Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

BM kürsüsünde savaş resti

GİRİŞ:
2026-09-23
saat ikonu 09:31
|
GÜNCELLEME:
2026-09-23
saat ikonu 09:31

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81’inci oturumu, dünyanın kritik krizlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde ’ta düzenlendi.

’deki insani kriz, savaşı ve giderek sertleşen küresel güç mücadelesi ve BM kürsüsünü bir kez daha dünyanın dikkat merkezine taşıdı.

Bu yıl ''Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç veren bir BM'' temasıyla gerçekleştirilen Genel Kurul’da dünya liderleri peş peşe mesajlarını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Gazze’de yaşananlara dikkat çekerken, yıllardır dile getirdiği ''Dünya 5’ten büyüktür'' mesajını bir kez daha gündeme taşıdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözünün arka planında ise yalnızca BM Güvenlik Konseyi’nin yapısına yönelik bir eleştiri değil, küresel karar alma mekanizmalarının daha geniş bir temsil anlayışına kavuşturulması çağrısı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisinin birkaç ülkenin elinde bulunmasının küresel krizlerin çözümünü zorlaştırdığını savunuyor.

Ancak BM kürsüsünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajları kadar, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları da dikkat çekti.

Ve Trump yine bildiğimiz Trump’tı…

Bir yandan savaşları sona erdirmekten söz etti, diğer yandan askeri gücü ve tehdit seçeneğini açıkça masada tuttu.

Rusya-Ukrayna savaşı konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ''savaşı bitir'' çağrısı yapan Trump’ın ABD'nin İran’la yürüttüğü savaşın devam ettiği bir dönemde bu çağrıyı yapması trajikomik oldu.

ABD bir yandan başka ülkelerden savaşları sona erdirmesini isterken, diğer yandan İran konusunda askeri baskıyı sürdürüyor.

Trump’ın İran konusunda kullandığı dil ise çok daha sertti.

İran’a yönelik açıklamalarında anlaşma ihtimalinden söz eden Trump, aynı zamanda anlaşmaya varılmaması halinde çok daha ağır sonuçların ortaya çıkabileceği mesajını verdi.

BM kürsüsünde İran konusunda ''yok etme'' tehdidine kadar uzanan ifadeler kullanması, Washington-Tahran hattındaki gerilimi bir kez daha ortaya koydu.

İşte tam burada Trump’ın söylemlerindeki çelişki ortaya çıkıyor.

Bir gün ''savaşın sona yaklaştığını'' söylüyor, başka bir gün askeri seçeneği yeniden gündeme getiriyor.

Bir taraftan diplomasi ve anlaşmadan söz ediyor, diğer taraftan İran için çok ağır tehditler yöneltiyor.

Trump’ın bir diğer dikkat çekici mesajı ise ABD’nin gücüne ilişkin oldu.

''Dünyanın en güçlüsüyüz'' söylemi, Trump’ın dış politika anlayışının temel taşlarından biri.

Ancak güç yalnızca askeri kapasiteyle mi ölçülür?

Bir ülkenin gücü; savaş başlatabilmesi, tehdit edebilmesi veya askeri üstünlüğünü gösterebilmesiyle sınırlıysa, diplomasi nerede başlıyor?

BM Genel Kurulu’nun tam da böyle bir tartışmanın yapılması gereken zemini olması beklenirken, New York’taki tablo bize başka bir gerçekliği gösteriyor.

Bir tarafta ''Dünya 5’ten büyüktür'' diyerek BM sisteminin reforme edilmesini isteyen Türkiye…

Diğer tarafta dünyanın en güçlü ülkesi olduğunu vurgulayan ve gerektiğinde askeri gücü kullanmaktan çekinmeyeceğini söyleyen ABD…

Ve bütün bunların ortasında; Gazze, İran, Ukrayna ve dünyanın farklı bölgelerinde devam eden krizler…

Bugün BM’nin karşı karşıya olduğu asıl mesele de belki tam olarak burada yatıyor.

Dünya değişiyor.

Ama dünyayı yönetmek için kurulan mekanizmalar aynı hızda değişiyor mu?

Yoksa asıl mesele, gücü göstermekten çok o gücü savaşı bitirmek için kullanabilmek mi?

New York’taki BM Genel Kurulu’nun asıl sınavı da belki tam olarak bu.