Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Düğünlerde takılan altınlar ve ziynet eşyaları, özellikle boşanma davalarında en çok tartışılan konular arasında yer alıyor. ''Düğünde takılan altınlar kadına aittir'' şeklindeki yaygın bilgi ise Yargıtay’ın kararıyla birlikte artık her olay için otomatik olarak uygulanmıyor.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararıyla düğünde eşlere takılan veya verilen ekonomik değere sahip eşyaların aidiyeti konusunda yeni bir yaklaşım benimsendi. Buna göre öncelikle taraflar arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığına, anlaşma yoksa yöresel örf ve âdete bakılıyor. Bunlar da belirlenemiyorsa takının niteliği ve kime takıldığı değerlendirmeye alınıyor.
Peki yeni uygulamayla birlikte takılan altınlar, bilezikler ve paralar kimde kalacak? Ziynet eşyalar kadının mı olacak, erkeğin mi? Boşanma davası açarken ziynet konusunda ne yapılmalı? Düğün fotoğraf ve videoları delil sayılıyor mu?
Avukat Gizem Gonce, ziynet eşyası davası açacakların bilmesi gereken tüm kritik detayları Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er’e aktardı.

Boşanma davalarında düğünde takılan altınlar ve ziynet eşyaları konusunda yapılan değişikliğin detayları neler?
Av. Gizem Gonce: ''Özellikle 2024 yılında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin verdiği önemli bir kararla düğün takılarının aidiyeti konusunda uzun yıllardır uygulanan yaklaşım değişti. Daha önce genel kabul, aksine bir anlaşma veya örf ve âdet kuralı yoksa, düğünde kime takıldığına bakılmaksızın ziynet eşyalarının kadına ait olduğu yönündeydi. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 4 Nisan 2024 tarihli, 2023/5704 Esas ve 2024/2402 Karar sayılı ilamıyla bu yaklaşım değiştirildi. Yeni yaklaşımda öncelikle taraflar arasında bu konuda bir anlaşma bulunup bulunmadığına, anlaşma yoksa yöresel örf ve âdete bakılıyor. Bunlar da yoksa, takının niteliği ve kime takıldığı esas alınarak aidiyet belirleniyor.''

''Düğünde takılan bütün altınlar kadına aittir'' demek doğru değil mi?
Av. Gizem Gonce: ''Artık bu cümleyi genel ve kesin bir kural olarak söylemek doğru değil. Yeni içtihada göre mesele daha ayrıntılı değerlendiriliyor. Örneğin kadına özgü olduğu kabul edilen bir takı söz konusuysa, kime takıldığına bakılmaksızın kadına ait kabul edilebiliyor. Buna karşılık, erkeğe özgü olduğu kabul edilen bir takının erkeğe ait olması gündeme gelebiliyor. Her iki cinse de özgü olabilecek bir takı söz konusuysa, takının kime takıldığı ve somut olayın özellikleri önem kazanıyor. Dolayısıyla artık “takıyı kim taktı?” kadar “takının niteliği nedir, yöresel örf ve âdet nedir, taraflar arasında bir anlaşma var mı?” soruları da önem taşıyor.''

Düğünde takılan bilezikler açısından durum nasıl değerlendiriliyor?
Av. Gizem Gonce: ''Bileziklerde özellikle takının niteliği önem kazanıyor. Bir takının belirli bir cinse özgü olup olmadığı konusunda uyuşmazlık varsa, mahkeme gerektiğinde bilirkişi incelemesine de başvurabiliyor. Dolayısıyla her bilezik bakımından otomatik olarak “kadının” veya “erkeğin” denilmesi yerine, somut olayın özellikleri değerlendirilmelidir. Bu nedenle dava açılırken düğünde hangi takıların takıldığı, bunların gramajları, cinsleri, kim tarafından ve kime takıldığı mümkün olduğunca ayrıntılı ortaya konulmalıdır.''

Takılar düğünden sonra erkeğe teslim edilmişse kadın bunları geri isteyebilir mi?
Av. Gizem Gonce: ''Burada çok önemli bir ayrım var. Takının kadına ait olduğu ortaya konulabiliyorsa, düğünden sonra eş tarafından alınmış veya başka bir yerde muhafaza edilmiş olması tek başına kadının mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak ziynet eşyalarının gerçekten diğer eşe teslim edildiğinin, onun tarafından alındığının ve iade edilmediğinin ispatı önemlidir. Yargıtay’ın güncel yaklaşımında da ziynet alacağı uyuşmazlıklarında somut olayın delilleri büyük önem taşıyor. Örneğin tanık anlatımları, düğün fotoğraf ve videoları, kuyumcu kayıtları, mesajlaşmalar ve tarafların açıklamaları değerlendirme konusu olabilir.''
Düğün fotoğrafları ve videoları delil olarak kullanılabilir mi?
Av. Gizem Gonce: ''Kesinlikle kullanılabilir ve uygulamada oldukça önemlidir. Çünkü ziynet davasında sadece “düğünde altın takıldı” demek yeterli olmayabilir. Hangi takının takıldığı ve mümkün olduğunca miktarının belirlenmesi gerekir. Bu nedenle düğün fotoğrafları, video kayıtları, düğün görüntüleri, takı merasimine ilişkin kayıtlar ve tanık anlatımları önemli deliller arasında yer alabilir. Ancak her dosyanın delil durumu ayrı değerlendirilir.''

Düğünde takılan para da ziynet alacağı kapsamında değerlendiriliyor mu?
Av. Gizem Gonce: ''Bu konuda da yeni içtihadın getirdiği yaklaşım önemli. Yargıtay’ın 2024 tarihli kararında önceki uygulamada düğünde verilen ziynet, altın, döviz ve Türk Lirası gibi ekonomik değer taşıyan şeylerin tamamının kadına ait kabul edildiği belirtilirken, yeni yaklaşımda artık tarafların anlaşması, örf ve âdet ve takının niteliği gibi unsurların dikkate alınması gerektiği ortaya konuldu. Dolayısıyla düğünde takılan her ekonomik değerin otomatik olarak kadına ait olduğu söylenemez.''

Bu yeni uygulama boşanma davalarına nasıl yansıyacak?
Av. Gizem Gonce: ''Bence en önemli sonuç şu: Ziynet alacağı davaları artık çok daha fazla somutlaştırılmış bir iddia ve delil gerektiriyor. Dava dilekçesinde “düğünde 500 gram altın takıldı” demek yerine mümkün olduğunca hangi altının, kaç adet, hangi nitelikte olduğu ve hangi delillerle ispatlanabileceği ortaya konulmalı. Özellikle düğün görüntülerinin, fotoğrafların, tanıkların ve varsa yazılı veya elektronik delillerin dava aşamasında dikkatli şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.''

Kadınlar boşanma davası açarken ziynetleri konusunda ne yapmalı?
Av. Gizem Gonce: ''Öncelikle düğünde takılan takıları mümkün olduğunca ayrıntılı şekilde tespit etmelerini öneriyorum. Kaç çeyrek altın vardı, kaç bilezik vardı, bileziklerin gramı neydi, tam altınlar, yarım altınlar, Cumhuriyet altınları veya diğer ziynetler nelerdi? Bunların tamamı mümkün olduğunca belgelenmeli. Düğün fotoğrafları ve videoları saklanmalı, tanıklar belirlenmeli, varsa mesajlaşmalar muhafaza edilmeli. Çünkü boşanma sürecinde sadece “Benim altınlarım vardı” demek değil, bu altınların varlığını ve aidiyetini hukuken ortaya koyabilmek büyük önem taşıyor. Boşanma sürecinde ziynet eşyaları konusunda kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemeli. Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Haklarınızı bilin; çünkü hukuki haklarınızı bilmek, onları korumanın ilk adımıdır.''