Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

Akdeniz kıyılarında gözle görülür plastik atıkların yanı sıra çıplak gözle fark edilemeyen mikroplastikler de giderek büyüyen bir tehdit oluşturuyor. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e yaptığı değerlendirmede, Türkiye kıyılarındaki mikroplastik tehdidine dikkat çekerek alınması gereken önlemleri anlattı ve riskin daha yüksek olduğu bölgeleri tek tek açıkladı.

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!
KAYNAK:
Zeynep Gizem Er
|
GİRİŞ:
13.08.2026
saat ikonu 11:17
|
GÜNCELLEME:
13.08.2026
saat ikonu 11:20

Akdeniz'in masmavi suları ve Türkiye'nin dünyaca ünlü sahilleri, gözle görülmeyen bir tehditle karşı karşıya. Kıyılarda biriken plastik atıklar zamanla parçalanırken ortaya çıkan mikroplastikler; deniz ekosistemlerinden balıklara, besin zincirinden insanlara kadar uzanan yeni bir kirlilik döngüsü oluşturuyor.

Özellikle Antalya, Mersin ve Adana kıyıları başta olmak üzere Türkiye'nin denizlerinde mikroplastik kirliliği giderek daha fazla gündeme gelirken, uzmanlardan da kritik uyarılar geliyor.

Boyutları nedeniyle çoğu zaman çıplak gözle fark edilemeyen mikroplastikler yalnızca çevre kirliliği olarak değerlendirilmiyor. Deniz canlılarının bünyesine girebilen bu parçacıklar, besin zinciri üzerinden insanlara ulaşabilecekleri için gıda güvenliği ve halk sağlığı açısından da yakından takip ediliyor.

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e yaptığı değerlendirmede, Türkiye kıyılarındaki mikroplastik tehdidine dikkat çekerek alınması gereken önlemleri anlattı ve riskin daha yüksek olduğu bölgeleri tek tek açıkladı.

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

TÜRKİYE KIYILARINA PLASTİK SADECE ŞEHİRLERDEN GELMİYOR

Adana, Antalya ve Mersin başta olmak üzere Akdeniz kıyılarında mikroplastik kirliliğinin ulaştığı boyutu gözler önüne seren Ağırbaş, kıyılardaki kirliliğin yalnızca şehir kaynaklı olmadığı, farklı bölgelerden ve hatta farklı ülkelerden taşınan plastiklerin de kıyılara ulaştığını belirtti:

''Bugün geldiğimiz noktada plastik kirliliğini sadece şişeler, poşetler veya ambalajlardan ibaret görmememiz gerekiyor. Çünkü plastik atıklar zaman içerisinde parçalanarak mikroplastiklere dönüşüyor ve bu parçacıklar deniz ekosisteminin çok daha geniş bir alanına yayılabiliyor. Türkiye kıyılarında da bu tehdidin artık görünür hale geldiğini görüyoruz. Özellikle son dönemde yaptığımız saha çalışmalarında ve kamuoyuyla paylaştığımız gözlemlerde, Ege ve Akdeniz gibi turizm açısından son derece önemli kıyılarımızda dahi mikroplastiklere rastlanması, meselenin boyutunu ortaya koyuyor. Denizlerden çıkarılan plastik atıkların yoğunluğu, sorunun yalnızca kıyı temizliğiyle çözülemeyeceğini gösteriyor. Nitekim yapılan incelemelerde kirliliğin yalnızca şehir kaynaklı olmadığı, farklı bölgelerden ve hatta farklı ülkelerden taşınan plastiklerin de kıyılara ulaştığı görüldü. Ancak bilinçli olarak bazı geri dönüşüm tesisleri plastik atıklarını denizlerimize, nehirlerimize döküyorlarsa bunun caydırıcı cezası olmak zorunda. Biz burada kimin ihmali varsa, herhangi bir sorun varsa tespit edip çözüm yolları arayacağız. Suç duyurusunda bulunulması gerekiyorsa bunu yapacağız. Geri adım atmayacağız. Türkiye’nin mevcut tablosunu değerlendirirken önemli bir noktayı da vurgulamak isterim: Akdeniz’in tamamını tek bir kirlilik profili üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. Mikroplastik yoğunluğu; akıntılara, nehir ağızlarına, kentleşmeye, sanayi ve tarımsal faaliyetlere, turizm yoğunluğuna ve atık yönetimi altyapısına göre değişiyor. Zaten Türkiye’nin denizlerinde 428 noktada düzenli çevresel izleme gerçekleştiriliyor.''

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

PLASTİKLER DENİZE NEREDEN ULAŞIYOR?

Mikroplastik kirliliğinin tek bir kaynağa bağlanamayacağını belirten Ağırbaş, plastiklerin karasal alanlardan, nehirler, yağmur suları ve diğer su kaynakları üzerinden denizlere taşınabildiğini söyledi:

''Sıfır Atık Vakfı olarak bu sürecin bütüncül bir anlayışla yürütülmesini çok önemsiyoruz. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’nın su kaynaklarımızın, tarımsal alanlarımızın ve doğal ekosistemlerimizin korunmasına yönelik çalışmaları; Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’ın sanayide yeşil dönüşüm, temiz üretim ve teknoloji odaklı çözümlere verdiği destek; Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un özellikle kıyılarımızın, denizlerimizin ve turizm destinasyonlarımızın çevresel sürdürülebilirliğine yönelik hassasiyeti bu mücadelenin önemli tamamlayıcı unsurlarıdır. Kendilerine, sıfır atık ve çevrenin korunması konusundaki katkıları ve iş birliğine açık yaklaşımları için teşekkür ediyorum. Biz Sıfır Atık Vakfı olarak bu tabloyu yalnızca uzaktan değerlendirmekle yetinmiyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız ve COP31 Başkanımız Sayın Murat Kurum’un liderliğinde, COP31 öncesinde çevrenin korunması ve sıfır atık alanlarında yürütülen çalışmalarla eş güdüm içerisinde hareket ediyoruz. Önümüzdeki günlerde Antalya, Mersin, Muğla ve Adana’da kapsamlı saha ziyaretleri gerçekleştireceğiz. İllerde İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda, Adana, Mersin, Muğla ve Adana valilerinin de katılacağı oturumlar düzenleneceğiz. Yapacağımız bu incelemelerde, plastik atıkların karasal alanlardan nehirler ve diğer su kaynakları üzerinden denizlere taşınma süreçlerini yerinde gözlemleyeceğiz. Kıyılarda ve nehirlerde karşılaştığımız plastik atıkların hangi kaynaklardan geldiğini, atıkların doğaya bırakılmasına yol açan süreçleri, mevcut atık yönetimi uygulamalarını ve alınabilecek ilave tedbirleri değerlendireceğiz.''

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

''ÖNÜMÜZDEKİ 5-10 YIL İÇİNDE DAHA BÜYÜK EKOLOJİK BASKIYLA KARŞI KARŞIYA KALABİLİRİZ''

31 Ağustos–1 Eylül tarihlerinde Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde gerçekleştirilecek Plastik Çalıştayı’nda saha verilerinin bütüncül bir şekilde ele alınacağını belirten Samed Ağırbaş, plastik kirliliğine karşı bugün gerekli adımların atılmaması halinde önümüzdeki 5-10 yıl içinde daha büyük bir ekolojik baskıyla karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulundu:

''Burada bizim için önemli olan yalnızca “Ne kadar plastik var?” sorusuna cevap bulmak değil. Asıl olarak “Bu plastik nereden geliyor, hangi aşamada doğaya karışıyor ve bunu kaynağında nasıl önleyebiliriz?” sorularına yanıt arıyoruz. Çünkü kirliliği temizlemek elbette önemli; ancak asıl başarı, plastiğin çevreye ulaşmasını daha en başından engellemektir. Sahadan elde edeceğimiz bulguları da ilgili kurumlarımız, yerel yönetimler ve diğer paydaşlarla paylaşarak somut çözüm önerilerine ve politika geliştirme süreçlerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu çalışmalarımızı, 31 Ağustos–1 Eylül tarihlerinde Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde gerçekleştireceğimiz kapsamlı Plastik Çalıştayı ile de tamamlayacağız. 1 bakanlık, 40’tan fazla genel müdürlük, 400’ün üzerinde temsilci, üniversiteler ve ilgili paydaşların bir araya geleceği bu çalıştayda; plastik atıkların azaltılmasından geri dönüşüme, sanayide yeşil dönüşümden biyobozunur ve alternatif malzemelerin teşvikine kadar birçok başlığı bütüncül biçimde ele alacağız. Çünkü bugün gerekli önlemleri almazsak önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde daha büyük bir ekolojik ve ekonomik baskıyla karşı karşıya kalabiliriz.''

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

''AMACIMIZ PLASTİĞİN DAHA EN BAŞTA ATIĞA DÖNÜŞMESİNİ, DOĞAYA ULAŞMASINI VE MİKROPLASTİKLERE DÖNÜŞMESİNİ ENGELLEMEK''

Plastik kirliliğinin sadece bir çevre politikası olmadığını belirten Ağırbaş, aynı zamanda sağlık, ekonomi, turizm, gıda güvenliği ve gelecek nesiller meselesi olduğunun altını çizdi:

''Plastik doğada ortadan kaybolmuyor; parçalanıyor, küçülüyor ve ekosisteme daha geniş bir alanda yayılıyor. Bu nedenle bizim hedefimiz plastiğin daha en başta atığa dönüşmesini, doğaya ulaşmasını ve mikroplastiklere dönüşmesini engellemek. Bunun için üretimden tüketime, atık yönetiminden denetime kadar bütün zinciri birlikte ele almamız gerekiyor. Biz Sıfır Atık Vakfı olarak plastik kirliliğini COP31 sürecinin de öncelikli gündemlerinden biri olarak görüyoruz. Bu mücadele artık yalnızca bir çevre politikası değil; sağlık, ekonomi, turizm, gıda güvenliği ve gelecek nesiller meselesidir. Saha çalışmalarımızla elde edeceğimiz verileri, bilimsel çalışmalar ve kamu politikalarıyla buluşturarak Türkiye’nin plastik kirliliğiyle mücadelesinde kalıcı ve uygulanabilir çözümler ortaya koymak istiyoruz.''

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

TÜRKİYE'DE BU KIYILAR RİSK ALTINDA

Samed Ağırbaş, mikroplastiklerin yoğun olduğu ve riskin daha yüksek olduğu bölgeleri şöyle sıraladı:

''Türkiye'nin bütün kıyılarını karşılaştıran, aynı metodolojiyle ve aynı zaman aralığında yapılmış ölçümler üzerinden bugün için “şu bölge alarm seviyesinde” demek doğru olmaz. Ancak elimizde önemli göstergeler var. Özellikle yoğun nüfus, sanayi, liman faaliyetleri, turizm, nehir ağızları ve yoğun plastik kullanımı bulunan kıyılarımız daha yüksek risk taşıyor. Akdeniz'de Antalya, Mersin Körfezi, Adana kıyıları ve İskenderun Körfezi gibi alanların yanı sıra Marmara ve Boğazlar da yakından izlenmesi gereken bölgeler arasında. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının izleme çalışmalarında Akdeniz'de mikroplastik takibine yönelik çalışmalar yürütülüyor; Mersin Körfezi de bu kapsamda özellikle izlenen alanlardan biri. Dolayısıyla benim burada vereceğim mesaj şu olur: Henüz alarm ilan etmediğimiz için tehlike yokmuş gibi davranamayız. Mikroplastiklerin doğası gereği görünmez olması, riski azaltmıyor; tam tersine izleme ve önleme çalışmalarını daha da önemli hale getiriyor. Son günlerde özellikle Marmaris, Antalya, Adana ve Mersin sahillerinde mikroplastiklerin tespit edilmesi de bize şunu gösteriyor: Türkiye'nin en değerli doğal ve turistik alanları dahi bu tehdidin dışında değil. Bu nedenle bütün kıyılarımızda standartlaştırılmış, düzenli ve şeffaf mikroplastik izleme sistemini güçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.''

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

EVSEL ATIKLAR, PLASTİK AMBALAJLAR, SANAYİ VE TESİSLERİN KİRLİLİKTEKİ PAYI

Mikroplastik kirliliğinin yalnızca evsel atıklarla açıklanamayacağını belirten Ağırbaş, plastik ambalajlar, tek kullanımlık ürünler, tekstil lifleri, sentetik halılar, lastik aşınması, balıkçılık ekipmanları ve bazı endüstriyel faaliyetlerin de mikroplastiklerin önemli kaynakları arasında yer aldığını söyledi:

''Mikroplastik kirliliğini tek bir kaynağa bağlamak doğru değil. Bunun önemli bir bölümü karasal kaynaklı plastik atıkların zaman içerisinde parçalanmasıyla ortaya çıkıyor. Ambalajlar, tek kullanımlık plastikler, gelişigüzel bırakılan atıklar, nehirler ve yağmur suyu taşınımı yoluyla denizlere ulaşan plastikler zaman içerisinde mikroplastiklere dönüşebiliyor. Bunun yanında tekstil lifleri, sentetik halılar, lastik aşınması, balıkçılık ekipmanları ve bazı endüstriyel faaliyetler de mikroplastik girdisinin önemli kaynakları arasında. Burada özellikle tek kullanımlık plastiklere dikkat çekmek istiyorum. Antalya'daki son saha çalışmalarımızda denizlerden çıkarılan atıklar içerisinde tek kullanımlık plastik ürünlerin önemli bir ağırlığa sahip olduğunu gördük. Dolayısıyla “evsel atık mı, sanayi mi?” şeklinde tek bir başlık üzerinden değerlendirme yapmak yerine, üretimden tüketime, tüketimden atık yönetimine kadar bütün zinciri ele almalıyız. Sanayi tesisleri açısından da elbette etkin denetim, atık su yönetimi ve üretim süreçlerinde plastik kayıplarının önlenmesi büyük önem taşıyor. Fakat asıl mesele, plastiğin doğaya ulaşabileceği bütün kanalları kapatmak. Akdeniz'e her yıl yüz binlerce ton plastik ulaştığına ilişkin bilimsel değerlendirmeler bulunuyor ve denizlerdeki plastik kirliliğinin yaklaşık yüzde 80'inin karasal kaynaklı olduğu belirtiliyor. Bu nedenle çözümün ilk basamağı da çok net: Daha az plastik tüketmek, daha az plastik atık üretmek ve üretilen atığın tamamını mümkün olduğunca döngüsel ekonomiye kazandırmak.''

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

''MİKROPLASTİKLER SADECE CANLILARI DEĞİL, DENİZ EKOSİSTEMLERİNİN İŞLEYİŞİNİ VE BİYOÇEŞİTLİLİĞİ DE TEHDİT EDİYOR''

Samed Ağırbaş, mikroplastik kirliliğinin etkilerinin canlılarla sınırlı olmadığını belirterek, deniz ekosisteminin bütünlüğünü tehdit eden bu kirlilik döngüsüne karşı uyarıda bulundu:

''Mikroplastik kirliliğini yalnızca insan sağlığı üzerinden değerlendirmek eksik olur. Asıl mesele, deniz ekosisteminin bütünlüğünü tehdit eden ve besin zinciri üzerinden bize kadar ulaşan bir kirlilik döngüsüdür. Denize ulaşan plastik atıklar zaman içerisinde güneş ışığı, dalga ve mekanik aşınmayla parçalanarak mikroplastiklere, daha da küçük boyutlarda nanoplastiklere dönüşüyor. Bu parçacıklar balıklar, midyeler, kabuklular ve diğer deniz canlıları tarafından besin zannedilerek alınabiliyor. Bunun sonucunda canlılarda beslenme bozuklukları, fiziksel hasar, davranış değişiklikleri ve bazı biyolojik süreçlerde bozulmalar görülebiliyor. Dolayısıyla mikroplastikler yalnızca tek tek canlıları değil, deniz ekosistemlerinin işleyişini ve biyolojik çeşitliliği de tehdit ediyor. Burada bizi doğrudan ilgilendiren nokta ise besin zinciri. Mikroplastikler deniz canlılarının bünyesine girdikçe, balık ve diğer deniz ürünleri aracılığıyla insanlara ulaşabilecek bir maruziyet yolu ortaya çıkıyor. Benzer şekilde deniz suyundan elde edilen tuz ve su kaynakları da mikroplastiklerin çevreden insan yaşamına taşınabildiği kanallardan biri. İçme suyunda ve gıdalarda mikroplastiklerin tespit edilmesi, bu konuyu artık sadece bir çevre meselesi olmaktan çıkarıp önemli bir halk sağlığı ve gıda güvenliği başlığı haline getiriyor. Bilim insanları tarafından yapılan araştırmada, sağlıklı hamile kadınların plasentalarında mikroplastik parçacıkları tespit edildiğini biliyoruz. Hatta çalışmayı takip eden yıllarda yapılan uluslararası araştırmalar, bu parçacıkların plasenta bariyerini aşarak fetüsün kordon kanına kadar ulaştığını kanıtlamıştır.''

Masmavi sularda mikroplastik alarmı! Samed Ağırbaş riskli bölgeleri tek tek açıkladı!

TÜKETİMİ AZALT, YENİDEN KULLAN, GERİ DÖNÜŞTÜR

Mikroplastik kirliliğine karşı günlük hayatta yapılabilecek bireysel davranışlara dikkat çeken Ağırbaş, tek kullanımlık plastikleri azaltma, yeniden kullanılabilir ürünleri tercih etme, gereksiz ambalajlardan kaçınma ve plastik atıkları doğru şekilde ayrıştırma çağrısı yaptı:

''Bireysel davranışlar bu mücadelenin en önemli parçalarından biri. Çünkü sıfır atık yalnızca kamu kurumlarının veya belediyelerin uygulayacağı bir sistem değil; bir yaşam kültürüdür. Vatandaşlarımızdan öncelikle tek kullanımlık plastikleri azaltmalarını rica ediyorum. Plastik poşet, tek kullanımlık bardak, çatal, tabak, pipet ve gereksiz plastik ambalaj kullanımını mümkün olduğunca azaltabiliriz. Kendi mataramızı, alışveriş çantamızı ve yeniden kullanılabilir ürünlerimizi tercih edebiliriz. Gereksiz ambalajlı ürünler yerine ambalajı daha az olan ürünleri seçebiliriz. Plastik ürünleri kullandığımızda ise mutlaka doğru şekilde ayrıştırıp geri dönüşüm sistemine vermeliyiz. Özellikle deniz ve kıyı alanlarında çok daha dikkatli olmalıyız. Sahilde bıraktığımız küçük bir plastik parçasının zaman içerisinde parçalanarak gözümüzün göremeyeceği mikroplastiklere dönüşebileceğini unutmamalıyız. Bir başka önemli nokta da şu: Geri dönüşüm, plastik sorunundaki son basamaktır; ilk basamak tüketimi azaltmaktır. Bizim Sıfır Atık anlayışımız tam olarak bunu söylüyor. Önce tüketimi azaltacağız, sonra yeniden kullanacağız, ardından geri dönüştüreceğiz. Böylece atığın kaynağında oluşmasını engelleyeceğiz. Bu mücadeleyi toplumun tamamıyla birlikte yürütmemiz gerekiyor. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin 2017 yılında öncülüğünü yaptığı Sıfır Atık Hareketi'nin temelinde de tam olarak bu anlayış bulunuyor: Doğayı korumak yalnızca bir çevre politikası değil, gelecek nesillere karşı ortak sorumluluğumuzdur. Bugün attığımız her adım, yarının denizlerini belirleyecek. Bu denizler hepimizin. Türkiye'nin mavisini, yeşilini, havasını ve doğasını hep birlikte korumak zorundayız.''

ETİKETLER
#Yaşam
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.