Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Elektronik sigara likitlerine tat vermek amacıyla yaygın şekilde eklenen vanilin adlı kimyasalın, anne karnındaki bebeklerin gelişimini ciddi ölçüde tehlikeye atabileceği ortaya çıktı. Uzmanlar, hamilelerin ve hamilelik planlayanların acilen uyarılması gerektiğini vurguladı. Devletlere de ambalajlarda içerik bildirimi zorunluluğu getirmeleri çağrısında bulundu.
Uzmanlara göre, sadece şu an bebek bekleyen kadınların değil aynı zamanda hamile kalmaya çalışan kadınların da mutlaka bilgilendirilmesi gerekiyor. Düzenleyici kurumların e-sigara markalarına ürün paketlerinde tüm bileşenleri listeleme zorunluluğu getirme konusunu değerlendirmesi gerektiğini de belirtiyor.

Araştırma ekibi, laboratuvar deneylerinde embriyonik kök hücreleri bu bileşiğe maruz bıraktı. ABD'deki California Riverside Üniversitesi'nden Profesör Prue Talbot, süreci şöyle açıkladı: "Odak noktamızı vaniline çevirdik. Çünkü elektronik sigara sıvılarında sıklıkla değerlendiriliyor, genelde yüksek konsantrasyonlarda karşımıza çıkıyor ve embriyonik hücrelerin yüzeylerinde vanilinle büyük ihtimalle bağlanacak TRPV4 adlı bir kanal bulunduğunu biliyorduk."
Profesör Talbot ve ekibi, hücreleri maddenin değişen miktarlarına tabi tuttu. Ekip, nanomolar konsantrasyonlar olarak tanımlanan son derece küçük miktarların bile erken aşamadaki hücrelerin tüm farklı hücre tiplerine dönüşme kapasitesini kaybetmesine yol açtığını keşfetti. Yüksek miktarlar ise doğrudan hücre ölümüyle sonuçlandı.

Makalenin yazarları, ulaşılan miktarların annenin elektronik sigaraya maruz kalma düzeyiyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Profesör Talbot, "Değişimler potansiyel olarak çok ciddi boyutlarda ve embriyoların normal gelişimini engelleyebilir" uyarısında bulundu.
Bulgular hakkında ek bağlam sunan Dundee Üniversitesi Kardiyovasküler Tıp Profesörü Jacob George, değerlendirmesini şöyle yaptı:
"Gelecekteki klinik araştırma korelasyonları için dikkate alınmayı hak eden endişe verici bir klinik öncesi bulguyla karşı karşıyayız. Deney, laboratuvar ortamında embriyonik hücreler üzerinde yapıldığından laboratuvar bulguları her zaman klinik olarak anlamlı sonuçlara doğrudan dönüşmeyebilir. İnsan klinik deneylerinde daha fazla netleştirilmesine ihtiyaç duyulacaktır."