Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın piyasasında yıl genelinde dalgalı bir görünüm yaşanırken, yatırımcıların önündeki senaryolar da birbirinden ayrışıyor. Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Şirin Sarı, katıldığı bir programda altının kısa vadede baskı altında kalabileceğini ancak orta ve uzun vadede yükseliş beklentisini koruduğunu söyledi.
Yıl geneline bakıldığında altının 9 ayın 5'ini düşüşle, 4'ünü ise yükselişle tamamladığını belirten Sarı, ekim ayının da kötü bir seyirle başladığına dikkat çekti. Sarı, altın tarafında görüşlerin ciddi şekilde ayrıştığını belirterek, dünyada 5 bin dolara kadar yükseliş bekleyenlerin yanı sıra 3 bin 500 dolarlara kadar gerileme öngörenlerin de bulunduğunu ifade etti.
Altındaki ayrışmanın nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sarı, Dünya Altın Konseyi'nin son raporuna dikkat çekti. Altında yapısal bir değişiklik yaşandığını belirten Sarı, bunun en önemli nedenlerinden birinin merkez bankalarının altın alımları olduğunu söyledi.
Sarı, “Altın kısa vadeli düşebilir, Amerika faizleri artırabilir ama ‘biz yine portföyümüzde bir miktar altın bulunduralım, olası risklere karşı’ diyen taraf aslında biraz daha altının o yapısal değişikliğini sağlıyor. O yüzden bir ayrışma var” dedi.
Petrol fiyatlarının da altın üzerinde kısa vadede baskı oluşturabileceğini belirten Sarı, Brent petrolün 120 dolar ve üzerindeki seviyelere çıkması halinde altındaki baskının artabileceğini söyledi.
Sarı, “Eğer petrol de Brent tarafında 120 dolarları, hatta üzerinde fiyatlamalar konuşuluyorsa; 140, 150 dolar gibi seviyeler biraz altının baskılanmasını sağlayabilir kısa vadede. Ama orta ve uzun vadede yine yükseliş beklentisini korur diye düşünüyorum altın” ifadelerini kullandı.
Altın yatırımında portföy çeşitlendirmesine dikkat çeken Sarı, yatırımcıların tüm varlıklarını tek bir enstrümana yönlendirmemesi gerektiğine işaret etti.
Gram altının 8 bin 300 TL seviyelerinde olduğu dönemde yaşanan mağduriyetleri hatırlatan Sarı, evini veya arabasını satarak altına yönelen yatırımcıların bulunduğunu ve bu kişilerin bugün zarar durumunda olabildiğini söyledi.
Sarı, altının portföylerde yüzde 15-20'yi geçmeyecek şekilde tutulabileceğini belirterek, “O yüzden yüzde 15-20'leri geçmeyecek şekilde, aslında her enstrüman için belki de... Ama altın biraz daha hantal, biraz daha uzun vadeli bir yatırım aracı olduğu için yüzde 15-20'leri geçmeyecek şekilde portföylerde altın bulundurulabilir” dedi.
Sarı, değerlendirmesinin devamında petrol piyasasındaki gelişmelere de dikkat çekti. Son iki yıldır, özellikle savaşın başlamasından bu yana petrol stoklarında ciddi azalma yaşandığını belirten Sarı, ihtiyaçların şu aşamada alternatif güzergahlar ve stratejik rezervler sayesinde karşılandığını ifade etti.
Önümüzdeki kış dönemine dikkat çeken Sarı, petrol talebinin artmasının fiyatları yukarı itebileceğini veya piyasayı daha kırılgan hale getirebileceğini söyledi.
Brent petrolde 120 dolar seviyesinin daha önce birçok kez test edildiğini ancak kalıcı olarak kırılamadığını belirten Sarı, “120 dolarlar zaten defalarca test edildi, kırılamadı. Ama bu sefer kırılırsa 140-150 dolarlara doğru bir hareket başlayabilir” dedi.
Böyle bir senaryonun dünya ekonomisi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Sarı, petrol fiyatlarındaki yükselişin merkez bankalarının para politikalarını ve yatırımcıların portföy tercihlerini yeniden şekillendirebileceğini ifade etti.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin yalnızca enerji maliyetleriyle sınırlı kalmayacağını belirten Sarı, lojistik sektöründeki gelişmelere de dikkat çekti. Büyük petrol tankerlerinde navlun maliyetlerinin ciddi oranda arttığını belirten Sarı, “100 bin dolar civarından 1 milyon doların üzerine çıkmış vaziyette. Yani neredeyse petrol fiyatını taşıdığı petrole denk gelecek şekilde. Tabii ki o kadar değil ama çok büyük artışlar var” ifadelerini kullandı.
Navlun ve sigorta maliyetlerindeki artışın ticaret üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Sarı, “Navlun maliyetleri çok ciddi arttı. Sigorta maliyetleri de çok ciddi anlamda arttı. Yani oradaki ticareti kısacası ‘yapma, durdur’ demek gibi bir şey bu fiyat artışı” dedi.
Petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisi açısından da önemli bir maliyet unsuru olduğuna işaret eden Sarı, özellikle üretim ve ulaşım sektörlerinin akaryakıt fiyatlarından doğrudan etkilendiğini söyledi.
Petrolde yalnızca yükseliş senaryosunun bulunmadığını da vurgulayan Sarı, fiyatların gerilemesi halinde küresel ekonominin nefes alabileceğini söyledi.
Sarı, “Tabii ki tam tersi senaryolar da olabilir. 90-95 doların altında bence Brent tarafında biraz dünya rahatlayabilir ama 100 doların üzerinde tedirgin kalmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.