Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Uzmanlar, ailelerin çocuğu azarlamak veya zorlamak yerine öncelikle bu isteksizliğin nedenini anlamaya çalışmasını öneriyor. Özellikle davranış sürekli hale geliyorsa çocuğun söylediklerinin dikkatle dinlenmesi ve okul sürecinin yakından takip edilmesi önem taşıyor.
Çocuğun okula gitmek istemediği fark edildiğinde ilk adım, davranışın altında yatan nedeni anlamaya çalışmak olmalı. “Neden gitmek istemiyorsun?” sorusuna çocuk her zaman doğrudan cevap veremeyebilir. Bu nedenle daha açık uçlu sorular sorulabilir. “Okulda seni en çok zorlayan şey ne?”, “Teneffüste kimlerle oynuyorsun?” veya “Bugün okulda seni endişelendiren bir şey var mı?” gibi sorular çocuğun kendisini daha rahat ifade etmesine yardımcı olabilir.
Çocuğun verdiği cevaplar küçümsenmemeli. Bir yetişkin için küçük görünen bir sorun, çocuk açısından oldukça önemli olabilir.

Okul saatinde yaşanan tartışmalar hem çocuğu hem de ebeveyni zorlayabilir. Çocuk ağladığında veya direnç gösterdiğinde ses yükseltmek sorunu daha da büyütebilir.
Ailelerin mümkün olduğunca sakin bir tutum sergilemesi gerekiyor. Çocuğa okula gitmenin günlük rutinin bir parçası olduğu anlatılabilir. Ancak bunu uzun tartışmalara dönüştürmemek önemli. Kısa ve net cümleler kullanılabilir. Çocuğun duygusu kabul edilirken okul düzeninin de sürdürüleceği açıkça ifade edilebilir.

Sabah yaşanan telaş, okula karşı isteksizliği artırabilir. Bu nedenle okul çantasının hazırlanması, kıyafetlerin belirlenmesi ve gerekli eşyaların akşamdan hazır edilmesi işleri kolaylaştırabilir. Uyku saatinin düzenli olması da önemlidir. Gece geç saatlere kadar uyanık kalan çocuk sabah yorgun kalkabilir. Bu durum okula hazırlanmayı daha zor hale getirebilir. Kahvaltı için de yeterli zaman bırakılması önerilir. Aceleyle hazırlanan sabahlar yerine mümkün olduğunca öngörülebilir bir düzen oluşturulabilir.

“Bak arkadaşın okula severek gidiyor” veya “Sen neden böyle yapıyorsun?” gibi cümleler çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir.
Her çocuğun okula alışma süreci aynı olmayabilir. Bazı çocuklar kısa sürede sınıfa uyum sağlarken bazıları daha fazla zamana ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle kıyaslama yapmak yerine çocuğun kendi ilerlemesine odaklanmak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir. Okula gittiği, sınıfa girdiği veya gününü tamamladığı durumlarda çabasının fark edildiğini göstermek önemlidir.

Çocuğun okula gitmek istememesi sürekli hale geldiyse yalnızca “alışır” diyerek geçiştirilmemeli. Özellikle belirli bir çocuk, öğretmen, ders veya etkinlik hakkında konuşurken kaygı belirtileri görülüyorsa konu araştırılmalı.
Çocuk arkadaşlarıyla sorun yaşıyor olabilir. Dışlanma, alay edilme veya sınıf içindeki bir anlaşmazlık da okula gitme konusunda isteksizliğe yol açabilir.
Bu durumda öğretmenle görüşmek ve çocuğun sınıftaki durumuyla ilgili bilgi almak faydalı olabilir. Sorunun kaynağı belirlendiğinde çözüm için daha doğru bir yol izlenebilir.

Çocuk okula gitmediğinde istediği şeylerin yapılması, uzun vadede okuldan kaçınma davranışını güçlendirebilir. Bu nedenle her sabah yaşanan krizi sona erdirmek için ödül veya taviz vermek yerine düzenli bir yaklaşım benimsenmesi gerekir.
Öte yandan çocuğu korkutmak da doğru bir yöntem değildir. “Gitmezsen öğretmenin sana kızar” gibi tehdit içeren cümleler okul kaygısını artırabilir. Çocuğa okulun neden gerekli olduğu yaşına uygun ve anlaşılır şekilde anlatılabilir.

“Bunda korkacak ne var?” veya “Sen artık büyüdün” gibi sözler çocuğun yaşadığı duygunun önemsiz olduğunu düşünmesine neden olabilir. Bunun yerine “Okula gitmek istemediğini görüyorum. Seni zorlayan şeyi birlikte bulabiliriz” gibi destekleyici bir dil kullanılabilir. Burada amaç çocuğun her isteğini kabul etmek değil, yaşadığı duyguyu anlamaktır. Çocuk kendisini dinleyen bir yetişkin olduğunu bildiğinde sorun hakkında konuşması kolaylaşabilir.

Okula gitmek istememe davranışı uzun süre devam ediyorsa ve çocuğun günlük yaşamını etkiliyorsa profesyonel destek düşünülebilir. Özellikle sürekli karın veya baş ağrısından şikâyet etme, okula gitmeden önce yoğun ağlama, uyku sorunları, içine kapanma, arkadaşlarından uzaklaşma veya okulla ilgili konuşulduğunda belirgin kaygı yaşama gibi durumlar dikkate alınmalı.

Aile, öğretmen ve gerektiğinde çocuk psikoloğu veya çocuk ve ergen psikiyatristi birlikte hareket edebilir. Böylece çocuğun yaşadığı sorunun kaynağı daha ayrıntılı değerlendirilebilir.