Beşiktaş'a gelince neden her şey değişiyor?

GİRİŞ:
2026-10-12
saat ikonu 12:15
|
GÜNCELLEME:
2026-10-12
saat ikonu 12:15

Futbolda hakem kararları tartışılır. Penaltılar konuşulur, pozisyonlar defalarca izlenir, herkes kendi açısından yorum yapar. Bunların hepsi futbolun doğasında var. Ancak mesele olunca bazı şeylerin çok farklı bir noktaya taşındığını görüyorum.

Beşiktaş’ın karşısında kazandığı penaltıdan başlayalım.

kararının verildiği anda sosyal medyayı takip ediyordum. Bir anda öyle bir hava oluşturuldu ki sanki futbol tarihinin en büyük hakem skandallarından biri yaşanmış!

“Bu nasıl penaltı?”, “Rezalet!”, “Kepazelik!”

Peki, gerçekten öyle miydi?

Eski FIFA kokartlı hakem Fırat Aydınus çıktı ve pozisyonun penaltı olduğunu açıkça ifade etti. Çünkü ortada yalnızca sıradan bir temas yoktu. ’ün rakibini eliyle tuttuğu bir pozisyon vardı.

Yani sosyal medyada büyük bir skandal gibi sunulan kararın, hakemlik açısından karşılığı olduğunu gördük.

Benim itirazım insanların pozisyonu tartışmasına değil. Benim itirazım, daha pozisyon doğru düzgün değerlendirilmeden Beşiktaş’ın hakem tarafından kollandığı algısının oluşturulmasına!

Peki, aynı hassasiyet diğer pozisyonlarda gösteriliyor mu?

Gelelim Alexander Nübel’in pozisyonuna…

Bakın, ben o pozisyonu ilk izlediğimde penaltı olduğunu söyledim. Üstelik bunu yayınlarımızda da dile getirdim. Hakemin penaltıyı atladığını düşündüm.

Sonrasında bana farklı açılardan görüntüler gönderildi. Tekrar izledim ve ilk değerlendirmemi yeniden gözden geçirdim.

Çünkü pozisyonun başlangıcında çok önemli bir ayrıntı vardı.

Kocaelisporlu futbolcu, Nübel’e doğru tabanıyla geliyor. Öyle bir müdahale ki kalecinin ayağına, hatta yüzüne yönelik ciddi bir tehlike oluşturabilecek nitelikte.

Evet, devamında Nübel’in rakibini tuttuğu bir an var. O bölümü tek başına değerlendirirseniz penaltı tartışması yapabilirsiniz. Ancak futbol kuralları pozisyonun yalnızca son saniyesine bakılarak uygulanmaz.

Öncesindeki müdahaleyi de değerlendirmek zorundasınız.

Benim gördüğüm, Nübel’in tutma eyleminden önce Kocaelisporlu futbolcunun tabanıyla yaptığı bir faul olduğu.

Dolayısıyla bir pozisyonu değerlendirirken bütününü görmek gerekiyor.

İşinize gelen görüntüyü alıp diğer kısmını görmezden gelirseniz adil bir değerlendirme yapamazsınız.

’A BİRKAÇ SORUM VAR!

Gelelim beni asıl rahatsız eden meseleye…

Selçuk İnan’ın saha kenarındaki hırsına, agresif tavırlarına hiçbir itirazım yok. Takımının kazanmasını istiyor, mücadele ediyor, oyuncularını motive etmeye çalışıyor.

Bunların hepsini anlayabilirim.

Ancak aynı teknik direktörün farklı maçlardan sonra yaptığı açıklamalar arasında bu kadar büyük bir fark olmasını anlamakta zorlanıyorum.

Kocaelispor’un Galatasaray karşısında oynadığı maçı hatırlayın.

O karşılaşmada da Kocaelispor lehine verilmediği tartışılan bir penaltı pozisyonu vardı. Üstelik Fırat Aydınus’un da penaltı olarak değerlendirdiği bir pozisyondan bahsediyoruz.

Peki, maçın ardından Selçuk İnan’ın yaklaşımı nasıldı?

Galatasaray’ın stadındaki atmosferden, orada oynamanın zorluğundan, rakibini tebrik etmekten ve mağlubiyetten çıkarılacak derslerden söz etti.

Gayet sakin, ölçülü açıklamalar…

Şimdi Beşiktaş maçının sonrasına bakalım.

Bu kez karşımızda hakkının yendiğini, puanlarının çalındığını söyleyen, hakem kararlarına çok sert tepki gösteren bir Selçuk İnan var.

Ben de soruyorum: Galatasaray maçında gösterdiğiniz anlayışı Beşiktaş maçında neden göstermiyorsunuz?

Orada hakem kararları karşısında sakin kalabiliyorsunuz da burada neden böylesine ağır ifadeler kullanıyorsunuz?

Üstelik Beşiktaş’ın kazandığı penaltının doğru olduğunu söyleyen hakem yorumları da ortadayken!

Elbette her maçın şartları farklıdır. Her teknik direktör hakem kararlarını eleştirebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak eleştirinin de bir tutarlılığı olmalı.

Bir maçta hakem hatalarını futbolun içinde değerlendirip başka bir maçta aynı konuyu büyük bir haksızlık söylemine dönüştürürseniz insanlar da size bu farkın nedenini sorar.

Ben bugün tam olarak bunu soruyorum.

TAYFUR BİNGÖL’ÜN ADINI BU TARTIŞMALARA KARIŞTIRMAYIN!

Bir diğer konu da Tayfur Bingöl.

Sosyal medyada Tayfur’un Beşiktaş geçmişi üzerinden birtakım imalarda bulunulmaya çalışıldığını görüyorum.

Öncelikle şunu söyleyeyim: İnsanların emeğiyle, karakteriyle ve itibarıyla bu kadar kolay oynanmamalı.

Tayfur Bingöl’ün geçmişine bir bakalım.

Kocaelispor formasıyla Beşiktaş’a karşı oynadığı maçta gol attı. Beşiktaş’ın 2-0 önde olduğu karşılaşmada takımının farkı bire indiren golünü kaydetti.

Peki, Eyüpspor döneminde ne yaptı?

O dönemde de Beşiktaş’a karşı gol attı. Üstelik takımını 1-0 öne geçiren golün sahibiydi.

Yani karşımızda farklı takımların formasıyla Beşiktaş’a karşı mücadele etmiş, gol atmış bir futbolcu var.

Şimdi bu oyuncunun geçmişte Beşiktaş forması giymiş olmasından hareketle ne ima edilmeye çalışılıyor?

Bir futbolcunun sahadaki pozisyonunu tartışabilirsiniz. Hatalı müdahalesini eleştirebilirsiniz. Ancak hiçbir somut dayanak ortaya koymadan insanların profesyonelliğini sorgulayacak imalarda bulunamazsınız.

Bu kadar kolay olmamalı!

O insanların aileleri var, kariyerleri var, yıllarca verdikleri emek var.

Bugün sosyal medyada birkaç etkileşim almak uğruna ortaya atılan bir imanın, bir insanın hayatında nasıl sonuçlar doğurabileceğini düşünmek gerekiyor.

Tayfur Bingöl’ün geçmişte Beşiktaş’ta oynamış olması, bugün yaptığı her hareketin altında başka bir anlam aranmasını gerektirmez.

Futbolcuyu eleştirmek başka, futbolcunun itibarını hedef alabilecek imalarda bulunmak bambaşka bir şeydir.

MESELE SADECE BİR PENALTI DEĞİL!

Bütün bu yaşananları yan yana koyduğumda gördüğüm bir tablo var.

Beşiktaş lehine bir penaltı veriliyor, sosyal medyada hemen büyük bir tartışma başlıyor.

Nübel’in pozisyonu konuşuluyor ama pozisyonun başlangıcındaki tabanla müdahale yeterince gündeme getirilmiyor.

Selçuk İnan’ın farklı maçlardan sonraki açıklamaları arasında ciddi bir üslup farkı ortaya çıkıyor.

Ardından Tayfur Bingöl gibi bir futbolcunun geçmişi üzerinden çeşitli imalar gündeme geliyor.

Bunların hepsini birbirinden bağımsız değerlendirebilirsiniz. Ancak benim itirazım, Beşiktaş söz konusu olduğunda tartışmaların sürekli aynı noktaya sürüklenmesine.

Ben Beşiktaş’a ayrıcalık istemiyorum.

Beşiktaş’ın hatalı kararlarla kazanmasını da savunmuyorum.

Nitekim Nübel’in pozisyonuna ilk anda penaltı diyen de bendim. Çünkü gördüğüm şeyi söylemekten çekinmem.

Ama aynı adalet anlayışını herkes için istiyorum.

Beşiktaş lehine verilen kararlar nasıl tartışılıyorsa aleyhine yaşanan pozisyonlar da aynı ciddiyetle konuşulsun.

Bir teknik direktörün hakem eleştirisi elbette haber olsun. Ancak aynı teknik direktörün başka maçlarda gösterdiği tavırla arasındaki farkı sorgulamak da bizim hakkımız.

Ve en önemlisi, futbolcuların itibarı sosyal medya tartışmalarına kurban edilmesin.

Beşiktaş camiası da bu tartışmalar karşısında sessiz kalmamalı. Ancak vereceği cevap kuru gürültüyle değil; görüntülerle, kurallarla, somut bilgilerle ve tutarlı bir duruşla olmalı.

Çünkü mesele yalnızca bir penaltı kararı değil.

Mesele, futbolun herkese aynı ölçüyle değerlendirilip değerlendirilmediği.

Benim bütün itirazım buna.

Beşiktaş’a ayrıcalık değil, herkese uygulanan adaletin Beşiktaş’a da uygulanmasını istiyoruz.