Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kira sertifikası (sukuk), bir varlığa sahip olma veya ondan yararlanma hakkını gösteren, yatırımcısına belirli periyotlarda faizsiz sabit veya değişken getiri sağlayan bir ürün.
Ekonomist Prof. Dr. Ali Hepşen, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a kira sertifikası hakkında merak edilenleri anlattı. 100 bin TL üzerinden örnek hesap yapan Hepşen, yüzde 44’lük basit getiri varsayımında bir yıllık brüt kazancı hesapladı. Uzman isim ayrıca yatırımcılara vade, likidite ve reel getiri konusunda önemli uyarılarda bulundu.

Kira sertifikası nedir? Vatandaşın anlayacağı şekilde nasıl tanımlarsınız?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Kira sertifikasını en basit hâliyle, bir varlık veya haktan doğan gelire yatırımcıyı ortak eden sermaye piyasası aracı olarak anlatabiliriz. Uluslararası piyasalarda "sukuk" olarak bildiğimiz yapının Türkiye'deki karşılığıdır.
Burada tahvilden farklı bir yapı var. Yatırımcı doğrudan "borç veriyorum, karşılığında faiz alıyorum" ilişkisine girmiyor. Bir varlık, hak, ticari işlem veya projeden doğan gelir esas alınıyor ve yatırımcı bu gelirden pay alıyor. İhraç da Varlık Kiralama Şirketi, yani VKŞ üzerinden gerçekleştiriliyor.
SPK mevzuatında sahipliğe, yönetim sözleşmesine, alım-satıma, ortaklığa ve eser sözleşmesine dayalı farklı kira sertifikası türleri bulunuyor. Dolayısıyla adında "kira" geçmesine bakıp bunun mutlaka bir bina satın alındığı ve o binanın kirasının yatırımcıya dağıtıldığı bir ürün olduğunu düşünmemek gerekiyor. Yapı bundan daha geniş.

Kira sertifikası ile tahvil, mevduat ve katılım hesabı arasındaki temel farklar nelerdir?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Tahvilde yatırımcı ihraççıya borç verir. İhraççı da belirlenen faiz ve anaparayı ödemeyi taahhüt eder.
Kira sertifikasında ise yapı faizli borç ilişkisi üzerine değil, belirli bir varlık, hak veya işlemin finansmanı ve bundan doğan gelirin yatırımcıya aktarılması üzerine kuruludur.

Mevduatta vatandaş parasını bankaya yatırır ve önceden belirlenmiş faiz gelirini alır. Katılım hesabında ise faiz taahhüdü yoktur. Bankanın katılım esaslarına uygun faaliyetlerinden oluşan kâr veya zarara, belirlenen paylaşım oranı üzerinden katılım söz konusudur.
Kira sertifikası bunlardan farklı olarak bir sermaye piyasası aracıdır. Dolayısıyla mevduat hesabı açmakla kira sertifikası satın almak hukuken ve finansal açıdan aynı işlem değildir.
| Tahvil | Kira Sertifikası | Mevduat Hesabı | Katılım Hesabı | |
|---|---|---|---|---|
| Temel İlişki | Yatırımcı ihraççıya borç verir. İhraççı belirlenen faiz ve anaparayı ödemeyi taahhüt eder. | Faizli borç ilişkisi üzerine değil, belirli bir varlık, hak veya işlemin finansmanı ve bundan doğan gelirin yatırımcıya aktarılması üzerine kuruludur. | Vatandaş parasını bankaya yatırır ve önceden belirlenmiş faiz gelirini alır. | Faiz taahhüdü yoktur. Bankanın katılım esaslarına uygun faaliyetlerinden oluşan kâr veya zarara, belirlenen paylaşım oranı üzerinden katılım söz konusudur. |
| Sermaye Piyasası Aracı Olma Durumu | Evet | Evet | Hayır | Hayır |
| Hukuki ve Finansal Eşitlik (Mevduatla Karşılaştırma) | Farklıdır. | Farklıdır. Mevduat hesabı açmakla aynı işlem değildir. | Temel işlem budur. | Farklıdır. |
Vade sonunu beklemeden parasına ihtiyaç duyan yatırımcı ne yapacak?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Burada yatırımcının özellikle dikkat etmesi gereken konu likidite.
Kira sertifikası borsada işlem görüyorsa yatırımcı vadesinden önce ikincil piyasada satabilir. Fakat "satabilirim" demek, "anaparama dokunmadan istediğim gün çıkarım" demek değildir. Piyasa fiyatı değişmiş olabilir. Alıcı-satıcı derinliği sınırlı olabilir. Dolayısıyla yatırımcı vadesinden önce sattığında kâr da edebilir, başlangıçta düşündüğünden daha düşük bir getiriyle, hatta koşullara bağlı olarak zarar ederek de çıkabilir.
Mevduatla önemli farklardan biri burada ortaya çıkıyor. Kira sertifikası alırken yalnızca getiriye değil, vadesine ve ikincil piyasa likiditesine de bakmak gerekir.

Kira sertifikası gerçekten "faizsiz mevduat" gibi mi görülmeli?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Ben böyle tanımlanmasını doğru bulmuyorum. Evet, kira sertifikaları katılım finansının temel sermaye piyasası araçlarından biri ve faizsiz finans prensipleri çerçevesinde yapılandırılıyor. Fakat "faizsiz mevduat" ifadesi yatırımcıda yanlış bir algı oluşturabilir.
Mevduat bir banka ürünüdür. Kira sertifikası ise sermaye piyasası aracıdır. Riskleri, vadesi, likiditesi, ihraç yapısı ve yatırımcının sahip olduğu haklar farklıdır.
Vatandaşın şu ayrımı yapması bence önemli: "Faizsiz olması" ile "risksiz olması" aynı şey değil. Hangi kira sertifikasını aldığınız, fon kullanıcısının kim olduğu, sertifikanın hangi varlık veya işleme dayandığı, vadesi ve ikincil piyasadaki likiditesi önem taşıyor.

Bugün elinde 100 bin TL olan bir vatandaş, parasını kira sertifikasına yatırırsa bir yılın sonunda cebine yaklaşık ne kadar para koyabilir?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Burada tek bir rakam söylemek doğru olmaz. Çünkü bütün kira sertifikalarının getirisi aynı değil. İhraççıya, vadeye, yapıya, piyasa koşullarına ve getirinin sabit veya değişken olmasına göre oran değişiyor.
Güncel piyasanın hangi seviyelerde olduğunu göstermek açısından yakın dönem ihraçlarından örnek verebiliriz. Mayıs 2026'da gerçekleştirilen bir kira sertifikası ihracında yıllık basit getiri oranı yüzde 44 olarak belirlendi. Bu, piyasanın seviyesini anlamamız açısından somut bir örnek.
Sadece hesabı göstermek amacıyla yıllık yüzde 44 basit getiri varsayarsak, 100 bin TL'nin bir yıllık brüt getirisi yaklaşık 44 bin TL olur. Vade sonunda brüt olarak yaklaşık 144 bin TL'den söz ediyoruz.
| Örnek | Tarih | İhraç Türü | Yıllık Basit Getiri Oranı | Varsayımsal Yatırım (100.000 TL) | 1 Yıllık Brüt Getiri | Vade Sonu Brüt Tutar |
|---|---|---|---|---|---|---|
| Yakın Dönem İhraç Örneği | Mayıs 2026 | Kira Sertifikası | %44 | 100.000 TL | Yaklaşık 44.000 TL | Yaklaşık 144.000 TL |
Fakat bunun altını özellikle çizmek isterim. Bu rakam "bugün 100 bin TL yatıran herkes bir yıl sonra 144 bin TL alır" anlamına gelmiyor. Güncel ihraç oranına, ürünün vadesine, vergi düzenlemelerine ve yatırımcının vade sonuna kadar ürünü taşıyıp taşımamasına bakmak gerekir.
Bir de enflasyon tarafı var. Vatandaş 100 bin lirasını 144 bin liraya çıkardığında nominal olarak yüzde 44 kazanmış olabilir. Fakat yatırım kararında sorulması gereken ikinci soru şu: O 144 bin liranın bir yıl sonraki satın alma gücü ne olacak? Ben yatırım araçlarını değerlendirirken nominal getirinin yanında reel getirinin de mutlaka konuşulması gerektiğini düşünüyorum.