Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
100 bin lira ile zengin olunur mu? Özellikle birikime yeni başlayan gençler için bu sorunun cevabı, yalnızca hangi yatırım aracının seçileceğiyle sınırlı değil. Uzmanlara göre 100 bin lira tek başına kimseyi zengin etmiyor; asıl fark, bu paranın nasıl yönetildiği ve küçük birikimlerin yıllar boyunca nasıl sermayeye dönüştürüldüğü oluyor.
Ekonomist Dr. Sefer Humar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a Z kuşağının finansal geleceğine ışık tutan ve dikkat çeken önerilerde bulundu.

Özellikle birikime yeni başlayan gençler için birikimin bir formülü var mı? Tabir-i caizse 100 bin TL ile yola çıkan bir genç nasıl zengin olur?
Dr. Sefer Humar: Ben gençlere önce şunu söylemek isterim: 100 bin lira tek başına kimseyi zengin etmez; ama 100 bin lirayı nasıl yönettiğiniz, finansal hayatınızın yönünü değiştirebilir.
Bence burada yatırım aracından önce konuşmamız gereken şey birikim alışkanlığıdır. Çünkü finansal hayatın ilk temel taşı birikimdir. İnsan önce kazandığı paranın tamamını tüketmemeyi öğrenmeli, sonra o birikimi doğru araçlarla değerlendirmeyi öğrenmelidir.
Benim gençlere söyleyeceğim en önemli şeylerden biri şu:

100 bin lirası olan bir genç bunun tamamını tek bir yatırım aracına koymak zorunda değil. Önce kendi finansal durumunu, ihtiyaçlarını ve riskini bilmeli. Bir bölümünü güvenlik alanı olarak tutabilir, bir bölümünü uzun vadeli yatırımlara ayırabilir, bir bölümünü de kendisine yatırım yapmak için kullanabilir.
Çünkü 20'li yaşlarda yapılabilecek en değerli yatırım bazen bir hisse senedi değil; yabancı dil, teknoloji, yapay zekâ, eğitim, girişimcilik veya insanın gelecekteki gelirini artıracak bir beceri olabilir.
Dolayısıyla 100 bin lirayla başlayan genç “Bu parayı nasıl bir gecede ikiye katlarım?” diye değil, “Bu 100 bin liradan sonra nasıl düzenli olarak sermaye biriktiren bir insan olurum?” diye düşünmeli.
Çünkü servet çoğu zaman tek bir büyük hamleyle değil, küçük ama doğru kararların yıllar boyunca tekrarlanmasıyla oluşuyor. Ve gençlerin en büyük avantajı aslında ellerindeki para değil, zamanlarıdır.

100 bin TL’yi harcamak mı, yatırıma çevirmek mi? Z kuşağı parasını nasıl büyütebilir?
Dr. Sefer Humar: Burada gençlere “Paranızı harcamayın” demek bana doğru gelmiyor. Gençlik sadece para biriktirme dönemi değildir. İnsan gençken seyahat edecek, arkadaşlarıyla vakit geçirecek, kendisine zaman ayıracak, eğitimine ve hayat deneyimine para harcayacak. Bunların tamamını “gereksiz tüketim” olarak görmek doğru değil. Mesele harcamamak değil, bilinçsiz harcamamak.
Ben özellikle sosyal medyada çok gördüğümüz “Günde 200 liralık kahve içmeyin, o parayı biriktirin, kahve hissesi alın” yaklaşımını biraz fazla popülist buluyorum. Bir gencin bütün finansal problemini kahveye bağlamak bana rasyonel gelmiyor.
Nitekim Türkiye'de hanehalkı tüketiminde en büyük kalemler konut ve kira, ulaştırma ve gıda. Yani insanların bütçesini belirleyen gerçek hayat çok daha geniş.
Ben gençlere “Kahveyi bırakın veya dışarıda tost bile yemeyin” değil, “Bütçenizi yönetin” diyorum. Kahve içiyorsanız ve dışarıda tost yiyorsanız bütçenizde bunun yeri varsa tabii ki yerinde olmak kaydıyla yiyip için. Ama her ay kazandığınızdan daha fazlasını tüketiyorsanız, sorun kahve değildir; sorun gelir ve harcama arasında bir sistem kuramamış olmaktır. Çünkü hayatta en önemli mesele sadece ne kadar kazandığınız değil, kazandığınızı nasıl harcadığınızdır.

Benim bir başka mottom da şu:
Hayatı da kaçırmamak gerekir. Bugün yaptığınız küçük bir tasarruf, yarın size bir eğitim, bir seyahat, bir iş kurma fırsatı veya zor bir dönemde finansal özgürlük sağlayabilir.
Z kuşağı ilk yatırımını neye yapmalı: Borsa, altın, fon, döviz yoksa başka bir araç mı?
Dr. Sefer Humar: Bence bu sorunun herkese uyan tek bir cevabı yok. Çünkü yatırım aracından önce yatırımcının kendisini tanıması gerekiyor.
Borsa uzun vadeli sermaye piyasası yatırımı yapmak isteyen biri için bir seçenek olabilir. Ufak miktarda vadeli mevduat, sıfır riski olan yatırım fonları ve farklı varlıklara profesyonel yönetim altında erişim sağlayabilir. 1 gram bile olsa gram bazında altın portföy çeşitlendirmesinde değerlendirilebilir. Çok az miktarda sırf sepet yapmak için bir miktar döviz de kişinin ihtiyacına ve portföy yapısına göre düşünülebilir.
Ama ben gençlerin yatırım kararını “Bu yıl hangisi daha çok kazandırdı?” sorusundan başlatmasını doğru bulmuyorum.

Asıl soru şu olmalı:
“Ben neden yatırım yapıyorum?”
Ne kadar süreyle yatırım yapacağım?
Paramı ne zaman kullanmam gerekebilir?
Ne kadar riski taşıyabilirim?
Yatırım yaptığım ürünü gerçekten biliyor muyum?
Çünkü yüksek getiri beklentisi genellikle daha yüksek riskle birlikte gelir. SPK da yatırım fonlarında risk düzeyinin ve yatırımcının kendi risk kapasitesinin dikkate alınması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Ben gençlere “Şunu alın” demekten ziyade portföy mantığını öğrenmelerini öneriyorum. Çünkü yatırımın temel prensiplerinden biri çeşitlendirmedir.
Ama bundan daha önemlisi de şu:

Z kuşağı maaşından ne kadarını biriktirmeli, ne kadarını yatırıma ayırmalı?
Dr. Sefer Humar: Burada herkese “Maaşının yüzde 20'sini mutlaka yatır” demek bana doğru gelmiyor. Çünkü 40 bin lira kazanan iki insanın hayatı aynı değil. Biri ailesiyle yaşıyor olabilir, diğeri kira ödüyor olabilir. Birinin borcu olabilir, diğerinin olmayabilir.
Dolayısıyla tek bir oran vermekten ziyade sürdürülebilir bir tasarruf alışkanlığı oluşturmak gerekiyor. Ama bir başlangıç hedefi olarak, şartları uygun olan gençler için gelirinin yaklaşık yüzde 10'unu düzenli olarak ayırmak önemli bir eşik olabilir. Gelir arttıkça bu oran zaman içerisinde yüzde 15'e, 20'ye ve daha yukarıya taşınabilir.
Burada yüzde kaçtan daha önemli olan şey devamlılık. Üç ay yüzde 40 biriktirip sonra dokuz ay hiç biriktirmemektense, yıllarca sürdürülebilecek yüzde 10'luk bir tasarruf çok daha değerlidir.
Maaş geldiğinde küçük de olsa birikim payını ayırmak, kalan parayla bütçeyi yönetmek çok daha sağlıklı bir alışkanlık. Çünkü çoğu insan “Ay sonunda para kalırsa biriktireceğim” diyor. Genellikle kalmıyor. Birikim önce bir alışkanlık, sonra bir sermaye haline geliyor.

Gençler yatırım yaparken en büyük hangi hataları yapıyor?
Dr. Sefer Humar: Bence en büyük hata yatırım ile spekülasyonu birbirine karıştırmak.
Bir şirketin ne yaptığını anlamadan, sadece fiyatı yükseliyor diye hisse almak yatırım değildir. Sosyal medyada çok konuşulması da bir yatırım aracının doğru olduğu anlamına gelmez.
Bugün gençlerin çok büyük bir bilgi avantajı var. Dünyadaki şirketlere, piyasalara, girişimlere ve ekonomik verilere saniyeler içerisinde ulaşabiliyorlar. Ama bunun bir de tehlikeli tarafı var: Bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça yanlış bilgiye ulaşmak da kolaylaştı. Bir sosyal medya hesabı “Bu hisse uçacak” diyor, başka biri “Bu coin yükselecek” diyor. Bir başkası bir haftada ne kadar kazandığını gösteriyor.
Ben gençlere başkasının kazancını takip etmek yerine kendi finansal kararının gerekçesini oluşturmasını öneriyorum. Bir başka hata da sürekli ekran başında olmak. Piyasayı takip etmek başka, piyasaya bağımlı hale gelmek başka. Gençler borsayı öğrenmeli ama hayatlarını borsaya çevirmemeli.

Ekonomiyi, şirketleri, teknolojiyi, yapay zekâyı, enerji piyasalarını ve yeni girişimleri de takip etmeliler. Çünkü iyi yatırımcı sadece fiyatı değil, dünyayı okuyan yatırımcıdır.
Bugün sosyal medyada geçirdiğiniz bir saati başkasının hayatını izleyerek tüketebilirsiniz. Ya da o bir saatte yeni bir startup'ın nasıl para kazandığını, yapay zekânın hangi sektörü değiştireceğini veya dünyanın hangi alanlara yatırım yaptığını araştırabilirsiniz. İkisi de internette geçirilen bir saat. Ama geleceğe etkisi aynı değil.
Benim gençlere tavsiyem sosyal medyadan kaçmaları değil, sosyal medyayı tüketen taraftan üreten ve öğrenen tarafa geçmeleri. Yeni startup'ları takip etsinler. Girişimcilerin hangi problemi çözmeye çalıştığını incelesinler. Şirketlerin nasıl büyüdüğünü öğrensinler. Belki bugün takip ettikleri bir girişim, yarın kendi kuracakları şirketin fikrini oluşturacak.

Ve son olarak şunu özellikle vurgulamak isterim:
O zamanı finansal okuryazarlıkla, eğitimle, teknolojiyle, girişimcilikle ve kendilerine yatırım yaparak değerlendirirlerse, bugün küçük görünen birikimler yarının çok daha büyük sermayelerine dönüşebilir.
Benim gençlere temel mesajım çok basit:
Çünkü finansal hayatta asıl mesele bir defada çok para kazanmak değil; uzun yıllar boyunca doğru kararlar verebilecek bir insan haline gelmektir. Bence gerçek finansal özgürlük de tam olarak burada başlıyor.
Unutmayın; bugün büyük bir girişime dönüşen birçok fikir, zamanında çok küçük birikimlerle ve büyük bir inançla yola çıktı. İmkânsız denilen pek çok şey, sabır, emek ve doğru zamanda alınan cesur kararlarla mümkün oldu. Belki de sizin küçük birikiminiz, yarının büyük hikâyesinin ilk sermayesidir.