Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Pek çok kişi arabasına iyi bakmak ve mümkün olan en uzun süre kullanmak istiyor ve bu son derece doğal. Sayısız kilometreler deviren günlük araçların sahipleri tarafından sadakatle kullanıldığını defalarca görüyoruz. Buna en iyi örnekler olarak milyonlarca kilometreyi geriden bırakan Volvo modelleri gösterilebilir.
Bununla birlikte hiçbir araç sonsuza kadar yaşamaz. Arabanızı ne kadar severseniz sevin değiştirmek zorunda kalacağınız bir zaman eninde sonunda gelecek. Peki bu anın geldiğini tam olarak nasıl anlarsınız?
Değişim fikri ne kadar tatsız (ve masraflı) olursa olsun, aşağıdaki gelişmelere tanık olduğunuzda yeni bir araç arayışına girebilirsiniz.
Arabanız bozulduğu zaman tamir ettirmek için yüzbinlerce TL harcamaya devam etmenin mi yoksa arabayı tamamen yenilemenin mi daha mantıklı olduğunu belirlemek oldukça zor bir karardır. Ancak pek çok kullanıcı, onarım ile yenileme maliyeti kararları devreye girdiğinde temel bir kural sunuyor:
Bir otomobilin tamir masrafları, piyasa değerinin yüzde 50'sine yaklaştıysa değiştirmenin zamanı gelmiş demektir.
Aracınızın değerine dair yaklaşık bir tahmin almak çeşitli ikinci el sitelerine bakabilir veya piyasa araştırması yapabilirsiniz. Daha sonra bunu tamirciden aldığınız fiyat teklifiyle kıyaslayabilirsiniz.
Öte yandan arabanızı tamir ettirip ettirmemeyi değerlendirirken sadece onarım maliyetine bakmanız da yetmez. Uzak bir yerde arıza yaptığında arabanızı çekiciyle servise götürmenin bedeli veya tamirdeyken kiralık araca ödeyeceğiniz toplam tutar gibi diğer yan masrafları da kesinlikle dikkate almalısınız.
Maliyet aracın değerinin yüzde 50'sinin üzerine çıktığında onarımı karşılamaya gücünüz yetse dahi yenisini almayı düşünmeniz daha mantıklı. Nihayetinde bir otomobilin amacı sizi A noktasından B noktasına götürmektir. İster günlük ulaşım isterse bir arazi aracı olsun, yapmak için tasarlandığı işten çok sanayide zaman geçirmeye başlıyorsa, o arabayı elinizde tutmanın size faydası olmaz.
Aracınızın güvenliğini günlük hayatta sürekli düşünmeyebilirsiniz. Ancak eski bir model (veya zayıf güvenlik derecesine sahip daha yeni bir model) kullanıyorsanız güvenliği daima birinci planda tutmalısınız.
Yeni modellerin daha iyi aktif ve pasif çarpışma korumasına sahip olmasının ötesinde, bir aracın mekanik güvenilirliği de emniyet konusunda rol oynar. Örneğin araç seyir halindeyken aniden stop ederse çok tehlikeli durumlar ortaya çıkabilir; otoyol hızlarındaysanız tehlikenin boyutu katlanarak artar. Süspansiyon, jant ve lastiklerinizle ilgili kronik sorunlar da beklenmedik bir şekilde arızalandıklarında kontrolü kaybetmenize neden olabileceklerinden yüksek hızlarda doğrudan hayati tehlike yapabilir.
Tamirciniz (veya bizzat siz) sorunu kesin olarak tamamen çözebiliyorsa herhangi bir problem yaşanmaz. Ancak birkaç farklı servise göstermenize rağmen aynı problem sık sık tekrarlıyorsa eski arabanızı değiştirmenin zamanı kesinlikle geldi demektir.
Araç güvenliğinin bir sürücü için aniden endişe kaynağı haline gelmesinin başlıca nedenlerinden biri; aile kurmak gibi yaşam ihtiyaçlarının aniden değişmesidir. Gelmiş geçmiş en havalı arabalardan birini kullanıyor ve hayatınızın geri kalanında hep saklamak istiyor olabilirsiniz.
Ancak sadece tek bir koltuğunuz varsa ve artık çocuğunuz olduysa sahip olduğunuz iki kapılı coupe aracı çok daha pratik bir seçenekle değiştirmekten başka çareniz kalmayabilir. Aynı kural yaşam tarzı değişiklikleri için de geçerli.
Kredi çekip araba aldıysanız aylık ödemeler muhtemelen bütçenizdeki en büyük kalemlerden biridir. Fakat borcunu tamamen ödemiş olsanız bile iş bitmiyor. İster 10 yıllık ister 10 aylık bir aracınız olsun; sigorta, muayene, yakıt ve onarım kaçamayacağınız sürekli harcamalardır.
Eğer bu gibi maliyetler, yeni bir araba almaktan daha pahalı olmaya başladıysa yapmanız gereken şey belli.