Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Fed’in faiz artışları, şahlanan dolar ve rekor kıran ABD tahvil getirileri... Piyasadaki tüm rüzgârlar aleyhine eserken ezber bozan altın, üçüncü çeyreği yine ayakta kapatmayı başardı. Merkez bankalarının pes etmeyen devasa alımları ve Hürmüz Boğazı düğümüyle son çeyreğe giren piyasada gözler kritik eşiğe çevrildi. Peki yıl sonuna kadar 5 bin dolar kapısı yeniden aralanacak mı, yoksa yeni bir düşüş dalgası mı geliyor? İşte dördüncü çeyrekte altının kaderini belirleyecek o kilit rakam...
Fed’in faiz artırması, doların güçlenmesi ve ABD tahvil getirilerinin sert yükselişine rağmen altın üçüncü çeyrekte dirençli kaldı. Yılın son çeyreğine girilirken merkez bankalarının alımları ve dolarda olası değer kaybı, altında yeniden yükselişin önünü açabilecek başlıca gelişmeler olarak öne çıkıyor.
Altın piyasası, yılın son çeyreğine alışılmışın dışında bir tabloyla giriyor. Normal şartlarda değerli metal üzerinde ciddi baskı oluşturması beklenen birçok gelişme aynı anda yaşanıyor: Fed faiz artırdı, dolar güçlendi, ABD tahvil getirileri yükseldi. Üstelik ABD-İran çatışmasının uzamasıyla petrol fiyatları da yüksek seyrediyor.
ALTIN DİRENİYOR
Buna rağmen altın ayakta kalmayı başardı. Eylül ayında bir miktar geri çekilse de değerli metal üçüncü çeyreği hâlâ artıda götürüyor. Tahvil getirilerindeki yükseliş, faiz getirisi bulunmayan altını elde tutmanın fırsat maliyetini artırdı. Ancak bu baskı, beklendiği ölçüde sert bir satış getirmedi. Bu nedenle yılın son çeyreğine yönelik görünümde temkinli bir iyimserlik öne çıkıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak olası bir anlaşma, merkez bankalarının faiz artırımlarını ertelemesine ya da durdurmasına yol açabilir. Böyle bir senaryo altın için destekleyici olabilir.
ALTIN ÜÇÜNCÜ ÇEYREKTE KAYIPLARININ BİR BÖLÜMÜNÜ GERİ ALDI
Altın, ikinci çeyrekte yaşadığı yüzde 14’lük sert düşüşün ardından üçüncü çeyreğin ilk iki ayında toparlandı. 25 Eylül itibarıyla değerli metal çeyreklik bazda yüzde 6,4 yükselmiş durumdaydı. Buna karşılık aynı tarihte aylık kayıp yüzde 4 seviyesindeydi. Yani çeyreğin başındaki güçlü yükseliş ivmesi, dördüncü çeyreğe yaklaşılırken bir miktar zayıfladı.
Altın fiyatı, ocak ayında gördüğü 5 bin 598 dolarlık zirvenin yaklaşık yüzde 23 altında bulunuyor. Yeni bir rekora ulaşabilmesi için mevcut seviyelerden yaklaşık yüzde 30 yükselmesi gerekiyor.
Üçüncü çeyreğin büyük bölümünde ons altın 4 bin ile 4 bin 500 dolar arasında hareket etti. Yatırımcıların önünde ise iki farklı tablo vardı. Bir tarafta enflasyon nedeniyle itibari para birimlerinin değer kaybetmesi altına destek sağlıyordu. Diğer tarafta yükselen dolar ve tahvil faizleri, geleneksel olarak altın üzerinde baskı yaratan güçlü iki unsur olarak öne çıkıyordu.
GÜÇLÜ DOLAR VE YÜKSEK FAİZ ALTININ KARŞISINDAKİ EN BÜYÜK ENGEL
Yılın son çeyreğine girilirken geleneksel makroekonomik göstergelerin büyük bölümü altın açısından pek destekleyici görünmüyor.
En önemli baskı unsurlarından biri büyük merkez bankalarının para politikalarını sıkılaştırmaya devam etmesi. Fed’in eylül toplantısında yaptığı faiz artırımı oldukça şahin algılandı. Toplantının ardından yeni faiz artışlarına yönelik piyasa beklentileri de güçlendi. Bu gelişme doların birçok büyük para birimi karşısında hızla değer kazanmasını sağladı.
Altının dolar üzerinden fiyatlanması nedeniyle güçlü dolar, değerli metal üzerinde doğal olarak baskı yaratıyor. Raporda altının eylül ayında gerilemesinin nedenlerinden biri olarak da bu gelişme gösteriliyor.
Ancak dikkat çeken bir ayrıntı var. Euro, İsviçre frangı, sterlin ve Japon yeni dolar karşısında belirgin şekilde zayıflarken Bitcoin ve daha sınırlı ölçüde altın, eylül ayının büyük bölümünde görece dirençli kaldı. Bu tablo, yatırımcıların döviz piyasasındaki hareketlerden altın konusunda sanıldığı kadar endişeli olmadığını gösteriyor.
ABD TAHVİL GETİRİLERİ KRİTİK SEVİYELERDE
Fed kararının ardından ABD tahvil getirilerinde de güçlü bir yükseliş yaşandı. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,2’nin, 30 yıllık tahvil getirisi ise yüzde 5,5’in üzerine çıktı.
Son ABD tüketici enflasyonunun yüzde 3,4 seviyesinde olduğu dikkate alındığında, 10 yıllık tahvillerde reel getiri yaklaşık yüzde 1,6, 30 yıllıklarda ise yüzde 2,1 seviyesinde bulunuyor.
ALTIN SON ÇEYREKTE NE YAPACAK?
Bu da yatırımcı açısından önemli bir tercih anlamına geliyor. Çünkü altın elde tutmak herhangi bir faiz getirisi sağlamazken devlet tahvilleri reel getiri sunuyor. Dolayısıyla tahvil piyasası, dördüncü çeyrekte altının yönünü belirleyebilecek en önemli başlıklardan biri olmaya devam edecek. Tahvil faizlerinin yükselmeyi sürdürmesi durumunda altının yukarı yönlü hareketi sınırlı kalabilir.
ALTIN İLE TAHVİL FAİZLERİ ARASINDAKİ TERS İLİŞKİ
Altın fiyatları ile tahvil getirileri arasında genellikle ters yönlü bir ilişki bulunuyor. Tahvil faizleri düştüğünde, faiz getirisi olmayan altını elde tutmanın fırsat maliyeti azalıyor ve değerli metal daha cazip hale geliyor. Faizlerin yükselmesi durumunda ise bunun tam tersi yaşanıyor. Bu nedenle dördüncü çeyrekte tahvil getirilerinde yaşanabilecek yeni bir yükseliş, altının önündeki önemli engellerden biri olabilir. Ancak başka bir ihtimal daha var. Yatırımcıların Fed’in enflasyonu veya tahvil piyasasındaki yükselişi kontrol edebileceğine olan güvenini kaybetmesi halinde, dolardan kaçış eğilimi yeniden gündeme gelebilir.
Böyle bir ortam altın, gümüş ve Bitcoin gibi varlıklara olan talebi artırabilir.
MERKEZ BANKALARI ALTIN ALMAYA DEVAM EDİYOR
Altının en önemli desteklerinden biri ise merkez bankalarından geliyor. Dünya Altın Konseyi’nin son verilerine göre merkez bankaları temmuz ayında da altın alımlarını sürdürdü. Toplam alımlar 23 ton olarak gerçekleşirken Çin 20 ton, Polonya ise 8 tonluk alımla öne çıktı. Çin Merkez Bankası’nın altın talebinde son aylarda belirgin bir hızlanma yaşandı. Dünya Altın Konseyi’ne göre Çin Merkez Bankası, Mayıs 2026’dan bu yana aylık bazda çift haneli tonlarda altın alımı gerçekleştiriyor. Yıl başından bu yana merkez bankalarının açıkladığı toplam altın alımı yaklaşık 130 tona ulaştı.
ALTIN TALEBİNİN ZAYIFLAMASI YÖNÜNDE EMARE YOK
Bu rakam geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 160 tonun altında olsa da önemli bir ayrıntı dikkat çekiyor: Yüksek altın fiyatları merkez bankalarının alım iştahını kesmiş değil. Dördüncü çeyrekte de merkez bankalarının altın talebinin belirgin biçimde zayıflayacağına yönelik güçlü bir işaret bulunmuyor.
Alımlar devam ettiği sürece, yatırımcı ve spekülatörlerin merkez bankalarından önce pozisyon almak amacıyla ETF, spot ve vadeli piyasalarda altın talebini artırması mümkün. Merkez bankalarının alımları aynı zamanda doların ve tahvil faizlerinin daha da güçlenmesinden kaynaklanabilecek baskının bir bölümünü dengeleyebilir.
DOLARDA DEĞER KAYBI ALTINI YENİDEN ÖNE ÇIKARABİLİR
Altının dördüncü çeyrekteki en güçlü desteklerinden biri, ABD dolarında yaşanabilecek bir zayıflama olabilir. Bunun için iki önemli senaryo öne çıkıyor. İlk senaryo, ABD ile İran arasında anlaşma sağlanması. Böyle bir gelişme petrol fiyatlarını aşağı çekebilir ve merkez bankalarının yeni faiz artırımlarına yönelik beklentileri azaltabilir.
İkinci senaryo ise tahvil piyasasındaki satışların daha da sertleşerek yatırımcıların doğrudan dolardan uzaklaşmasına neden olması. Doların gerilemesi durumunda, üçüncü çeyrekte zaten görece güçlü bir performans gösteren altının yeniden yukarı yönelmesi mümkün olabilir. Öte yandan piyasaların Fed’in enflasyonla mücadele kapasitesine güvenini kaybetmesi halinde dolar güçlense bile güvenli liman talebi altını destekleyebilir.
ALTINDA TEKNİK GÖRÜNÜM NE SÖYLÜYOR?
Teknik açıdan bakıldığında altının uzun vadeli yükseliş trendi korunuyor. Fiyatların uzun vadede daha yüksek dipler ve daha yüksek zirveler oluşturması, ayrıca ocak ayındaki zirveden bu yana yaşanan konsolidasyona rağmen 200 haftalık hareketli ortalamanın üzerinde kalması bu görünümü destekliyor.
Kısa vadeli tablo ise aynı ölçüde güçlü değil. Altın, 4 bin dolar seviyesinden güçlü bir yükseliş gerçekleştirdi. Bu nedenle 4 bin dolar bölgesi uzun vadede önemli bir destek noktası haline geldi.
Ağustos ayının başındaki yükselişin ardından ise fiyat birkaç hafta boyunca aşağı yönlü bir üçgen formasyonu içerisinde geriledi.
Teknik analiz açısından bu yapı, yükseliş trendinin devamına işaret edebilecek bir formasyon olarak değerlendiriliyor. Ancak bunun teyit edilmesi için direnç çizgisinin yukarı kırılması gerekiyor.
GÖZLER 4 BİN 400 DOLARDA
Üçgen formasyonunun direnç bölgesi yaklaşık 4 bin 400 dolar seviyesinden geçiyor. Bu nedenle 4 bin 400 dolar, yılın son çeyreğinde yakından izlenecek kritik seviyelerden biri olacak. Bu seviyenin üzerinde kalıcı bir kırılma gerçekleşmesi halinde ilk hedef 4 bin 500 dolar olabilir.
Sonraki önemli bölge ise ağustos ayında görülen 4 bin 696 dolarlık zirvenin hemen üzerinde bulunan 4 bin 700 dolar seviyesi. Altının bu bölgenin de üzerine yerleşmesi halinde teknik açıdan 5 bin dolar seviyesi gündeme gelebilir.
Ancak yükseliş senaryosunun gerçekleşmemesi ve üçgen formasyonunun aşağı kırılması durumunda tablo değişebilir. Böyle bir durumda 4 bin 100-4 bin 120 dolar bölgesi ilk destek alanı olarak öne çıkıyor. Ardından yeniden 4 bin dolar seviyesi gündeme gelebilir.
Yaz aylarında görülen 3 bin 942 dolar seviyesinin de aşağı kırılması, uzun vadeli teknik görünümü belirgin şekilde bozabilir. Bu senaryoda altının 3 bin 500 dolar bölgesine doğru geri çekilme riski ortaya çıkabilir.
ALTINDA DÖRDÜNCÜ ÇEYREĞİN KİLİT SEVİYELERİ
Yılın son çeyreğine girilirken altının karşısında güçlü dolar, yükselen tahvil getirileri ve sıkılaşan para politikaları bulunuyor. Buna karşılık merkez bankalarının devam eden alımları, değerli metalde aşağı yönlü hareketleri sınırlayan en önemli desteklerden biri. Özellikle doların değer kaybetmeye başlaması ve altının 4 bin 400 dolardaki teknik direnci aşması halinde piyasada yeni bir alım dalgası ortaya çıkabilir. Bu nedenle yatırımcıların gözü bir taraftan Fed ve ABD tahvil piyasasında, diğer taraftan da altının 4 bin 400 dolar çevresindeki hareketinde olacak.