veri bulunmuyor. Ancak yurt içinde 22 Ekim Perşembe günü saat 14.00'te Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz kararı açıklanacak. Bu karar, piyasaların yönü açısından yakından izlenecek.
ABD Merkez Bankası'nın faiz kararına 11 gün, ABD ara seçimlerine ise 16 gün kaldı. Polymarket anketlerine göre Trump'ın hem Senato'yu hem de Temsilciler Meclisi'ni kaybetme ihtimali gündemde. Trump'ın olası seçim kaybı, ABD'nin yanı sıra küresel piyasalar ve Türkiye açısından da önemli sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle 3 Kasım tarihinin piyasalar açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" diyerek yatırımcıları uyardı.