Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

MHK’de değişim zamanı 


GİRİŞ:
2026-10-06
saat ikonu 09:44
|
GÜNCELLEME:
2026-10-06
saat ikonu 09:44

Türk futbolunda hakem tartışmalarını yıllardır aynı şekilde yapıyoruz. Bir hakem hata yapıyor, birkaç gün konuşuyoruz, sonra başka bir maç ve başka bir karar gündeme geliyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada mesele artık tek tek hakemlerin verdiği kararların çok ötesinde.

Asıl mesele güven.

Ben uzun zamandır şunu savunuyorum: Bir dönem MHK Başkanı yabancı olsun. Türk futbolunun içindeki ilişkilerden, kulüp baskılarından ve yıllardır oluşmuş dengelerden mümkün olduğunca uzak bir isim gelsin ve kendi sistemini kursun.

Gerekirse mevcut hakemlerin tamamı yeniden sınava alınsın. Ama gerçekten sınava alınsın.

Kimsenin kafasında soru işareti bırakmayacak, uluslararası standartlarda, denetlenebilir ve sonuçları tartışmaya kapalı bir sistem oluşturulsun. Hakemlik yapmayı gerçekten hak edenler sahada kalsın. Yeterli olmayanlarla yollar ayrılsın.

Bu düzen kurulana kadar da gerekirse kritik maçlarda yabancı hakemlerden faydalanılsın.

Çünkü Türk futbolunun artık yeni tartışmalara değil, güvenebileceği bir sisteme ihtiyacı var.

ÖRNEĞİ BİZE NE ANLATIYOR?

Gelelim beni asıl düşündüren noktaya…

Turgut Doman, 10 Kasım 2024’te oynanan Başakşehir- maçının hakemiydi. Karşılaşma 0-0 sona erdi. O maçta Beşiktaş lehine beklenen ve Fırat Aydınus başta olmak üzere birçok futbol otoritesinin penaltı olarak değerlendirdiği pozisyonda oyun devam etti.

Böylesine tartışmalı bir kararın ardından insan doğal olarak hakemin performansının nasıl değerlendirildiğini merak ediyor.

Fakat Doman, yaklaşık bir ay sonra bu kez - karşılaşmasına atandı.

Ben buna “ödül” diyorum.

Çünkü büyük bir maçta çok ciddi bir tartışmaya neden olan hakemi kısa süre sonra yine önemli bir karşılaşmaya atıyorsanız, dışarıdan bakıldığında bunun başka türlü yorumlanması kolay değil.

Fakat hikâyenin asıl dikkat çekici bölümü bundan sonra başlıyor.

Turgut Doman, Sivasspor-Galatasaray karşılaşmasının ardından Süper Lig’de orta hakem olarak bir daha görev alamadı. Dördüncü hakemlik ve VAR görevleri oldu ancak orta hakem olarak sahaya çıkmadı.

İşte benim üzerinde durduğum nokta tam olarak burası.

Biz Beşiktaş’ın maçlarında ciddi hakem hataları yaşandığında günlerce konuşuyoruz. “Bu hakem bir daha Beşiktaş maçına verilmemeli”, “Bu performansın bir karşılığı olmalı” diyoruz.

Sonra bakıyoruz ki başka bir maçtan sonra bazı şeyler çok daha sessiz gerçekleşebiliyor.

Turgut Doman’ın kariyerindeki bu tabloyu incelerken insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Beşiktaş maçındaki ağır tartışmanın ardından önemli bir karşılaşmaya atanan bir hakem, neden Sivasspor-Galatasaray maçından sonra Süper Lig’de bir daha orta hakem olarak görev alamadı?

Eğer bunun tamamen teknik ve performansa dayalı bir açıklaması varsa kamuoyu bunu bilmeli.

Çünkü sorun tam da burada başlıyor.

Hakemlerin hangi performans kriterleriyle maç aldığı, hangi gerekçelerle dinlendirildiği veya neden uzun süre görev verilmediği açık biçimde ortaya konmadığı sürece her kararın arkasında başka bir neden aranır.

Türk futbolunun kurtulması gereken şey de tam olarak bu şüphe ortamıdır.

Ben Beşiktaş’a ayrıcalık istemiyorum.

Ben eşitlik istiyorum.

Bir hakemin yaptığı ciddi hata Beşiktaş maçında da aynı şekilde değerlendirilsin, Galatasaray maçında da, Fenerbahçe maçında da, Trabzonspor maçında da…

Kulübün adı değişince kriter değişmesin.

Bu yüzden mesele yalnızca MHK Başkanı’nın kim olacağı değildir. Mesele sistemi öyle şeffaf hâle getirmektir ki hiçbir kulüp “Bize başka, rakibimize başka uygulama yapılıyor” diyemesin.

Belki de Türk hakemliğinin ihtiyacı olan gerçek reform budur.

İsimleri değil, sistemi değiştirmek.

Çünkü adaletin olduğu yerde hakem konuşulmaz.

Ama güvenin olmadığı yerde verilen her düdük tartışılır.