Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Finans Analisti İslam Memiş, altın ve piyasalardaki sert dalgalanmaların arkasındaki temel etkenin petrol fiyatları olduğunu belirterek yatırımcıları uyardı.
Petrolün 122 dolar seviyesinin üzerine çıkmasının dolar karşısındaki varlıklarda sert düşüşlere yol açtığını ifade eden Memiş, petrol fiyatları yüksek kaldığı sürece dolar endeksi ve ABD tahvil faizlerindeki yükselişin devam edebileceğine, bunun da altın başta olmak üzere diğer varlıklar üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekti.
Altın fiyatlarında yıl içinde yaşanan geniş bantlı hareketlere işaret eden Memiş, ocak ayında 5 bin 600 dolarla tarihi zirvenin görüldüğünü, geçtiğimiz hafta cuma günü ise ons altının 3 bin 875 dolara kadar gerileyerek yılın en düşük seviyesini kaydettiğini hatırlattı. Bu tablonun belirsizliğin sürdüğünü gösterdiğini belirten Memiş, 2026 yılının para kazanma değil, mevcut varlıkları koruma dönemi olduğunu vurguladı.
Altının uzun vadeli bir yatırım aracı olduğunu belirten İslam Memiş, geçmiş yıllarda sık alım satım yaparak kazanç elde etme döneminin geride kaldığını söyledi. Yatırımcıların günlük fiyat hareketlerine odaklanmak yerine ellerindeki altın miktarını artırmayı hedeflemesi gerektiğini dile getiren Memiş, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir gram altını iki gram, üç gram, beş gram yapabiliyor mu, buna odaklanmalı. Beş gramım var, bunu 10 gram yapabilir miyim diye uğraşmak lazım. Yoksa beş gram altınım 30 bin lira mı yapıyor, 31 bin lira mı yapıyor diye her gün bakarsanız bir gün 30 bin lira, bir gün 29 bin lira, ertesi gün 33 bin lira görürsünüz. Kazandım, kaybettim derdine düşersiniz.”
Fiyatlardaki düşüşün yatırımcının elindeki altın miktarını değiştirmediğine dikkat çeken Memiş, 10 gram altını yıl sonuna kadar 9 grama düşürmeden koruyabilmenin bile mevcut koşullarda kazanç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Küresel piyasalardaki belirsizliğin yatırım kararlarını zorlaştırdığını belirten Memiş, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaş ve barış yönündeki açıklamalarının altın ve gümüş fiyatlarında ters yönlü hareketlere neden olabileceğini söyledi.
Trump'ın İran'a yönelik olası saldırısına ilişkin fiyatlamaların piyasalarda etkili olduğunu kaydeden Memiş, olası bir saldırının düşüşleri derinleştirebileceğini, ancak bir ateşkes veya anlaşma açıklamasının altın ve gümüşte ters yönde hareketleri beraberinde getirebileceğini dile getirdi.
Memiş, piyasalardaki öngörülemezliğe dikkat çekerek, “Trump bir bakıyorsun savaşıyor, bir bakıyorsun barışıyor. Bir bakıyorsun öyle diyor, bir bakıyorsun böyle diyor. Dünya piyasaları Trump'ın iki dudağının arasında. Böyle bir piyasada sizin Trump'ın ne diyeceğini bilme şansınız olmadığı için parayı korumak gibi bir zorunluluk, bir tercih ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
2026 yılının başına kadar yatırımcılara teknik seviyeler üzerinden alım satım fırsatları sunduklarını belirten Memiş, Trump'ın piyasaları sarsmaya devam etmesiyle birlikte bu dönemin değiştiğini söyledi. Altın ve gümüş gibi fiziki varlıklara sahip yatırımcıların, diğer piyasalardaki kayıplar karşısında birikimlerini koruyabilmesinin önemine işaret eden Memiş, “Kaybetmemek bence bu süreçte kazanmaktır” dedi.
Petrol fiyatlarının yıl sonuna kadar 100 dolar civarında veya üzerinde kalabileceğine yönelik beklentilerin altın piyasası açısından önemli olduğunu belirten Memiş, yüksek petrol fiyatlarının faiz politikalarını da etkileyebileceğine dikkat çekti.
Petrolün yüksek seviyelerde kalmasının dolar endeksi ve ABD tahvil faizlerini destekleyebileceğini ifade eden Memiş, bu tablonun altın üzerindeki baskıyı artırabileceğini söyledi. Petrol fiyatlarının gerilemesi ve jeopolitik gelişmelerin seyrinin ise önümüzdeki dönemde piyasaların yönü açısından belirleyici olacağını kaydetti.
Altının mevcut fiyat seviyelerinde savaşın, enflasyonun ve belirsizliğin etkilerini tam olarak yansıtmadığını savunan Memiş, orta ve uzun vadede yatırımcıların asıl üzerinde durması gereken konunun merkez bankalarının altın satışları olduğunu söyledi.
Savaşın maliyetlerini karşılamak amacıyla bazı merkez bankalarının rezervlerini azaltmak ve altın satmak zorunda kaldığını belirten Memiş, bu satışların karşısında alıcıların kim olduğunun sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Körfez ülkelerinin rezerv satışlarına dikkat çeken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da altın sattığını hatırlatan Memiş, “Dünyada şu anda satılan altınları kim topluyor? Amerika, Çin, Rusya... Bu ülkeler toplamaya devam ediyor. Şimdi Körfez ülkeleri altın satıyor, rezervlerini satıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da satmıştı.
Soru şu: Kim alıyor? Bu merkez bankaları satıyor ama alıcı kim? Alıcıya baktığınız zaman kazananın kim olduğunu zaten görüyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu.
Memiş, savaşın ekonomik maliyetinin bu süreçte merkez bankalarının rezervleri üzerinden karşılandığını belirterek, altın piyasasındaki gelişmelerin orta ve uzun vadeli perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.