Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Türkiye’de fon piyasalarına ilişkin son gelişmeler, yatırımcıların korunmasına yönelik uluslararası uygulamaları yeniden gündeme getirdi. ABD ve Avrupa’da kullanılan “Clawback” (Geri Alma) sistemi, haksız şekilde elde edilen kazançların geri alınarak fona veya yatırımcılara aktarılmasını amaçlıyor. Türkiye’de ise bu konuda mevcut yasal düzenlemeler ve yeni sistem arayışları tartışılıyor.
Peki Clawback sistemi nasıl çalışıyor, Türkiye’de neden uygulanmıyor ve fon krizlerinin ardından hangi adımlar atılabilir? Ekonomist Necmettin Batırel, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a anlattı.

ABD ve Avrupa’da fonlardaki suiistimallere karşı Clawback sistemi nasıl işliyor?
Ekonomist Necmettin Batırel: ABD ve Avrupa’da fonlardaki suiistimal, manipülasyon ve haksız kazançlar ağırlıklı olarak “Clawback” (Geri Alma) mekanizması ve bu sistemi destekleyen sert regülasyonlar ile korunuyor. Bu sistem, fon yöneticilerinin hileli işlemlerle, şişirilmiş bilançolarla veya erken dönemde elde edilen geçici başarılarla aldıkları prim ve kâr paylarını (carried interest) geriye dönük olarak fona ve yatırımcılara iade etmelerini zorunlu kılıyor.

Fon yöneticileri Clawback sistemiyle nasıl denetleniyor?
Ekonomist Necmettin Batırel: Fon yöneticileri, portföydeki bazı varlıkları olduğundan değerli göstererek (şişirilmiş değerleme) erken kâr payı alabilirler. Clawback, fonun tasfiyesi aşamasında genel performans başarısızsa bu parayı zorla geri alır.
Batı finans sisteminde suiistimalleri önlemek için yöneticinin hak ettiği kâr payının yüzde 15-20’si fona hemen ödenmez, Clawback riskine karşı bloke bir hesapta tutulur. Fon yöneticisi paraya doğrudan dokunamaz. Yatırımcıların parası bağımsız bankalarda veya saklama kurumlarında tutulur.

Türkiye’de ABD ve Avrupa’daki gibi bir Clawback sistemi bulunuyor mu?
Ekonomist Necmettin Batırel: Türk hukuk sisteminde, ABD ve Avrupa’da uygulanan ve finansal suiistimallerde haksız kazançların otomatik olarak ortak bir havuzda toplanmasını sağlayan özel ve bağımsız bir “Clawback” (Geri Alım) kanunu veya mekanizması yoktur.
Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) ve Türk Ticaret Kanunu’nda bu süreci otomatik ve finansal bir havuz mantığıyla yürütecek spesifik bir “Clawback maddesi” yoktur. Hukuk sistemi daha çok suçluya ceza verilmesi ve idari yaptırımlar, yani para cezaları ve faaliyet durdurma üzerine kuruludur. Bu durum, son dönemde yaşanan fon krizleri ve tasfiye süreçleriyle birlikte Türkiye’nin en çok tartışılan finansal eksikliklerinden biri haline gelmiştir. Türkiye’de bu sistemin doğrudan yer almamasının temel nedenleri ve sistemin işleyişindeki yapısal farklar bugün yaşanan dev fon krizine yol açmıştır.

ABD’de, özellikle Madoff skandalı gibi Ponzi şemalarından sonra yaygınlaşan mevzuat, sistem çökmeden önce hayali kârları çekip sistemden çıkan “net kazananlar” ile parasını kaybeden “net kaybedenleri” ayırır.
Mahkemece atanan bir kayyum, “Clawback” davaları açarak geçmişe dönük haksız kazançları otomatik olarak geri tahsil eder ve mağdur havuzuna aktarır.
Türkiye’de bankacılık sistemindeki mevduatlar, TMSF güvencesiyle belirli bir limite kadar doğrudan devlet korumasındadır. Ancak yatırım fonları ve serbest fonlar piyasa riski barındırdığı için bu tip bir mutlak devlet koruması ya da “tazmin havuzu” kapsamında değildir.

Türkiye’de haksız kazanç sağlayanlardan para nasıl geri alınıyor?
Ekonomist Necmettin Batırel: Türkiye’deki fon yapılarında haksız kazançların tahsili, ABD’deki gibi geniş yetkilere sahip finansal kayyumlar yerine, genel hukuk kuralları ve SPK’nın tasfiye süreçleriyle, örneğin kamu bankaları gözetiminde yürütülür.
Türkiye’de spesifik bir Clawback kanunu olmasa da, otoriteler haksız kazanç sağlayanlardan parayı geri almak için genel hukuk hükümlerine başvurmak zorundadır. Ancak bu yollar oldukça uzun ve karmaşıktır. Sisteme yatırdığından çok daha fazlasını alıp çıkan kişilere karşı bu davalar açılabilir. Ancak bu süreçlerin tamamlanması, paranın dijital veya fiziki olarak kaçırılma hızıyla kıyaslandığında yıllar almaktadır.

SPK’nın haksız kazançlara yönelik son düzenlemesi ne sağlayacak?
Ekonomist Necmettin Batırel: Son düzenlemelerle SPK, manipülasyon suçlaması yöneltilen şüphelilerin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için elde ettikleri haksız kazancın 2 katını Hazine’ye ödemeleri şartını getirmektedir.
Ancak bu para doğrudan mağdur yatırımcıların havuzuna değil, devlet bütçesine, yani Hazine hesabına gitmektedir. SPK, şüpheli fiyat hareketlerini 2025’in son çeyreğinde tespit ettiğini açıklamasına rağmen, piyasayı sarsacak adımların atılması ve tasfiye sürecinin başlaması eylül ortasını bulmuştur. Düzenlemedeki bu zamanlama farkı, balonun büyümesine neden olmuştur.
Eylül 2026 itibarıyla Türkiye’de 131 fonun tasfiye sürecine girmesiyle birlikte, sistemden milyarlarca lira çekerek olağan dışı kâr elde edenlerin varlığı, örneğin siyasi ve ticari figürlerin sığ hisselerden elde ettiği kârlar, kamuoyunda büyük bir adalet tartışmasına yol açmıştır.

Hükümet ve SPK fon krizini çözmek için hangi formülleri gündeme alıyor?
Ekonomist Necmettin Batırel: Hükümet ve SPK şu 3 alternatif formülü hayata geçirmek istiyor:
Kazanan ve kaybedenleri eşitleyecek bir ortak varlık havuzu oluşturulması.
Nitelikli yatırımcı eşiklerinin yükseltilerek serbest fonlara girişlerin zorlaştırılması.
Meclis’e sunulacak yeni kanun teklifleriyle haksız kazancı doğrudan geri almayı yasal altyapıya kavuşturacak yerli bir Clawback sistemi kurulması.
| No | Formül / Tedbir | Açıklama / Amaç |
|---|---|---|
| 1 | Ortak Varlık Havuzu | Kazanan ve kaybedenleri eşitleyecek bir sistemin oluşturulması. |
| 2 | Yatırımcı Eşiklerinin Yükseltilmesi | Nitelikli yatırımcı eşiklerinin artırılarak serbest fonlara girişlerin zorlaştırılması. |
| 3 | Yerli Clawback Sistemi | Meclis’e sunulacak kanun teklifleriyle haksız kazancı doğrudan geri almayı yasal altyapıya kavuşturacak sistemin kurulması. |
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon krizinin patlak vermesi sonrası yaptığı en kapsamlı açıklamada, Devlet Denetleme Kurulu’nun devreye sokulduğunu söyledi. Erdoğan, “Yanlış yapanla, nefsine esir düşenle vedalaşırız, milletin malına el uzatanla işimiz olmaz” diyerek büyük güven verdi.