Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde ilk duruşma gerçekleşti. 10 ismin sanık sıfatıyla yer aldığı davada cinayet zanlısı Alaattin Kadayıfçıoğlu verdiği ifade ile kendini savundu.
İstanbul Anadolu Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek Kubilay Kaan Kundakçı olayının duruşması yoğunluk nedeniyle Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonunda görüldü. Tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avci, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Ahmet Özkoç ve tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Salonda hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı’nın babası Cemil Kundakçı, annesi Ülker Kundakçı da hazır bulundu.
Hakim karşısında çıkan cinayet zanlısı Alaattin Kadayıfçıoğlu, "Biz 2-3 hafta önce Aleyna ile sevgili olduk. Olaydan bir gün önce kendisini misafir ettim. Sabah kalktığında stüdyoya gideceğini söyledi. Aracı yoktu, ben aracımı verdim. Akşam buluşacaktık. Kendisini aradım. Araba müzik stüdyosunda dedi. Eşyası ve köpeği. Benim şahsi aracım olduğu için babamın VIP aracı ve şoförüyle olay yerine gitmesini söyledim. Eşyalar sığmaz diye düşündüm. Aleyna köpeğini götürmek istedi onu almaya gittik. Aleyna aracı görünce panikledi. Bunlar hala gitmedi mi dedi. Sordum, 'eski erkek arkadaşım köpeğimi benden almak istiyor, benle de konuşmak istiyor' dedi. Karşı araçtaki şahısla göz göze geldik. Bizi Aleyna ile görünce torpidoya uzandı. Arkadaki şahsa bir şeyler söylediğini gördüm. Bize ateş etmelerinden tedirgin oldum" dedi.

Kadayıfçıoğlu, "Olay çıkmasın konuşalım diye araçtan indim. Yolcu koltuğunu parmağımla tıklattım. Aracınızı çekin buradan derken şahıs bana küfür etti. Yolcu koltuğundaki şahıs beni içeri çekti kapı açıldı. Şahıs göğsüme doğru hamle yapıyordu, tekme atıyordu. Tek elle kendimi korumaya çalışıyordum. gayriihtiyari silahı çektim. Orada şahıs elime müdahale etti. Hedef de almadım. Ben ateş etmedim. Elim tetikte değildi. Şoka girdim. Vito araca bindim. Silah araca giderken kuruluydu. Bizim koruma kararımız mevcut silah tedbirim torpidoda dururdu hep zaten" ifadelerini kullandı.

Babasının yurt dışında olduğu sebebiyle polise gidemediğini belirten Kadayıfçıoğlu, "Mustafa bey ve Aleyna ile Vito'ya bindik. Bertin'i aramasını söyledim. Birine bir şey olduysa biz çıktık ambulansı ara dedim. Kendisi ambulansı aradığını söyledi. Şokla babam yurt dışında olduğu için polise gidemedim. Kendime yakın hissettiğim Metin amcamın yanına gittim. Tam ne olduğunu bilmiyordum kendisiyle Akmerkez'e gittik. Yanımızda Aleyna da vardı oradan sonra ayrıldık zaten. Taksiyle gittik" şeklinde konuştu.
Hakim karşısına çıkan tutuklu sanık Aleyna Kalaycıoğlu savunmasında şunları söyledi: "Sayın hakim ben biraz detaylı konuşmak istiyorum” sözleriyle başladı. Kalaycıoğlu savunmasına şu şekilde devam etti: “Bizim Canbay ile bir buçuk yıllık bir ilişkimiz vardı. Ben ayrılmak istedim o kabul etti. Ayrıldıktan bir iki hafta sonra Alaattin ile görüşmeye başladık. O gece Alaattin'de kaldım, daha sonra kayıt almak için ben stüdyoya gittim, köpeğimi alıp gittim.
Stüdyoya gittiğimde Yalçın, 'Canbay kötü' dedi gitti. Ardından Kubilay aradı beni 'ablacığım' dedi 'ben sizi barıştırmak için gelmek istiyorum' dedi, ben 'gelmeni istemiyorum' dedim. Yalçın bir önceki konuşmada 'Canbay çok kötü' dedi, ikinci konuşmada telefonu aldı ve 'hayatında biri varsa kendimi öldüreceğim' dedi ben de korktum, 'hayatımda kimse yok' dedim onu sakinleştirmek istedim.

Daha sonra aracın içerisindeyken Yalçın aradı, 'stüdyoya dön' dedi ben de dönmeyeceğimi söyledim, yemek yemeye gittik. Biz yemekteyken üstü kapalı şekilde Alaattin'e söyledim. Anneme de söyledim Yalçın ve Kubilay'ın barıştırmak için geldiğini söyledim, bana gel dedi. Olay anında ben ilk defa Alaattin'in silah taşıdığını gördüm. Araçtan indi 'sadece konuşacağım' dedi, öyle indi arabadan daha sonrasında silah patlayınca elim ayağım boşaldı. Daha sonra Alaattin beni VIP araca bindirdi. Araca binince silah gördüm arka koltukta ve 'Alaattin sen ne yaptın' dedim, o da bana 'ne olduğunu bilmiyorum' dedi. Sonra Berti'ni aradım dedim 'ambulans çağır ya da ben çağıracağım' dedim. Sonra bir daha Bertin'i aradım 'bana bir şey olmadığını söyle' dedim o da bana 'bir kişi yerde yatıyor' dedi. Bertin beni anneme bıraktı, daha sonra polisler geldi. Telefonumu kapatmadım, telefonumdan hiçbir şey silmedim" şeklinde konuştu.
Tanık olarak ifade veren Vahap Canbay, "Benim, Aleyna ile belirsiz ucu açık ayrılık konuşması olmuştu. Kendisinin yengeme attığı mesaj vardı, ona nazaran yengeme de mesaj atmış diye yanına çıkıp gitmiştim. Kubilay o gece bizde kalıyordu. İfadelerde belirttiğimiz gibi 'Gidelim' dedi. 'Bayram arefesi, gidelim barışmış oluruz' gibisinden konuşma oldu. Kubilay ile Yalçın zaten gidiyordu. 'Ben de geleyim o zaman' dedim. Yalçın da olay günü bizdeydi.
İlk gittiğimiz vakit temizlikçi kapıyı açıp, 'Temizlik yapıyorum, kimseyi alamam' dedi. Kadın demek ki erkek olan yerde temizlik yapamıyor diye bekledik. 1 saat veya 2 saat orada bekledik. Stüdyodaki köpek benim, Aleyna'nın çok sevdiği köpek. O sevdiği için ona vermiştim. Kapıda beklerken bir tane siyah araç yanaştı, sadece çakarlarını görüyorduk. Araçtan biri indi cama vurdu, kapıyı açtım. 'Sizi bir daha bu kızın etrafında görmeyeceğim' dedi. Sol kolumu Kubilay'a doğru kaldırdım, cenin pozisyonu aldım. Sağ bacağım veya elim Alaattin'in koluna değmiş olabilir. Şahsın koluna bir temasım olmuş olabilir. Kendimizi korumak için kapattığımda değmiş olabilir" dedi.

Canbay, "Olay anında kimse sesini çıkartmadı, ben sadece 'Yapma' diye bağırdım. Birinin vurulduğunu anlamadım. Kubilay bağırınca koşarak Kubilay'ın yanına gittim. Kucağıma alıp, yardım çığlığında bulundum. Bu olay günü öğlenden sonra konuşmalar gerçekleşmişti. Temizlikçimiz beni arayıp, Aleyna'nın Alaattin ile sevgili olduğunu söylemişti. Ağlamaya başladım. Ölüm gibi bir şey oldu, 'Kendimi öldürürüm' gibi söyledim" ifadelerini kullandı.
Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan, "Ben olay günü bayram için Ankara'daydım. Metin gece beni aradı, 'Alaattin kavgaya karışmış ama ne olduğunu bilmiyorum, bana geliyor' dedi. Telefon görüşmesinden sonra Bilal'i aradım, telefonu kapalıydı. Gece 1-2 gibi Bilal ile görüştüm, ardından uyudum. Sabah kalktığımda çocuklarım bir cinayet olduğunu ve Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun adının geçtiğini söyledi. Metin'i aradım durumu sordum. Bana 'Olay bu sanırsam, ben de bilmiyorum' dedi. Bu olayda en mağdur olan benim. İtibarım yerlerde süründü. Bir sonraki gün Alaattin yakalandı. Ben 45 gün cezaevinde yattım ne olduğunu bilmeden. Ben 9 çocuğa bakıyorum, en mağdur taraftayım. Beraat etmek istiyorum. Metin ile mesajlarımın sebebi çocuktan bilgi alırsanız bana haber vermeleri için yazıştığımız bir mesajdı" dedi.
İddianamede, Aleyna Kalaycıoğlu ve annesi Zuhal Kalaycıoğlu’nun 'kasten adam öldürmeye azmettirme' suçundan müebbet hapis cezaları Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun 'kasten öldürme' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarından müebbet ve 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edildi.
Mahkeme, anne Zuhal Kalaycıoğlu'nun ev hapsinin kaldırılmasına, adli kontrol uygulanan tutuksuz sanıkların imza yükümlülüklerinin kaldırılmasına, sanıkların yurt dışına çıkış yasaklarının devam etmesine ve tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı 13 Temmuz'a erteledi.
Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye ilçesi Sıddık Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, müzisyen Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı’dan (21) yardım istedi. Kubilay Kaan Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte, Aleyna Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan Kundakçı ağır yaralanırken, hastaneye kaldırılan genç futbolcu yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetmişti.
Olay sonrası Aleyna Kalaycıoğlu, Alaatin Kadayıfçıoğlu, İzzet Yıldızhan ile birlikte 7 kişi tutuklanmıştı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma 10 isim sanık sıfatıyla yer aldı.