Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Sosyal medyadaki bu kirli ve sahte sevgi, bu sahte arkadaşlık gerçekten bu mu?
Bir insanın duygularını, sosyal medyada beğendiği paylaşımlara göre mi tartacağız? Birinin kişisel paylaşımlarına bakıp iyi mi kötü mü olduğuna mı karar vereceğiz? Bir insan tatile çıktığında, hayatında neler yaşadığını bilmeden “Oo, sen geziyorsun” demek mi arkadaşlık?
Bu konu nereden geldi aklıma biliyor musunuz?
BİZZAT YAŞADIM!
Yılın başında bir yazıdan etkilenmiştim. Daha sonra o yazıyı uzun uzun sorguladım. Konu “dijital ayak izine göre yaşamak” meselesiydi.
O gün radikal bir karar verdim.
İlgi alanım olan her şeyi takip etmeyi bıraktım. Konuşmadığım insanları bile takip etmeyi bıraktım. Sosyal medyamı giderek daha minimal bir hale getirdim. İşimle ilgili takipler ve bilgiler dışında çok fazla şey bırakmadım.
Bir noktadan sonra günlük hayatımın her anını insanlara duyurmak zorunda olmadığımı düşündüm.
Bir yere mi gittim? Paylaşırım. Bir şey mi yaşadım? İstersem paylaşırım. Ama bunu anlık olarak herkese göstermek zorunda değilim.
Kendime şunu söyledim: Burası benim anı alanım olsun.
Bir yere gidersem birkaç fotoğraf paylaşırım. Bir anımı saklarım. O kadar.
Beğeni peşinde koşmayı, sürekli yorum yapmayı, her yaptığımı göstermeyi bıraktım. Neredeyse aylardır sosyal medyadan çekildim. Kendi ilgi alanımla ilgili olan sosyal medya hesabımla daha fazla ilgilenmeye başladım.
SONRA NE OLDU?
Geçen gün tek başıma yaptığım kısa bir gezintinin ardından birkaç hikâye ve bir paylaşım yaptım. Ve insanların sahtelikleriyle yüzleştim.
Telefon numaramın olduğu, beni gayet rahat arayabilecek insanlar; “Neredesin?”, “İyi misin?” gibi cümlelerle halimi hatırımı sormaya başladılar. Bir kişi değil. Birkaç kişi. O zaman kendime şu soruyu sordum: Benimle olan arkadaşlık bağınızı benim sosyal medyadaki görünürlüğüm mü belirliyor?
Ben ortada yokken beni merak etmeniz için bir paylaşım yapmam mı gerekiyor? Yokluğumu fark edecek kadar hayatınızda bir yerim varsa, neden aramadınız? Neden bir hikâye paylaşmamı beklediniz? Neden beni sosyal medyada gördüğünüzde hatırladınız? İşte ben tam olarak bunu sorguluyorum. Çünkü artık sahte ilişkilerden, sahte bağlardan, sahte sevgilerden dünyanın temizlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Her şey bu kadar sahte oldukça gerçek nerede olacak? İnsanların birbirine gerçekten değer verdiği bir yer kalacak mı?
Arkadaşlık dediğimiz şey, birinin Instagram'da ne paylaştığına bakarak mı ölçülecek? Bir insan paylaşım yapmıyorsa yok mu? Bir insan tatil fotoğrafı paylaşmıyorsa mutsuz mu? Bir insan sürekli hayatını göstermiyorsa hayatında hiçbir şey olmuyor mu?
YA DA TAM TERSİ...
Bir insan güzel bir yerde fotoğraf paylaşıyorsa her şeyi yolunda mı? İşte benim itirazım buna. İnsanları sosyal medya görüntülerinden okumaya çalışmayın. Çünkü gördüğünüz şey, insanın hayatının tamamı değil. Belki sadece size göstermek istediği küçük bir bölüm. Belki de hiçbir şey. Ben sorgulayan bir insanım. Gerçekleri ve netliği severim. Duygularım sözlerimde de ifademde de bellidir. Netim.
Ve net insanları severim. Hayatımıza da net insanların denk gelmesini isterim. Bir de şu “Oo, sen geziyorsun” meselesi var. Bunu da anlamıyorum. İnsanların şartlarını bilmeden birbirlerinin hayatına yorum yapmasını…
İki kuruş parayı bir araya getirip eğlenmeye çalışan insanlara “İyi gezdin” demek yerine biraz da o insanın hayatını düşünün.
Belki o insan ay boyunca kira ödüyor.
Faturasını ödüyor.
Ailesine destek oluyor.
Üstünden başından kısıp iki kuruş biriktiriyor.
Ve belki yılda sadece bir kez kendisi için bir şey yapıyor.
Bazen bir insanın birkaç günlük tatilinin arkasında aylarca yaptığı fedakârlık vardır. Siz sadece fotoğrafı görürsünüz. O ise o fotoğrafa gelene kadar nelerden vazgeçtiğini bilir.
O yüzden insanların hayatlarına sosyal medya ekranından bakıp hüküm vermeyin. Kim ne yaşıyor, kim neyin mücadelesini veriyor bilmiyorsunuz. Bir paylaşım gördünüz diye bir insanın hayatını bildiğinizi sanmayın. Bir insanı gerçekten merak ediyorsanız arayın.
GERÇEKTEN ÖZLEDİYSENİZ SORUN
Gerçekten arkadaşsanız sadece sosyal medyada görünür olduğu zamanlarda değil, görünmediği zamanlarda da yanında olun. Çünkü gerçek bağ, insanın kendisini gösterdiği yerde değil; görünmediği yerde de onu merak etmektir. Ben artık böyle bakıyorum.
Herkes HERKES olmasın.
Herkesin herkese yetişmeye çalıştığı, herkesin herkesi takip ettiği ama kimsenin gerçekten birbirini merak etmediği bir dünyadansa az insan, gerçek bağ ve net ilişkiler olsun. Herkesi insanlığa davet ediyorum. Çünkü bence bu dünyanın en çok ihtiyacı olan şey biraz daha gerçeklik.
