Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Bir şehir sular altında kalırken, insanlar evlerine ulaşmaya çalışırken, en önemlisi ise can kayıpları yaşanırken, sosyal medyada karşımıza çıkan bazı paylaşımlar, çağımızın en büyük sorunlarından birini tekrar ortaya çıkardı. En çok eleştiriyi ise bir dönem oyunculuk yapan şimdi ise hayatına sosyal medya fenomeni olarak devam eden Elvin Levinler oldu. Son olarak sağanak yağışın afete dönüştüğü saatlerde Elvin Levinler’in eşi Bülent Kocamanoğlu ile birlikte yer aldığı ve “Arabada mahsur kalmışızdır. Burada kiminle vakit geçirmek isterdiniz?” sorusunu içeren paylaşımı gündem oldu.
Bazı fenomenlerin hayatına baktığımızda, gündelik yaşamın neredeyse tamamının bir içerik üretim sürecine dönüştüğünü görüyoruz. Sabah kahvesi, tatilleri hatta bazen toplumsal bir felaket bile yeni bir içerik fırsatı hâline gelebiliyor.
Buradaki asıl sorun ise Elvin Levinler'in olayın ne olduğunun farkında bile olmadan tek düşüncesi içerik üretmek. Bugün bazı sosyal medya fenomenleri gündelik hayatlarını içeriğe çeviriyor. Bu sebeple de hatta bazen toplumsal bir felaket bile yeni bir içerik fırsatı hâline gelebiliyor.
Bir afetin ilk saatlerinde yaşanan belirsizlik, insanların olayları değerlendirmesi açısından güç olabilir. Bu nedenle her talihsiz paylaşımı kasıtlı bir duyarsızlık örneği olarak değerlendirmek o kişiye de haksızlık olur. Ancak burada yapılan paylaşımda araçta mahsur kalacak kadar yağış yoğunluğunun olduğu belirtilirken, bu durumdan etkilenecek birilerinin olmasının da muhtemel olabileceğini düşünmesi gerekir.
Felaketin ortasında yaşananları hafife alan ya da yanlış bir izlenim oluşmasına sebep olan içerikler, niyet ne olursa olsun, insanların haklı olarak tepki göstermesine yol açabilir. Burada sorulması gereken soru ise “her şeyi paylaşılabilir bir malzeme olarak görmek zorunda mıyız?” olmalı.
