Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Duygusal zekâsı güçlü kadınlar, yalnızca kendi hislerini tanımakla kalmaz; çevrelerindeki insanların duygularını, tavırlarını ve iletişim tarzlarını da kolaylıkla fark edebilir. Empati yeteneklerinin gelişmiş olması, olaylara farklı açılardan yaklaşmaları ve ilişkilerde sağlıklı iletişime önem vermeleri, onları duygusal açıdan daha duyarlı kişiler haline getirir. Fakat bu duyarlılık, karşılarına çıkan her davranışı kabullendikleri anlamına gelmez. Aksine, bazı sözleri ilişkide güvenin sarsıldığını gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirebilirler.
Bir kadının yaşadığı duyguyu “abartı” olarak nitelendirmek, onun hislerini küçümsemekle eş değer olabilir. Duygusal zekası yüksek bir kadın, yaşadığı olayın karşı tarafta neden farklı bir etki bıraktığını açıklamaya çalışırken bu ifadeyle karşılaşırsa kendisini anlaşılmamış hissedebilir.

Üstelik bu söz sürekli tekrarlanıyorsa sorun yalnızca tek bir tartışmadan ibaret olmayabilir. Karşılıklı iletişimde sağlıklı olan yaklaşım, “Bunu neden böyle hissettin?” gibi anlamaya yönelik bir soru sormaktır.
Hassasiyet ile gereksiz yere sorun çıkarmak aynı şey değildir. Duygusal zekası yüksek kişiler çoğu zaman olayların ayrıntılarını ve insanların davranışlarındaki değişimleri fark edebilir. Bu yüzden “Her şeyi kafana takıyorsun” demek, kişinin gözlemlediği bir durumu doğrudan değersizleştirebilir.

Böyle bir cümle yerine yaşanan durumun açıkça konuşulması çok daha sağlıklı bir iletişim sağlar. Çünkü sorun gerçekten önemsizse bile bunu karşılıklı konuşarak değerlendirmek, suçlayıcı bir ifadeden daha yapıcıdır.
Bazı insanlar için küçük görünen bir davranış, başka biri açısından önemli olabilir. Duygusal zekası yüksek kadınlar, özellikle ilişkilerde kullanılan kelimelere, davranışlara ve tutarlılığa dikkat edebilir.

İlişkilerde herkesin kişiliği ve alışkanlıkları farklı olabilir. Ancak bu cümle, karşı tarafın dile getirdiği sorunları hiç değerlendirmeyeceğini ima ettiğinde iletişimi zorlaştırabilir.
Duygusal zekası yüksek bir kadın, karşısındaki kişinin kusursuz olmasını beklemeyebilir. Fakat karşılıklı saygı, özür dileme ve gerektiğinde davranışları gözden geçirme konusunda bir çaba görmek isteyebilir. “Ben böyleyim” diyerek her türlü davranışı savunmak ise zamanla güven duygusunu zedeleyebilir.

Bir söz karşı tarafı incittiyse yalnızca “şakaydı” demek yaşanan kırgınlığı ortadan kaldırmaz. Mizahın iki taraf için de eğlenceli olması gerekir. Duygusal zekası yüksek kadınlar, bir sözün gerçekten şaka amacıyla mı söylendiğini yoksa sonradan sorumluluktan kaçmak için mi kullanıldığını sorgulayabilir.
Tartışmayı çözmek yerine karşıdaki kişiyi sorun olarak göstermek, ilişkide mesafeyi artırabilir. Bu ifade özellikle sürekli kullanıldığında, kişinin kendisini anlaşılması güç veya problemli biri gibi hissetmesine neden olabilir.

Bu söz, bir ilişkide söylenebilecek en sert ifadelerden biri olabilir. Çünkü duygusal yakınlığın temelinde tarafların birbirinin hislerini önemsemesi bulunur. Her konuda aynı düşünmek gerekmese de karşı tarafın duygularını dikkate almak, sağlıklı iletişimin önemli parçalarından biridir.
Duygusal zekası yüksek olmak, hiç kırılmamak veya her davranışı anlayışla karşılamak anlamına gelmez. Aksine kişi, kendisine nasıl davranıldığını daha net fark edebilir ve sınırlarını daha bilinçli şekilde belirleyebilir.