Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Beşiktaş, hem Süper Lig’de hem de Avrupa’da oldukça zorlu bir fikstürden geçti. Bu süreçte kaybedilen puanlar oldu ancak takımın ortaya koyduğu performansı yalnızca sonuçlar üzerinden değerlendirmek doğru değil.
Avrupa’da oynanan 9 maçta alınan 7 galibiyet, Hoffenheim deplasmanında sergilenen futbol ve Crystal Palace karşısında 10 kişi kalınmasına rağmen elde edilen beraberlik, Beşiktaş’ın geldiği noktayı gösteriyor.
Özellikle Hoffenheim karşısındaki oyun, Beşiktaş’ın Avrupa’da ne kadar etkili olabileceğinin önemli bir örneğiydi.
Artık önümüzde devre arasına kadar oynanacak 7 maçlık bir süreç var. Beşiktaş’ın bu dönemde galibiyet serisi yakalayarak liderlik yarışındaki iddiasını güçlendirmesi gerekiyor. Zorlu fikstürün ardından oluşan bu fırsat iyi değerlendirilmeli.
Son dönemde Vincenzo Italiano’ya yönelik yapılan bazı yorumları son derece yakışıksız buluyorum.
Bir teknik direktörün saha kenarındaki hareketliliğini, oyuncularına verdiği talimatları ve taktiksel yönlendirmelerini “şov” olarak değerlendirmek, hatta daha ileri giderek “sinyalci” gibi ifadeler kullanmak kabul edilemez.
Italiano’nun saha kenarındaki tavrı onun teknik direktörlük anlayışının bir parçası. Oyuncularını sürekli uyarıyor, takımını yönlendiriyor ve oyunun içerisinde kalmalarını sağlamaya çalışıyor.
Hakemlerle veya rakip teknik direktörlerle uğraşmayan, kendi işine odaklanan bir teknik adamın bu şekilde hedef alınmasını iyi niyetli görmüyorum.
Bana göre bazı yorumcular, reyting uğruna Italiano üzerinden Beşiktaş’a yönelik bir algı oluşturmaya çalışıyor. Bu eleştirilerin futbolun gerçekleriyle ilgisi yok.
Beşiktaş’ın kurumsal iletişimi de bu tür yakışıksız söylemler karşısında daha güçlü bir duruş sergilemeli. Teknik direktörün kararları elbette eleştirilebilir ancak kişiliğini ve mesleki itibarını hedef alan ifadeler karşısında sessiz kalınmamalı.
Italiano’nun Beşiktaş’ta uygulamak istediği oyun anlayışı açık. Özellikle iç sahada rakibe önde baskı yapan, topu rakip yarı sahada kazanmaya çalışan ve yüksek tempoyla oynayan bir takım oluşturuyor.
Bununla birlikte her karşılaşmanın şartları farklı. Trabzonspor deplasmanının ardından takımın daha dengeli bir oyun anlayışına yöneldiğini görüyoruz.
Crystal Palace karşılaşmasındaki rotasyon ve daha kontrollü oyun tercihleri de Italiano’nun gerektiğinde farklı çözümler üretebildiğini gösterdi.
Yoğun fikstür, oyuncuların fiziksel durumları ve sakatlıklar değerlendirilmeden yapılan eleştirilerin sağlıklı olduğunu düşünmüyorum.
Italiano’nun her tercihi tartışılabilir. Ancak Beşiktaş’ın Avrupa’da elde ettiği sonuçlar ve ortaya koyduğu oyun da değerlendirmelerin dışında tutulmamalı.
Başakşehir karşılaşması öncesinde Beşiktaş’ın en önemli sorunu orta sahadaki eksikler.
Orkun Kökçü ve Fabio Miretti’nin sakatlıkları nedeniyle Ndidi, Salih Özcan ve Junior Olaitan üçlüsünün görev yapmasını bekliyorum.
Bu düzende Salih Özcan’ın 6 numara pozisyonunda, Ndidi ve Olaitan’ın ise onun önünde konumlanması muhtemel.
Başakşehir geriden pas yaparak çıkmayı tercih eden bir takım. Beşiktaş’ın önde kuracağı baskıyla rakibi hataya zorlaması ve kazandığı toplarla hızlı hücumlar geliştirmesi gerekiyor.
Sol bekte Rıdvan Yılmaz ile Kassoum Ouattara arasındaki tercih de önemli olacak. Hücumda ise Vlahovic’in takım oyununa katkısı belirleyici unsurlardan biri.
Orkun’un Kasımpaşa deplasmanına yetişmesi durumunda orta sahadaki seçeneklerin artacağını ve takımın farklı bir oyun ortaya koyabileceğini düşünüyorum.
Junior Olaitan’ın gösterdiği gelişim, Beşiktaş adına dikkat çekici.
Oyuncunun performansının Fabrizio Romano tarafından da gündeme getirilmesi, uluslararası alanda gördüğü ilgiyi ortaya koyuyor.
Olaitan için artık 30 milyon avronun üzerinde rakamların konuşulması, oyuncunun ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından önemli.
Beşiktaş’ın bu tür oyuncuların gelişiminden hem sportif hem de ekonomik anlamda fayda sağlaması gerekiyor.
Beşiktaş, sezonun en zorlu fikstürlerinden birini geride bıraktı. Avrupa’da elde edilen sonuçlar ve özellikle güçlü rakiplere karşı ortaya konulan futbol, takımın potansiyelini gösteriyor.
Şimdi bu performansın Süper Lig’de istikrarlı sonuçlara dönüşmesi gerekiyor.
Vincenzo Italiano’nun Beşiktaş’ı şampiyon yapabilecek potansiyele sahip bir teknik direktör olduğunu düşünüyorum.
Ancak bu süreçte kulübün, teknik heyetin ve taraftarın birlik içerisinde hareket etmesi önemli.
Beşiktaş’a ve teknik direktörüne yönelik haksız söylemler karşısında güçlü bir duruş sergilenmeli. Bununla birlikte saha içindeki eksikler de doğru şekilde değerlendirilmeli.
Devre arasına kadar oynanacak 7 karşılaşma, Beşiktaş’ın ligdeki hedefleri açısından büyük önem taşıyor.
Beşiktaş’ın artık galibiyet serisi yakalaması ve liderlik yarışındaki iddiasını güçlendirmesi gerekiyor.
