Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yapay zekâ şirketleri son dönemde özellikle iş hayatını otomatikleştiren “ajanlara” ağırlık verirken Meta, işi biraz daha ileri götürmek istiyor. Mark Zuckerberg’in anlattığı gelecek, yapay zekânın yalnızca bilgisayar ekranında değil, evin içinde ve hayatın neredeyse her anında yer aldığı bir dünyaya işaret ediyor.
Zuckerberg, pazartesi günü Meta’nın haber merkezinde yayımlanan uzun yazısında bu yaklaşımı “kişisel süper zekâ” olarak tanımladı. Ona göre yapay zekâ, günün 24 saati kullanıcı adına çalışan ve hayatın hemen her alanına dokunan kişisel bir yardımcıya dönüşecek.
Zuckerberg, kendi hayatından verdiği örneklerle bu yapay zekâ asistanının nasıl çalışabileceğini de anlattı. Meta CEO’suna göre sistem, uyku düzenini takip ederek sağlığını korumasına yardımcı oluyor. Spor yaptığı sırada onu izliyor ve antrenmanıyla ilgili geri bildirim veriyor.
İş bununla da kalmıyor. Zuckerberg, 8 yaşındaki kızının yemek yapmayı çok sevdiğini belirterek yapay zekâ asistanının her hafta sonu ikisi için özel tarifler hazırladığını, gerekli malzemeleri sipariş ettiğini ve mutfakta yemek yaparken öneriler sunduğunu söyledi.
Kızının şimdiden kendi fikirlerini kodladığını ve teknoloji yardımıyla videolar hazırladığını anlatan Zuckerberg, birlikte bir robot tasarladıklarını da belirtti. Yani anlatılan gelecek, yapay zekânın sadece yapılacak işler listesini düzenlediği bir sistem değil. Ailenin mutfağına, spora, uykuya ve çocuklarla geçirilen zamana kadar uzanan çok daha kişisel bir yapı.
Tam da bu nokta, tartışmaların merkezinde. MIT Technology and Self Initiative’ın kurucu direktörü Sherry Turkle, Zuckerberg’in anlattığı sistemi oldukça sert sözlerle eleştirdi.
Turkle’a göre burada yapay zekâ artık sıradan bir araç olmaktan çıkıyor ve aile hayatının en mahrem anlarına dahil ediliyor. Turkle, Fortune’a yaptığı değerlendirmede, sevgi dolu bir babanın zaten yapabileceği veya yapmak isteyeceği şeylerin neden yapay zekâya bırakılması gerektiğini sorguladı. Eleştirilerin temelinde ise şu soru var: İnsanlar hayatlarının ne kadarını gerçekten yapay zekâya devretmek istiyor?
Meta’nın bu kadar kişisel bir yapay zekâ modeli önermesi, şirketin geçmişte yaşadığı veri ve mahremiyet tartışmaları nedeniyle ayrıca dikkat çekiyor.
Çünkü böyle bir sistemin uyku verilerinden spor görüntülerine, çocuklarla ev içinde geçirilen zamandan günlük alışkanlıklara kadar son derece hassas bilgilere erişmesi gerekiyor. Üstelik Meta, çocukların yapay zekâ sohbet robotlarıyla etkileşimleri konusunda da düzenleyicilerin yakın takibi altında.
FTC, Eylül 2025’te Meta’nın da aralarında bulunduğu 7 şirketin, yapay zekâ sohbet robotlarını kullanan çocukları nasıl koruduğunu araştırmaya başladı. Soruşturmanın arkasında, Meta’nın sohbet robotlarının reşit olmayan kullanıcılarla uygunsuz konuşmalar yaptığına ilişkin haberler bulunuyordu. Artan baskının ardından Meta ebeveyn kontrolü özelliklerini devreye aldı. Şirket, Ocak ayında ise gençlerin yapay zekâ karakterlerine erişimini tamamen durdurdu.
Zuckerberg’in vizyonunda Meta’nın Ray-Ban akıllı gözlükleri de önemli bir yere sahip. Zuckerberg, bu cihazların insanların çevreleriyle bağlarını koparmadan yapay zekâ ajanlarıyla iletişim kurmasını sağlayacağını söylüyor. Ancak söz konusu teknoloji, “sürekli ses” toplayabilmesi ve birkaç saniyede bir fotoğraf çekebilmesi nedeniyle mahremiyet endişelerinin de merkezinde.
Meta’nın temel gelir modelinin reklamcılığa dayanması da işin bir başka tartışmalı tarafı. Kullanıcının yaşamının neredeyse tamamını bilen bir yapay zekâ asistanı fikri, şirketin kişisel veriler konusundaki geçmiş sicilini yeniden hatırlatıyor.
Facebook, 2018 yılında siyasi danışmanlık şirketi Cambridge Analytica’nın bir kişilik testi uygulaması aracılığıyla 87 milyona kadar Facebook kullanıcısının kişisel verilerine uygunsuz şekilde eriştiğini kabul etmişti. Toplanan verilerin Facebook’un kurallarına aykırı biçimde Cambridge Analytica’ya satılması, şirket tarihinin en büyük mahremiyet krizlerinden birine dönüşmüştü. Şimdi Meta’nın ev hayatının içine kadar giren bir yapay zekâ modeli önermesi, ister istemez bu geçmişi yeniden gündeme taşıyor. Turkle’a göre Zuckerberg’in yaklaşımı, insanların aslında keyif aldığı bazı şeyleri de teknolojiye devretmesi anlamına gelebilir. Sağlık, yaşam tarzı, ev yönetimi ve kariyer gibi alanlarda yapay zekânın giderek daha fazla rol üstlenmesinin “insani deneyimin” kendisini değiştirebileceğini savunuyor.
Zuckerberg’in ortaya koyduğu fikir tamamen yeni değil. Meta CEO’su, 28 Temmuz’da Wall Street Journal’da yayımlanan “The AI Future Is for Everyone” başlıklı yazısında da benzer bir gelecek tasviri yapmıştı. Bu yazı, Meta’nın üç aylık bilançosunu açıklamasından yalnızca 2 gün önce yayımlandı. Şirketin serbest nakit akışı bu dönemde yüzde 91 düşerek 784 milyon dolara geriledi. Fortune’a daha önce konuşan eMarketer analisti Minda Smiley, Zuckerberg’in yapay zekâ konusundaki iyimser söylemiyle sosyal medya şirketlerine yönelik giderek artan olumsuz kamuoyu arasındaki çelişkiye dikkat çekmişti. Smiley’e göre özellikle çocuklara zarar verildiği ve bağımlılığın artırıldığı yönündeki eleştiriler devam ederken Meta’nın yapay zekâ konusunda güven oluşturması pek kolay görünmüyor.
Meta’nın rakipleri de yapay zekâ için oldukça iddialı hedefler ortaya koyuyor. Ancak aradaki önemli fark, odak noktalarında. OpenAI, Google ve Anthropic daha çok iş süreçlerini otomatikleştiren yapay zekâ ajanlarına yönelmiş durumda. Meta ise yapay zekâyı günlük ve aile hayatının tam merkezine taşımaya çalışıyor.
OpenAI CEO’su Sam Altman, süper zekâ için “işte o an” ifadesini kullanırken şirketin geçen ay kullanıma sunduğu ChatGPT Work agent daha çok beyaz yakalı çalışanların sunum hazırlaması ve çok adımlı iş süreçlerini otomatikleştirmesi üzerine kurulu.
Google’ın Mayıs ayında tanıttığı Gemini Spark da e-posta hazırlamak, takvim yönetmek ve çeşitli görevleri tamamlamak gibi ofis işleri üzerine yoğunlaşıyor. Google DeepMind CEO’su Denis Hassabis ise yapay zekâ ajanlarını, insanlardan daha üstün olduğu varsayılan yapay genel zekâya giden yolda bir tür “prova” olarak görüyor.
Anthropic CEO’su Dario Amodei ise daha temkinli bir çizgide. Amodei, yapay zekânın insanlığı “sınayacağını” yazarken teknolojinin geleceğine yalnızca birkaç şirketin yön vermesi fikrinden rahatsız olduğunu da açıkça dile getiriyor. Buna rağmen Claude Code ve Cowork gibi sistemler, şirketler tarafından giderek daha bağımsız görevler için kullanılmaya devam ediyor.
Turkle’a göre yapay zekâ ajanlarının yükselişi insanları çok daha temel bir soruyla karşı karşıya bırakıyor: Hangi işleri gerçekten yük olarak görüyoruz ve hangilerini hayatın parçası olduğu için kendimiz yapmak istiyoruz? Çünkü yapay zekâ, ilk başta insanları heyecanlandıran haliyle yalnızca iş yapan bir yardımcı olmaktan uzaklaşıyor. Yavaş yavaş, Turkle’ın deyimiyle, “mahrem bir makineye” dönüşüyor. Ve Zuckerberg’in anlattığı gelecek gerçekleşirse mesele artık yalnızca yapay zekânın ne kadar güçlü olduğu olmayacak.