Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
26-27 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek Gastromasa 2026’nın teması “Culture & Interaction”, yani Kültür ve Etkileşim.
Kültürlerin buluştuğu, gastronominin geleceğe açıldığı bir yolculuk
Gastronomi dünyasının takviminde bazı buluşmalar var ki yıllar geçtikçe anlamı büyür, kapsamı genişler ve bir etkinliğin sınırlarını aşarak kültürler arası bir köprüye dönüşür. Gastromasa da on bir yıldır bu yolculuğun en dikkat çekici örneklerinden biri.
Pandemi dönemi hariç her yıl İstanbul’da dünyanın farklı coğrafyalarından şefleri, üreticileri, gastronomi yazarlarını ve sektör profesyonellerini bir araya getiren bu organizasyon, Türkiye’nin mutfak birikimini dünyaya anlatma, farklı kültürleri tanıma ve gastronominin geleceğine birlikte yön verme çabasının önemli bir parçası.
20 Ekim 2026’da Mikla’da gerçekleştirilen benim de katıldığım basın buluşmasında Gastromasa Kurucusu ve Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen’in paylaştığı bilgiler, organizasyonun yıllar içinde geçirdiği dönüşümü ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini ortaya koyuyordu.
Bir konferanstan uluslararası gastronomi platformuna
Gastromasa’nın ilk yıllarından bugüne uzanan gelişimini düşündüğümde, en önemli değişimin uluslararası buluşmaların kapsamının genişlemesi olduğunu görüyorum. Dünyaca ünlü şefleri İstanbul’da ağırlamak elbette önemli. Ancak asıl değer, bu buluşmaların Türkiye’nin gastronomi dünyasındaki görünürlüğüne nasıl katkıda bulunduğunda yatıyor.
Türk mutfağını anlatmak, bence birkaç tanınmış yemeğin adını sıralamak olmamalı. Anadolu’nun ürünlerini, yerel üreticilerini, geleneksel tekniklerini ve şehirlerimizin kendine özgü mutfak kültürlerini birlikte anlatmak gerekiyor. İstanbul’da başlayan bir gastronomi sohbetinin Gaziantep’in baharatına, Adana’nın kebap kültürüne ya da Kapadokya’nın yerel ürünlerine uzanması, bu anlatıyı zenginleştiriyor.
Bu alanda dünyanın en büyük ikinci etkinliği
Gastromasa, bugün şeflerin yanı sıra yatırımcıları, üreticileri, markaları ve farklı alanlardan sektör profesyonellerini bir araya getiren uluslararası bir platform. Üstelik gelen konuk şefler İstanbul’un yansıra Kapadokya’ya, Gaziantep’e, Adana’ya ve Antalya’ya götürülmesi, Türkiye’nin farklı gastronomi duraklarının da uluslararası konuklarla buluşmasını sağlıyor. Gastronominin uluslararası dili, bir ülkenin kültürünü tanıtmak için güçlü bir imkân sunuyor. Gastromasa’nın bu imkânı değerlendirmesi, Türkiye’nin gastronomi alanındaki birikiminin daha geniş çevrelerce tanınmasına katkıda bulunuyor.
Dünya mutfağında Türkiye’nin izleri
Gastromasa’nın etkisini değerlendirirken Gökmen Sözen’in verdiği örneklerden biri özellikle dikkatimi çekti. Dünyanın önemli restoranlarından Arzak’ta sumak kullanılan bir tatlıyla karşılaşması, Türk mutfağının uluslararası gastronomide nasıl iz bırakabildiğini gösteriyor.
Bir ürünü kendi mutfağımızda kullanmak başka, onun dünyanın farklı coğrafyalarında yeni yorumlarla karşımıza çıkması başka. Sumak gibi Anadolu mutfak kültürüyle özdeşleşmiş bir malzemenin uluslararası bir tadım menüsünde yer alması, bana göre kültürel etkileşimin en somut örneklerinden biri.
Pierre Hermé’den dünya mutfağının yıldızlarına
Gastromasa 2026’nın en dikkat çekici gelişmelerinden biri, pastacılık dünyasının önemli isimlerinden Pierre Hermé’nin İstanbul’da ağırlanacak olması. Gökmen Sözen’in yaklaşık yedi yıldır bu buluşma için çalıştığını belirtmesi, böylesi organizasyonların arkasındaki emeği de gözler önüne seriyor.
Pierre Hermé’nin yanı sıra Christian Escribà, Antonio Bachour ve Gianluca Fusto gibi pastacılık alanının önemli isimleri de programın dikkat çeken konukları arasında. Mauro Uliassi, Andoni Luis Aduriz, Eduard Xatruch, Alexandre Couillon, Bruno Verjus, Simon Rogan, Pía León, Franco Pepe, Rodolfo Guzmán ve Vicky Cheng ise farklı coğrafyaların mutfak anlayışlarını İstanbul’a taşıyacak isimlerden bazıları.
Gastronominin genişleyen dünyası
Bu yılın bir başka önemli farkı, programın gastronominin farklı alanlarını daha kapsamlı biçimde bir araya getirmesi. Ana konferans sahnesinin yanında Gastromasa Hospitality, Gastromasa Pastry ve Gastromasa Bar ve İçecek başlıkları altında şekillenen içerikler, sektörün farklı uzmanlık alanlarına alan açıyor.
Canlı pişirme gösterileri, söyleşiler, paneller, atölyeler ve yarışmaların yanı sıra fuar alanında üreticiler, tedarikçiler ve markalar da yeniliklerini tanıtacak. Böylece gastronomi, mutfakla sınırlı kalmadan ağırlama kültüründen teknolojiye, ekipmandan içecek dünyasına uzanan bütünlüklü bir yapı içinde ele alınacak.
Özetle,
Gastromasa’nın on birinci yılında geriye dönüp baktığımda, bu buluşmanın birkaç ünlü şefi İstanbul’da ağırlamaktan çok daha fazlasını başardığını görüyorum: Yerel değerlerimizi dünyaya tanıtarak gastronomi kültürümüzün geleceğine kalıcı bir iz bırakıyor.
