Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, GZT'ye verdiği demeçte İspanya'nın Ceuta kentinde yaşanan kitlesel göç hareketini değerlendirdi. İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'da yaşanan kitlesel göç hareketi dünya kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, yaşananların arkasında siyasi nedenler olduğunu ifade etti.
Ceuta ve Melilla'nın İspanya açısından büyük tarihi ve stratejik öneme sahip olduğunu söyleyen Yaycı, bu bölgelerin yaklaşık 500 yıldır İspanya'nın kontrolünde bulunduğunu belirtti.
'İspanya'nın Afrika kıyılarında iki çok önemli toprağı var. Biri Ceuta, diğeri Melilla. Buralar yaklaşık 500 yıldır İspanyolların elinde. Endülüs sonrasında Afrika'da ellerinde tuttukları en önemli bölgeler. Aynı zamanda Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki tek toprakları burası.' Yaycı, Ceuta'nın Avrupa'ya geçiş için en uygun noktalardan biri olması nedeniyle düzensiz göçmenlerin ilk tercih ettiği yerlerden biri olduğunu ifade etti.

Yaşananları yalnızca göç olarak değerlendirmenin büyük hata olacağını söyleyen Yaycı, göçün artık uluslararası siyasette bir baskı aracı olarak kullanıldığını ifade etti.
'Bu olay aslında bir göç olayı değil. Tamamen siyasi. Günümüzde göç, devletleri zayıflatmak veya istediklerini yaptırmak için kullanılan bir silah haline geldi. Amerika'da bununla ilgili 'Günümüzde kitle imha silahı olarak göç' başlıklı akademik çalışmalar bile var.'
Göç eden insanların amaçlarının farklı olabileceğini ancak onları harekete geçiren güçlerin siyasi hedefler taşıdığını savunan Yaycı, "İnsanlar belki daha iyi bir hayat için gidiyor ama onları yönlendirenlerin amacı göçü bir silah olarak kullanmak." ifadelerini kullandı.

Ceuta'da yaşanan kitlesel hareketliliğin büyüklüğüne dikkat çeken Yaycı, nüfusu yaklaşık 84 bin olan kente kısa sürede 72 bin kişinin ulaşmasının tesadüf olmadığını söyledi. '84 bin nüfuslu bir yere saatler içerisinde 72 bin kişi geliyor. Bu kendiliğinden olmaz. Fas polisi insanları sınıra yönlendiriyor. Üstelik sosyal medya üzerinden de 'Artık İspanya sizi geri göndermeyecek' şeklinde paylaşımlar yapılıyor.'
Yaycı, göçmenlerin büyük bölümünün denizden yüzerek Ceuta'ya ulaştığını, İspanya'nın ilk etapta duruma müdahale etmekte zorlandığını ifade etti.
Fas'ın son yıllarda ABD ve İsrail ile ilişkilerini güçlendirdiğini ifade eden Prof. Dr. Cihat Yaycı, İbrahim Anlaşmaları'nın bu sürecin en önemli adımlarından biri olduğunu söyleyerek şu ifadelere yer verdi; 'Fas, Amerika ve İsrail'in tamamen müttefiki olmuş durumda. Bunun en önemli göstergesi de İbrahim Anlaşmaları'nı imzalaması. Bu anlaşmaların özü, İsrail'i tanımak ve her alanda ilişkileri normalleştirmek, yani İsrail'in müttefiki olmak demektir.'
Yaycı, Türkiye'nin Gazze'deki saldırıların durdurulması amacıyla İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi'ni iki kez olağanüstü toplantıya çağırdığını hatırlatarak, Fas'ın bu süreçte veto kullandığını dile getirdi.

Yaşananların yalnızca İspanya'yı ilgilendiren bir mesele olmadığını savunan Yaycı, benzer durumların farklı ülkelerde de yaşanabileceğini belirterek, 'Bu olayı basit bir göç hareketi olarak değerlendirmemek lazım. Dün Türkiye'nin başına geldi, bugün İspanya'nın başına geldi. Yarın yine Türkiye'nin başına gelebilir. O yüzden bu gelişmeleri doğru okumak gerekiyor' dedi.
Yaşanan gelişmeler sonrası Madrid yönetiminin askeri birlik sevk ettiğini belirten Yaycı, diplomatik baskının da devreye girdiğini söyledi. 'İspanya bunu kendi toprağına yönelik fiili bir işgal olarak değerlendirdi. Sert şekilde tepki gösterdi. Fas'ı doğrudan uyardı. Bunun ardından Fas geri adım atmak zorunda kaldı ve göçmenlerin büyük bölümü geri çekildi.'

Göç hareketinin arkasında bölgesel siyasi gelişmelerin de bulunduğunu belirten Yaycı, İspanya'nın son dönemde Cezayir ile geliştirdiği enerji ve ticaret ilişkilerine dikkat çekti. 'İspanya'nın Cezayir ile ilişkilerini geliştirmesi Fas'ı ciddi şekilde rahatsız ediyor. Özellikle doğal gaz ve enerji alanındaki iş birlikleri Fas'ın tepkisini artırdı. Batı Sahra meselesi de bu gerilimi besleyen en önemli başlıklardan biri.'
Göç krizinin yalnızca İspanya'yı hedef almadığını öne süren Yaycı, bunun Avrupa ülkelerine verilmiş bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi. 'Burada verilen mesaj şu: 'İspanya'nın başına gelen sizin de başınıza gelir.' Yani sadece İspanya değil, Avrupa'daki diğer ülkelere de baskı kuruluyor.'
Avrupa Birliği'nin olay karşısındaki tutumunu da değerlendiren Yaycı, İspanya'nın yasa dışı göçmenleri kayıt altına alma kararının bazı AB ülkelerinde tepkiyle karşılandığını hatırlattı. 'Bu olaya sadece göç krizi gözüyle bakarsak çok yanılırız. Buradan alınacak çok önemli dersler var. Göç artık yalnızca insani bir mesele değil, aynı zamanda jeopolitik bir araç olarak kullanılıyor.'
Türkiye ile İspanya'nın savunma sanayisindeki iş birliğine de değinen Yaycı, yaşananların tüm ülkeler açısından dikkatle analiz edilmesi gerektiğini belirterek, 'Bu olay herkese ders olmalı. Çok dikkat etmek gerekir.' dedi.